12 Ekim 2010 Salı

Çeşme'de Güzel Bir Hafta Sonu

Havalar iyice soğumadan bir kez daha denizin ve güneşin tadını çıkaralım dedik ve iki hafta önce hafta sonu tatilimizi Çeşme'de geçirmeye karar verdik. İyi ki öyle de yapmışız çok keyifli bir hafta sonu oldu. Şimdi yağışlı ve serin bir İzmir gününde bu fotoğraflara bakmak bile içimi ısıttı. Umarım sizin de hoşunuza gider.


İki günlük tatilimizde Alaçatı'da Lale Lodge'da konakladık. Son derece sakin, temiz, nezih bir otel. İstediğimiz saatte rahatça otele girip çıkabilmemiz için oda anahtarımızın yanında otelin dış kapısının anahtarını da verdiklerinde kendimi evimde gibi hissettim :) Çok huzur verici bir bahçesi ve şirin bir havuzu var, havanın serin olması dolayısıyla havuza giremedik, ama bahçede oturmak keyif vericiydi. Sürekli orada yaşayan sahibinin ne kadar şanslı olduğunu düşünmeden edemedim :)


Kaldığımız oda cumbalı ve havuz manzaralıydı. Odada televizyon olmaması benim için artı bir özellikti. Şehrin gürültüsünden sonra oradaki sessizlik bana çok iyi geldi. Sabahları horoz sesiyle uyandığımda kendimi bir köy evinde misafir gibi hissettim...


Odalar olduğu kadar koridorlar da ince bir zevkle döşenmişti.

Yemek konusuna gelince... Biz fiyatlarını yüksek bulduğumuz için otelde kahvaltı ya da akşam yemeğini denemedik. Dolayısıyla yemekleri hakkında bir fikir yürütemeyeceğim. Yalnız menü odada bulunan liste ile sınırlıysa fazla seçenek olmadığını söyleyebilirim.

Otelle ilgili daha detaylı bilgi ve yorumlar için Müge'ciğimin iki yazısını okumanızı öneririm: Alaçatı&Assos Tatili ve Alaçatı Tatili.



Güzel ve güneşli bir güne uyandığımızda aklımızdaki ilk şey kendimizi denize atmaktı. Bu düşünceyle Pırlanta Plajı'na gittik, öğle saatlerine kadar bizden başka kimse yoktu. Öğleden sonra bizim gibi yazın bittiğini kabullenmek istemeyen birkaç çift daha geldi. Bu plaj bence muhteşem, ince ve altın sarısı bir kumu var, öğleden sonraya kadar deniz havuz suyu gibi dalgasız, sakin... Ve o kadar berrak ki... Hiç çıkmak istemiyorsunuz. Derinleşmesi için epeyce yürümek gerekiyor, bu anlamda çocuklar ve yüzme bilmeyenler için de ideal...



Havanın serin ve rüzgarlı olması dolayısıyla deniz sefamız kısa sürdü. Öğleden sonra her cumartesi kurulan Alaçatı pazarına uğradık, daha sonra da Alaçatı sokaklarında dolaştık. Burası bana her gittiğimde farklı güzellikte geliyor.





Hepsi birbirinden güzel, cumbalı taş evler... Büyük bir kısmı otel ya da restoran olarak kullanılıyor bugün. İnsan geçmişte nasıl bir hayat vardı buralarda diye merak etmeden duramıyor...





Binaların kapılarında bile bir estetik var...


Kapı numaralarına ve kapı süslerine ise bayıldım...




Alaçatı sokaklarında gezerken bu ayva ve nar ağacı da güzelliğiyle dikkatimi çekti...


Bu da otelin bahçesinden :)


Alaçatı'da sörf yapanlar...



Alaçatı marinadan birkaç kare... Ve Alaçatı'nın sembolü yeldeğirmenleri...


Bu kadar gezip enerji harcadıktan sonra İmren Lokantası'nda güzel bir akşam yemeği. Buradan daha önce Çeşme ile ilgili yazımda daha detaylı söz etmiştim hatırlarsanız.


Tatilimizin ertesi günü ise denize girmek yerine gezmeyi terih ettik yine. Daha önce sayısız kez Çeşme'ye gitmemize rağmen nedense hiç yolumuzun düşmediği Paşalimanı'na gittik. Yine sezon dışı olması dolayısıyla sanırım, oldukça sakindi. Yaza hitap eden işletmeler kapanmıştı. Buranın denizi hakkında güzel şeyler duyduk ama denemek bir dahaki yaza kaldı.




Paşalimanı'nda dikkatimizi çeken şeylerden biri çok hoş görünen evler oldu. Burası burun şeklinde olduğundan bazı evler öyle bir noktada ki evin her iki tarafı da denize bakıyor :)


Yine Paşalima'nında bulunan mimarisini çok beğendiğim ama yemeklerini denemediğim (ama denemek üzere not aldığım) bir restoran...


Paşalimanı'ndaki gezintiden sonra Boyalık Koyu'nda yer  alan 7800 Çeşme'de yapılan kiteboard şampiyonasını izledik, oldukça keyifliydi. Hatta bizde de deneme isteği uyandırdı diyebilirim :)


Bir kitesurfçünün başlangıç denemelerinden kısa bir görüntü izlemek isterseniz, buyrun... (ses kapalı izlemenizi öneririm, malum amatör çekim, rüzgar da var)

Güzel bir haftasonu tatilinin özeti böyleydi işte. Bir dahaki gezi yazısında buluşmak üzere bol güneşli günler dilerim :)

2 yorum:

  1. Ahhh Lale ah
    Kalbimi cız ettiren yegane tatil objesi :)
    Anahtarı vermeleri bizimde çok hoşumuza gitmişti.
    Hele giderken Belkıs ablanın arkamızdan su dökmesi :)
    ay çok özledim çok, gitmek lazım en kısa zamanda tekrar.
    Kahvaltısı çok süperdir, çok az çeşit ama hepsi ev yapımı, reçeller filan, mmmm :))
    Sende çok şeker anlatmışsın şekerim.

    Bu arada blogunun 1.yaşını ve doğumgününü en içten dilekerimle kutlarım canımcım, geç yorum yadığım için özür dilerim :(
    İnşallah uzun yıllar mutlulukla süper paylaşımlar ile devam eder blog maceran...

    Çok öperim

    YanıtlaSil
  2. Mügecim ne güzel yazmışsın canım, inşallah en kısa zamanda gelirsin bu tarafa :) Güzel dileklerin için çok teşekkür ederim :) Sevgiler...

    YanıtlaSil

Düşüncenizi paylaştığınız için çok teşekkürler!