31 Mayıs 2010 Pazartesi

Yeşil İncir Reçeli



Aslında bu reçel 2-3 hafta önce yapıldı, araya giren diğer yazı ve işlerden dolayı yazılması bu zamana kaldı. Ham incir genelde nisan ve mayıs ayında bulunabiliyor, dolayısıyla bu yıl için belki biraz geç oldu ama seneye lazım olur :)

İncir reçelinin yapılması biraz zaman ve emek harcamayı gerektirse de bence lezzeti kesinlikle buna değer. Yıllar önce ilk yediğimde ne reçeli olduğunu anlayamamıştım, farklı bir tadı var, biraz kestane şekerini andırıyor. Pişerken eve harika bir koku yayılıyor. Bu reçelin yapımı biraz zahmetlidir,  ben de sizler için aşama aşama fotoğraflamaya ve püf noktalarını not almaya çalıştım. Umarım denemek isteyenlere yardımcı olur.

Malzemeler:
  • 1 kg taze incir
  • 1 kg toz şeker
  • 3-4 adet karanfil (isteğe bağlı)
  • 1 lt su
  • 1/2 limon suyu
Yapılışı:
  • İncirler yıkanır.
  • İncirlerin sapları uç kısmından hafifçe kesilir. (çok derin kesmeyin, pişerken dağılır)
  • Üzerine su ekleyip bir taşım kaynatın süzgüye alın soğusun.
  • Kaynatma işlemini 2 kez daha aynı şekilde tekrarlayın (toplam 3 kez kaynatılıp suyu dökülecek acısının çıkması için)



  • Son haşlamadan sonra elinizle hafifçe sıkarak incirlerin emdiği suyun çıkmasını sağlayın (acı olmaması için)

  • Sıkma işlemi sırasında incirler buruş buruş görünecek merak etmeyin tekrar suya girdiğinde bu görüntü düzeliyor.
  • 1 kg şeker ve 1 lt suyu ocağa koyun kaynamaya başladığında içine sularını sıktığınız incirleri ekleyin.
  • Yaklaşık 15 dakika kaynatın.
  • Limon suyunu ve karanfilleri ekleyin 4-5 dakika daha kaynatın.
  • Reçel henüz sıcakken kavanozlara döküp hemen ağzını kapatın ve kavanozu ters çevirin.  


  • Kavanozların üzerini sofra bezi tarzı bir örtüyle örtün (yoğurt mayalar gibi) ve bir gece ters durumda yerinden kıpırdatmadan bekletin, ondan sonra saklamak istediğiniz yere kaldırın. (bu şekilde kavanoz vakumlanmış oluyor)

Öneriler:

  • Kullandığınız kavanozların kapakları metal olmalı.
  • Her kavanozda su ve tane miktarının eşit olması için kavanoza önce taneleri sonra suyunu ekleyebilirsiniz.
  • Karanfil yerine kabuk tarçın da ekleyebilirsiniz.

Not:
  • Bu ölçülerle fotoğrafta gördüğünüz kavanozlardan 3 adet çıkıyor.

30 Mayıs 2010 Pazar

Deniz Börülcesi

 
Bugün size balık yemeklerinin yanına çok yakışan bir salata olan deniz börülcesinden bahsedeceğim. Deniz börülcesi adından da anlaşıldığı gibi deniz kenarlarında yetişen bir bitki. Ben İzmir dışında bulunmadığını bu yüzden de pek bilinmediğini sanıyordum, ama İstanbul'da yaşayan blog arkadaşlarım orada da bazı marketlerde bulunabildiğini söylediler, diğer yerlerde durum nasıldır bilmiyorum. İzmir'de mayıstan itibaren yaz boyunca hemen hemen her semt pazarında ve markette bulabilirsiniz. Bu ayda yeni çıktığı için tazecik, nereydese kılçıklı kısmı bile oluşmamış gibi. Alıp yapacaksanız şimdi öneririrm. Deneyeceklere kolay gelsin :)

 

 

 
 
Malzemeler:
  • 1 demet deniz börülcesi
  • Limon
  • Zeytinyağı
  • 1-2 diş sarımsak (isteğe bağlı)
 Yapılışı:

  • Deniz börülcelerini bol suda birkaç kez yıkayın, kök kısımlarındaki toprak iyice temizlensin.
  • Kaynar suda haşlayın (deniz börülcesinde tuz olduğu için suya tuz eklemeyin)
  • Haşlanan börülceleri sudan alın soğuk sudan geçirin (ısınmayı durdurup daha diri kalması için)
  • Haşlanan börülceleri dip kısmından uca doğru sıyırarak ayıklayın.


 
 
 
 
 
 
 

  •  Ezilmiş sarımsak, limon suyu ve zeytinyağıyla salata sosunuzu hazırlayın.
  • Tabağa aldığınız deniz börülcelerinin üzerine hazırladığınız sosu gezdirip karıştırın, salatamız hazır :)

Öneriler:

  • Deniz börülcesi tuzlu toprakta yetiştiği için tuz ihtiva ediyor, o yüzden haşlama suyuna da sosuna da tuz eklememenizi öneririm.
  • Börülceyi ayıklarken içinde yer alan kılçığımsı kısımdan ayrılması lazım, yeterince haşladıysanız bu işlem çok kolay olur, zorlanıyorsanız biraz daha haşlanması lazım demektir.
  • Ben sarımsağı neredeyse her yemek ve salataya ekliyorum, bu salataya da yakışıyor, ama damak tadınıza göre sosunuzu sarımsaksız da hazırlayabilirsiniz.
  • Sosu önceden döküp bekletmek isterseniz limonu eklemeyi son ana bırakın renginin sararmasına sebep oluyor.
  • Üzerine sarımsaklı yoğurt ekleyerek de deneyebilirsiniz.

28 Mayıs 2010 Cuma

Ayvalık-Cunda Adası-Şeytan Sofrası


Geçen hafta sonu günübirlik Ayvalık gezisi yaptık. Gezi programımızda tekne turu, Cunda Adasında gezinti, piknik ve Şeytan Sofrası'nda gün batımını izlemek vardı :)


Oldukça keyifli geçen gezimizden detayları ve fotoğrafları paylaşacağım sizlerle. Bu aralar yemek yazılarından çok gezi yazısı yazmaya başladım sanırım. Bahar geldi böyle oldu :)


Gezimiz Cunda Adası'ndan hereket eden tekne turuyla başladı. Tekne turunda denizde vakit geçirmenin keyfi dışında orjinal bir yan yoktu açıkçası. Tur sahibi ayırdığımız vakit kısıtlı olduğu için hemen gidip dönmek zorunda kaldığını söyledi, tüm günü ayırmış olsaydık daha farklı olur muydu bilemiyorum...


Yine de martılar, dalga sesi ve deniz kokusu eşliğindeki yolculuğumuz keyifliydi.


Tekne turunun ardından Cunda Adası'nı gezdik. Cunda (eski adıyla Alibey Adası) Ayvalık'taki birçok adadan en büyüğü. Aynı zamanda yerleşim olan tek ada da burası. Köprüyle Ayvalık'a bağlı olduğu için ada değil, yarımada aslında :) Ayvalık'tan Cunda'ya doğru giderken köprünün girişinde "Türkiye'nin ilk boğaz köprüsü" tabelası sizi karşılıyor :)


Peki Cunda'da neler yapılır derseniz... Çarşısında dolaşıp otantik kıyafetlere, takılara, hediyelik ürünlere, zeytinyağı ve ondan elde edilen ürünlere ve daha pek çok şeye bakabilirsiniz.


Bir yanınıza denizi, diğer yanınıza da Cunda'nın tarihi evlerini alıp sahilde yürüyebilirsiniz. Adada sokaklar dar olduğu için arabayı bir kenara bırakıp yürüyerek dolaşmanızı öneririm.




Denizden içeriye doğru yürüdüğünüzde manastır, kilise gibi bir sürü tarihi yapı karşınıza çıkacak.



Sahilde dolaşırken yol boyunca sıralanan dondurmacılardan yayılan dayanılmaz kokuya kapılıp dondurma alabilirsiniz (illa ki sakızlı ve meyveli :) ) Dondurma külah ve kaselerini orada hazırladıkları için harika bir koku yayılıyor, külahlar ılık ve taze olarak geliyor.


Sahilde dondurmacıların yanı sıra bir de balık restoranları var. Bu restoranlarda o kadar çok ot ve meze çeşidi var ki insanı şaşırtıyor. Bunu anlatmaya ne kelimeler yeter ne de buradaki birkaç fotoğraf :) gidip görülmesi ve tadılması lazım... Ege ve Girit mutfağının zenginliğini sergileyen bu yiyecekler arasında daha önce tatmadığınız pek çok şey bulacağınızdan eminim.


Deniz kenarındaki pek çok yerde olduğu gibi burada da balığın birçok çeşidini bulmak mümkün. Bunlardan biri olan papalina ise Ayvalık'a özgü bir balık. Ben ne yazık ki bu gidişimde de geçen yılkinde de yiyemedim. Benim gibi bir balıksever için ne büyük kayıp tahmin edersiniz :) Hamsi boyutlarında ama daha lezeetli bir balık(mış), en lezzetli zamanı da ağustos(muş).

Yukarda saydıklarım dışında buradan zeytin ve zeytinyağı alabilir, ayvalık tostu yiyebilirsiniz. Artık her yerde yapılıyor olsa da anavatanında yemenin tadı başkadır sanırım.


Cunda gezintisinden sonra piknik için Vosvos Kamping'e gittik.




Burası mavi ile yeşilin buluştuğu muhteşem manzaralı bir yer. Ama ne yazık ki bakımsız bir halde. Girişte ödediğiniz ücret karşılığında hiçbir cazibesi yok, sadece mangal yakılabilecek harika manzaralı bir piknik alanı. Bu kadar güzel bir yer çok daha temiz ve bakımlı olabilirdi. 


Piknikten sonra gün batımını izlemek üzere Şeytan Sofrası'na vardık. Şeytan Sofrası ilk duyduğunda insana garip gelen isim. Burası bir tepe üzerinde yer alıyor. Ttepeden görünen manzara sofraya benzediği için bu adı almış. Peki şeytan adı nereden derseniz, o da bu tepede bulunan büyük ayak izinin şeytana ait olduğu inancından sanırım :)


Şeytanın ayak izi olduğuna inanılan bu alana insanlar hangi mantıkla bilmiyorum ama bozuk para atıp dilek tutuyorlar(mış). Bu fotoğraf geçen yıldan...


Bu fotoğraf da bu yıldan...  Bozuk paraların yerini artık pet şişeler almaya başlamış...


Şeytan Sofrası'ndan Ayvalık'taki adaları toplu olarak görmek mümkün.




Şeytan sofrası özellikle gün batımında doyumsuz güzelliği ile insanı büyüleyen bir yer.


Şeytan Sofrası'na gidemezseniz gün batımını izlemek için tavsiye edebileceğim bir diğer yer Cennet Tepesi. Şeytan Sofrası kadar yüksek değil, ama yine de güzel bir manzarası var.






Biz bu gezimizde Ayvalık'ın merkezinde dolaşamadık, ama size tavsiyem Ayvalık'a giderseniz sadece güzel plajlarında vakit geçirmekle yetinmeyin, Rum evleri, eski kilise ve camilerle dolu sokaklarını dolaşın, oradaki tarihi dokuyu da görün. Ayvalık tarihi atmosferiyle, plajlarıyla, yöresel lezzetleriyle ve sayısız güzellikleriyle mutlaka görülmesi gereken bir yer, benden söylemesi :)

24 Mayıs 2010 Pazartesi

Fırında Karagöz Balığı


Karagöz balığını ilk kez denedim, balıkçı karagözün çipuranın akrabası olduğunu söylemişti :) Gerçekten de lezzetleri birbirine yakın. Yalnız karagöz çipuradan daha yağlı bir balık. Ben çipura ve levrekte olduğu gibi bu balıkta da soslayıp fırınlama usulünü tercih ettim. Buğulama ya da balık çorbası da yapılabilir.
 

Malzemeler:
  • 2 adet karagöz balığı
  • 1-2 adet patates (isteğe bağlı)
  • 1 adet krımızı biber (isteğe bağlı)
  • 1 adet soğan (isteğe bağlı)
Sosu için:
  • 3-4 adet sarımsak
  • 1-2 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 1/2 limon suyu
  • Tuz
  • Karabiber
  • Defne yaprağı, biberiye  
 Yapılışı:
  • Ayıklanan ve temizlenen balığı süzgüye alın, suyunun süzülmesini bekleyin.
  • Patatesleri iri parçalar halinde doğrayın.
  • Ezilmiş zeytinyağı, sarımsak, tuz, karabiber ve limon suyu ile hazırlanan sosu balığın içine ve dışına sürün. (balığın dış yüzeyine bıçakla ufak çizikler atabilirsiniz sosu içine alması için)
  • Aralara defne yaprağı ve biberiye yerleştirin.
  • Yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine balıkları dizin, kenarlarına patates ve soğanları sıralayın.
  • 180-200 derecede üzeri kızarana kadar pişirin.

22 Mayıs 2010 Cumartesi

Çilekli Puding

Çileki puding

  
Tatlılar arasında her zaman sütlü tatlı ve pudingler favorimdir, zaman zaman hazır pudingleri kullansam da fırsat buldukça evde hazırlamaya çalışıyorum. Çileki puding de oldukça hafif ve lezzetli... İddia ediyorum bu tarifi denedikten sonra bir daha hazır çilekli pudingleri yiyemeyeceksiniz :) Nefis çilek kokusu, harika bir renk ve sütlü tatlıların dayanılmaz hafifliği hepsi bir arada :)

Çileki puding


 Malzemeler:
  • 500 gr. çilek
  • 1 su bardağı pudra şekeri
  • 1 kutu krema ya da 1 kutu labne peyniri
  • 1 paket vanilya
  • 2 yemek kaşığı buğday nişastası
  • Süt

Yapılışı:


  • Çilekler ayıklanır, yıkanır, şeker ve vanilya eklenerek blendır ya da rondodan geçirilir.
  • Bu karışıma labne ya da krema eklenir, tekrar karıştırılır.
  • İçine su ile seyreltilmiş nişasta da eklenir.
  • Koyulaşana kadar pişirilir, kıvamı koyu olursa süt eklenir.
  • Kaynadıktan sonra kısık ateşte 5 dakika daha tutulur. Ilıdıktan sonra dolapta soğutulur.
  • Üzeri çilek dilimleriyle ya da istenen şekilde süslenir. 

20 Mayıs 2010 Perşembe

Zeytinyağlı Enginar Dolması

Enginar dolması

Enginarın faydaları hepimizin malumu... Ben de mevsimi geçmeden bu tarifi yayınlamak istedim, epeydir arşivde bekliyordu :) Enginar dolması Ege'de, özellikle de İzmir'de yapılan bir yemek bildiğim kadarıyla. o yüzden ayrıntılı anlatmaya çalıştım.  Aslında yapılış aşamalarını da fotoğraflamak istiyorum, ama bu sefer olmadı, belki bir dahakine... Her ne kadar yapılışı zahmetli görünse de denemeye değer. Deneyeceklere kolay gelsin :)

Malzemeler:
  • 4 adet orta boy enginar (yapraklı)
  • 1 adet soğan
  • 1 adet limon
  • 2 çay bardağı pirinç
  • İstenen miktarda nane, dereotu, maydanoz
  • 1 çay bardağı zeytinyağı
  • İstenen baharatlar (karabiber, yenibahar vs.)
  • Tuz
  • Su
Yapılışı:
  • Enginarların sap kısmını kesin, yapraklarının dışındaki kart kısmları koparın.
  • Enginarın ortasındaki yapraklardan kopararak ortasını açın, tüylü kısmını bir kaşık yardımıyla temizleyin.
  • Enginarın iç kısmına limon sürün (kararmaması için)
  • İç harcı için soğan ince ince doğranır, pirinç, yeşillikler,zeytinyağı,  tuz ve baharatlar eklenir.
  • Enginarlar yıkanıp içlerine harç doldurulur. (isterseniz harcı sadece ortaya değil yaprakların arasına da koyabilirsiniz, biraz uğraştırır ama güzel de görünür.)
  • Enginarlar derin bir kaba alınır, tencerenin yarısından biraz geçecek kadar sıcak su eklenir.
  • Kısık ateşte 40-45 dakika pişirilir. 
Enginar dolması

  
Öneriler:
  • Enginar alırken ağır ve sert olanları, yaprakları kapalı olanları tercih edin (daha tazedir)
  • Enginarları birkaç gün taze saklamak için çiçek gibi suya koyabilirsiniz.
  • Enginarın sapını bıçakla kesmek yerine elle kırarsanız lifleri temizlemek daha kolay olur.
  • Temizlediğiniz enginarların kararmasını önlemek için limonlu suda bekletebilirsiniz.
  • Enginarın saplarını pişirmeden az evvel kesin, önceden kesip bekletmeyin, (o zaman tazeliğini kaybeder.)
  • Enginar pişerken biraz limon suyu ya da bir dilim limon eklemeniz yine enginarların kararmasını önleyecektir.
  • İsterseniz dolma harcına kuş üzümü ve dolmalık fıstık da ekleyebilirsiniz.

18 Mayıs 2010 Salı

Fırında Sebzeli Levrek


Balık en sevdiğim yemeklerden biridir, ne kadar sık yesem bıkmam sanırım. Küçük balık, büyük balık, kızartma, fırınlanmış hiç fark etmez balık olsun yeter :) Tokken bile yiyebilirim :) Pişerken yayılan kokuya  bayılıyorum. Siz de benim gibi balıkseverseniz bu tarifi eminim beğenirsiniz. Balığın sosunda pişen sebzeler de çok lezzetli oluyor. Rengareng görüntüsünü de seviyorum. Bu kadar reklamdan sonra gelelim tarife :)

 

 Malzemeler:
  • 4 adet levrek
  • 1-2 adet soğan
  • 1 adet patates
  • 1 adet havuç
  • 1 adet kırmızı biber
  • 1-2 adet yeşil biber
  • 1-2 dal biberiye (isteğe bağlı)
  • 1-2 adet defne yağrağı (isteğe bağlı)

Sos için:

  • 5-6 adet sarımsak
  • 1-2 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 1 adet limon
  • Tuz

Yapılışı:

  • Ayıklanan ve temizlenen balık süzgüye alınır, suyunun süzülmesi beklenir.
  • Diğer tarafta soğan, patates, havuç ve biberler iri parçalar halinde doğranır.
  • Biraz tuz, defne yaprağı ve biberiye eklenir.
  • Zeytinyağı eklenip karıştırılır.
  • Ezilmiş sarımsak, tuz ve limon suyu ile hazırlanan  sos balığın içine ve dışına sürülür. (balığın dış yüzeyine bıçakla ufak çizikler atabilirsiniz sosu içine alması için)
  • Yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine balıklar dizilir, kenarlarına sebzeler yerleştirilir.

Notlar:

  • Ben balığın sosuna karabiber, kekik gibi baharatlardan da ekliyorum, deneyebilirsiniz.
  • İsterseniz aynı şekilde hazırlayıp fırın poşetinde ya da tavada da pişirebilirsiniz.