26 Temmuz 2014 Cumartesi

Cocostar Çikolata ve İyi Bayramlar

20131128_152938

Bugün sizlerle harika bir çikolata tarifi paylaşacağım. Belki bayram ziyaretine gelen misafirlerinize yapmak istersiniz. Yapımı biraz el oyalayıcı olsa da lezzeti buna değiyor. 

Ben hindistan cevizini çok seviyorum, bundan dolayı coco star da sevdiğim bir çikolata. Bu tarifi Cahide Jibek'te görünce hemen denemeliyim dedim. Ve tahmin ettiğim gibi çok güzel bir tat ortaya çıktı. Annemin gününe gelen misafirler için hazırladık. Tadan herkes çok beğenip tam puan verince bana da yazmak düştü :)

Bu arada hala bayram tatlınız karar veremediyseniz meşhur Ege usulü kalburabastı tarifimi öneririm.

Şimdiden hepinize iyi bayramlar diler, büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öperim!

cats

Malzemeler:
  • Yarım su bardağı toz şeker
  • 3 yemek kaşığı su
  • 2-3 damla limon suyu
  • 50 gr tereyağ
  • 40 gr kaymak ya da 2 yemek kaşığı krema
  • 1,5 su bardağı hindistan cevizi
  • 1-2 damla vanilya aroması ya da vanilin
  • 2 paket (160 gr) bitter çikolata
20131123_144325

Yapılışı:
  • Şeker, su ve limon suyu kısık ateşte pişirilir.
  • Tereyağ ve kaymak eklenip ocağın altı kapatılır.
  • Vanilya aroması ve hindistan cevizi eklenir.
  • Yağlı kağıt serilmiş bir kaba yaklaşık 1 cm kalınlığında olacak şekilde dökülür. (ben küçük kare borcam kullandım, borcamı tam kaplamadı)
  • Buzdolabında 1 saat kadar beklettikten sonra istediğiniz şekil ve boyutta dilimleyin.
  • Benmari usulü erittiğiniz çikolataya bir çatal yardımıyla batırıp çıkarın ve yağlı kağıt serilmiş bir tepside donana kadar bekletin. Daha sonra buzdolabına kaldırın.
Not: 
  • Yaz dönemimde çikolatanızı çinde krema da bulunduğundan buzdolabında saklayın.
  • Benim burada verdiğim ölçüler orijinal tarifin yarıya indirilmiş hali 10-12 kişilik bir misafir grubu için ideal oldu.

25 Temmuz 2014 Cuma

Urla Beğendik Abi'de Festival Yemeği

10012435_693229070728805_1861815354_n

Bir önceki yazımda sizlere Urla'daki ot festivali kapsamında Mekanist ekibi ile gerçekleştirdiğimiz geziden bahsetmiştim. Bu festivalin akşam yemeğinde lezzetlerine bayıldığım Beğendik Abi'ye misafirdik. Beğendik Abi'nin yaratıcısı aynı zamanda Slow Food gönüllüsü Handan Hanım bizi tıpkı ev sıcaklığında ağırladı.

page

Daha önce size Beğendik Abi'nin Forum Bornova'daki şubesinden ve orada yediğimiz enfes yemeklerden de söz etmiştim hatırlarsanız. Urla'daki Beğendik Abi, bu güzel lezzetlerin doğduğu yer. Fotoğraflardan da göreceğiniz gibi restoranın her köşesinde ayrı bir özen ve sıcaklık var. Buradaki şömineli köşe, yaşanmışlıkların bir göstergesi gibi duran büfe, oradaki fotoğraflar ve daha birçok detay Handan Hanımın evinde misafirim hissi verdi bana. Mekandaki bu sıcaklıkta dekorasyon kadar Handan Hanımın ve işletmede görev alan diğer kişilerin güleryüzü de etkili. Mekana bir kadın eli değdiği belli oluyor doğrusu...

10172690_693229370728775_865168810_n

Daha önce de söylediğim gibi Beğendik Abi'nin sunum için kullandığı bu tabakları çok seviyorum. Blogumun logosunun da zeytin olması etkili olabilir bu durumda :)

1175256_693230210728691_35734260_n

Şimdi gelelim yemeklere... Uzun bir liste olacak hazırlıklı olun. Hatta şu an aç iseniz fotoğraflara hiç bakmayın bence...Yemekleri tek tek sayacağım ama şu ortadaki lezzetlerden lahana sarmasını ayrıca vurgulamak isterim. Beğendik Abi'ye gittiğinizde mutlaka tatmanız gereken lezzetlerden biri. Hafif tatlımsı, kararında tarçın aromalı, mis gibi zeytinyağı kokan bir sarma içinde havuç da var yanılmıyorsam.

1970596_693229907395388_273854495_n

Enginar dolması başlı başına bir şaheser. Görüntüsü bile belli ediyor zaten. Pek çok kişi enginarı çanak halinde kullanır, oysa böyle yapılan dolma da en güzel hallerinden biridir. Mevsiminde yine denenmesi gereken bir lezzet.

kolaj

Ve zeytinyağlılar, ara sıcaklar ile devam... Sol üstten saynaya başlıyorum. Yanında karışık ot tabağı, yumurtalı ot kavurması. Malum otsuz bir Ege sofrası düşünülemez.

Altta yer alanlar çok farklı bir lezzet olan balkabağı mücveri, onun yanında nefis aromasıyla yumurtalı arapsaçı ve en sağda yine değişik bir yorum ıspanak balığı... Her biri ayrı güzeldi.

1982309_693231664061879_2106142220_n (1)

Yine bir Ege klasiği keşkek. Çok başarılı... Sevenlerin kaçırmaması gereken bir tat...

10153132_693231670728545_346690389_n

Kuzu etli arapsaçı... Zaten aromasına bayıldığım bir ot. Çok da güzel yapılmıştı, suyu o kadar lezzetliydi ki anlatılmaz, tatmak lazım...

IMG_9857


Kuzu etli şevketi bostan da enfesti. Zaten arapsaçı ve şevketi bostana kuzu eti çok yakışıyor bence. 

10154421_693231844061861_787617178_n

Ve akşamın ana yemeği. İç pilav eşliğinde oğlak tandır. O kadar nefis o kadar nefisti ki yukarda gördüğünüz onca şeyin üstüne bile yendi diyeyim siz anlayın ne kadar güzel olduğunu. Tam bir başyapıt.

tatli

Sıra geldi tatlılara... Kadayıflı muhallebi en ağır yemeğin bile üzerine rahatlıkla yenebilecek hafiflikte. Sütlü tatlıları çok sevdiğimden benim favorim oldu. Girit Böreği ise çıtır yufka arasında tatlı lor olan şerbetli bir tatlı. 
Kesinlikle denenmesi gereken farklı bir lezzet.

1185006_693230977395281_248821011_n

Mekanist ekibinin yüzündeki mutluluk gecenin ve yemeklerin güzelliğini özetliyor sanırım. 

Beğendik Abi'nin Urla'daki merkezi dışında Forum Bornova ve Alaçatı'da da şubeleri var. Hangisine yakınsanız gidip bu güzel lezzetleri yerinde tatmanızı öneririm. Eminim kulaklarımı çınlatacaksınız...

Hem Urla Ot Festivali hem de bu güzel akşam için Mekanist ekibine, Ceren Oluz'a ve ev sahipliği için Handan Kaygusuzer'e çok teşekkür ederim.

20 Temmuz 2014 Pazar

Geleneksel Urla Mart Dokuzu Ot Festivali

IMG_9943

Evet başlığa bakıp temmuz ayındayız ne martı ne otu diyebilirsiniz :) Ama blogumun sürekli okuyucularının bildiği gibi ben geç de olsa gezilerimi, etkinliklerimi, keyif dolu anlarımı buraya yazmayı seviyorum. Blogum benim için tariflerle birlikte güzel anılarımı biriktirdiğim bir günlük aynı zamanda...

Bugün sizlere mart ayında Mekanist ekibi ile birlikte Urla'da katıldığım ot festivalini anlatmak istiyorum. Eski takvime göre mart dokuzu baharın gelişini sembolize eden bir tarihmiş, dolayısıyla eskiden beri bu durum çeşitli şenliklerle kutlanırmış. Slow Food Urla gönüllüleri, Urla Belediyesi'nin desteğiyle bu günü bir süredir festivale dönüştürüyor. Bu yılki Urla Ot Festivali ise 22-23 Mart tarihlerinde gerçekleşti.

IMG_9933 cats

Benim ilk kez katılacağım bu festival için Mekanist ekibi ile birlikte yola çıktık. Ve festival etkinliklerine geçmeden önce Urla İskele'de yer alan Urit Cafe'de doğal ürünlerle hazırlanmış olan ve yöresel lezzetleri yansıtan nefis bir kahvaltı ile güne başladık.

IMG_9945

Kahvaltının ardından festivale özel hazırlanmış Urla gezisine başladık. Bu gezi için ilk durağımız Kiklad Kayıkları idi. Tarihin ilk limanlarından olduğu düşünülen bu bölgede eski teknelerin örneklerini görmeniz mümkün. Ayrıca arkeologların verdiği bilgiye göre, bu bölgede denizin altında yapılan ve denizcilik tarihi açısından son derece önemli kazı çalışmaları devam etmekteymiş. Burada yapılan çalışmalarda eski limanlar, o dönemde kullanılan teknelerin yanı sıra, teknelerde neler yendiği, rotalar, rüzgar gibi çeşitli konularda da araştırmalar yapılmaktaymış. Bize bu bilgileri veren arkeolog aynı zamanda deniz arkeolojisi konusunda Türkiye'nin önemli bir yere sahip olduğunu da vurguladı.

20140322_110431 

Teknelerin yapımında aslında sedir ağacı kullanılması gerekiyormuş, ama kesimi yasak olduğu için bu mümkün olmadığından yerine meşe, kestane gibi sert ağaçlar tercih ediliyormuş.

IMG_9954 

Burada yapılan Kiklad Tekneleri Canlandırma Projesi'nden de bahsetmek itiyorum. Bu proje kapsamında Ege Denizi'nde ilk ulaşım aracı olarak kullanılan teknelerin dönemin özelliklerine göre yeniden inşası için çalışılıyor. Bu kapsamda yapılan teknelerden bir tanesi de yukarıda görmüş olduğunuz Kibele adlı tekne.


Urla İskele'den Karantina Adası'nın görüntüsü

Kiklad Kayıkları hakkında bilgi aldıktan sonra Karantina Adası'na doğru yola çıktık. Tabii burası artık bir ada değil, karayolu ile Urla'ya bağlı ve mesafe olarak da epey yakın.



Karantina Adası'nda bulunan Tahaffuzhane'yi ilk gez gezme ve hakkında bilgi alma fırsatım oldu. Son dönemde göç konusu ile ilgili romanlar okuyordum ve bunlarda "tahaffuzhane" sıklıkla geçiyordu. Bu anlamda okuduklarımı daha iyi canlandırabilmem açısından burayı ziyaret edişimiz de çok güzel bir zamana rastladı benim açımdan.

Tahaffuzhane ne demek derseniz, Arapça hıfz (koruma) kökünden türeyen bu kelime korunma evi, korunma yeri anlamına geliyor. Tanımı biraz daha genişletirsek yolculuk esnasında bulaşıcı bir hastalık taşıma ihtimali olan insanların karaya geçmeden önce gerekli sağlık ve temizlik kontrollerinin yapıldığı bir sağlık kuruluşu diyebiliriz. Bir anlamda bir süre karantinaya alındıkları bir alan. Karantina Adası'nın adı da buradan geliyor.

urla tahaffuzhane

Tahaffuzhane'deki bilgi panolarında yazdığına göre burası 1950-1965 yılları arasında işler durumdaymış. Ticaret, yolculuk, hac vs. amaçlarla İzmir limanına gelen gemiler Karantina Adası'nın yaklaşık 1 mil açıklarında demir atar, yolcular ve eşyalar adaya filikayla taşınırmış. Filikalardan indirilen eşyalar raylı bir sistemle tahaffuzhaneye taşınır, daha sonra da yolcular sağlık, eşyalar da temizlik kontrolünden geçirilirmiş.

cats

Yukarıda görmüş olduğunuz fotoğraflar tahaffuzhanenin içinde yer alan -banyo malzemeleri, banyo sonrası dinlenme odası, giysilerin temizlenmesini sağlayan büyük buhar kazanları gibi- bazı kısımları gösteriyor.

20140322_122659

Tahaffuzhane'den sonraki durağımız Klazomenai Antik Kenti'ydi. Bütün hayatı İzmir'de geçmiş biri olarak utanarak söylüyorum ki  tıpkı Tahaffuzhane gibi burayı da ilk kez gördüm. Klazomenai Antik Kenti'nin girişinde yer alan bilgi panosunda bu alanda M.Ö. 6. yy.dan kalma bir zeytinyağı işliği ve deposu bulunduğu belirtiyordu. Tabii sadece bu değil, aynı alanda çok eski dönemlere ait sur duvarı, seramik fırın ve çeşitli gömü ve konutlara ait kalıntılar da mevcutmuş.

Fotoğrafta gördüğünüz bu zeytinyağı işliği yeşillikler arasında sizce de çok masalsı bir görüntüye sahip değil mi?

IMG_9980 cats

Klazomenai Antik Kenti'nde yer alan bu zeytin işliği bilinen en eski zeytin işliklerinden biriymiş. Burada o dönemde zeytin işlemek için kullanılan araçları görmek ve duvarlarda bu işlemleri anlatan tablolardan bir fikir edinmek mümkün. Burada bulunan bir uzman bize bu konuda detaylı bir bilgi verdi, ardından da zeytinyağ tadımının inceliklerini dinledik ve zeytinyağ tadımı yaptık.

kadın üretici pazari

Klazomenai Antik Kenti'nden sonra sırada Kadın Üretici Pazarı'nın gezilmesi vardı. Bu pazarda adından da anlayabileceğiniz gibi kadınların el emeği olan çeşitli takılar, örgüler, işlemeler, hamur işleri, reçeller, ekmekler ve daha birçok şeyi bulmak mümkün. Biz burayı gezerken hem bir şeyler yedik hem de evlerimiz için alışveriş yaptık. Urla'ya yolunuz düşerse sizlere de uğramanızı tavsiye ederim. 

Meraklısı için not düşeyim Urla Kadın Üretici Pazarı'nın yeri Eski Tamirhane Binası, her cumartesi 09.00-19.00 arası bu pazarı gezebilirsiniz.

IMG_9999

Ardından Urla Kültür Merkezi'nde gerçekleşen "Doğal Beslenme Hakkımız" konulu panele katıldık. Prof. Dr. Tayfun Özkaya, Nedim Atilla, Sarp Oktay, Merih Yücel ve Birgül Türkel'in konuşmacı olarak yer aldığı panelde son derece önemli ve ilgi çekici konulara değinildi.

urla urla2

Panelden sonra ise akşam yemeğine kadarki vaktimizi değerlendirmek için Urla sokaklarında dolaştık. Ara sokaklara daldığımızda öyle güzel evler, öyle şirin cafeler gördüm ki... Daha önce pek çok kez gelmiş olmama rağmen zamanın çoğunu sahilde geçirdiğim için böyle detaylı gezme fırsatım olmamıştı. Gittiğim yerlerde ara sokaklara dalıp fotoğraf çekmeyi ve amaçsızca dolaşmayı çok seviyorum...

Bu güzel ve keyifli gezintinin ardından festival yemeğinin yeneceği yer olan Beğendik Abi Lokantası'na doğru yol aldık. Restoranın işletmecisi, aynı zamanda Slow Food gönüllülerinden Handan Hanım bizi burada çok özel bir menü ile ağırladı. Menüde neler mi vardı? Bu da bir sonraki yazının konusu olsun...

Bu güzel etkinlik için Mekanist ekibine, Ceren Oluz'a çok teşekkür ederim...

14 Temmuz 2014 Pazartesi

"Mutfağımda hünerli bir yardımcım olsun" diyorsanız, Pakmaya!

Hanımlar, siz de biliyorsunuz, kullandığımız ürünlerin kalitesi bizim için çok önemlidir. Bildiğimiz, kalitesine güvendiğimiz ürünlerden şaşmayız. Bu yüzden ben tatlı-tuzlu çeşitlerin hazırlanmasında, pudinglerde, Türk tatlılarında Pakmaya tercih ediyorum: Dile kolay... 40 yılı aşkın deneyimi var. Dahası, dünyanın 130'u aşkın ülkesine ihracat yaptığını, dünyanın benimsediği bir marka olduğunu biliyor musunuz?  Kek, kurabiye, çörek, poğaça, pasta, geleneksek tatlılar mı hazırlayacağım: Pakmaya'da her türlü yardımcı var: Maya başta olmak üzere hamur kabartma tozundan, şekerli vaniline... kakaodan, pudra şekerine... pirinç unu, buğday nişastası, mısır nişastası, enfes sosları ve krem şantisi ile Pakmaya el emeğimi, becerimi taçlandırıyor.
Konuklarıma şöyle serin, hafif bir puding mi sunacağım? Çikolatalısı, bitter çikolatalısı, çikolatalı fındıklısı, çikolatalı bademlisiyle... vanilyalısı, muzlusu, çileklisi, antep fıstıklısıyla, puding deyince benim tercihim Pakmaya...
Türk Tatlıları’nı da unutmayalım: Usta şefler, işinin uzmanı profesyonellerle büyük bir titizlikle çalışmışlar. Ortaya çıkan sonuçtan ben çok etkilendim... Pakmaya Damla Sakızlı Muhallebi’de buram buram damla sakızı lezzeti, kokusu var. Pakmaya Keşkül’de mis gibi bademi hissediyorsunuz... Pakmaya Sütlaç desen kıvamı, tadıyla çok başarılı. Mükemmel kıvam, yoğun lezzetiyle bademli keşkül, damla sakızlı muhallebi, nefis sütlaç... Geleneksel sütlü tatlılarımızı Pakmaya kalitesiyle gönül rahatlığıyla ikram edeceksiniz.
Pakmaya sunduğu enfes tariflerle de benim lezzet yardımcım. www.mutfaginyildizi.com’da birbirinden lezzetli tarifler sizi bekliyor. Açıkçası ben www.mutfaginyildizi.com’a bakmadan mutfağa girmiyorum. En son Şam Tatlısı tarifini denedim, bayıldım. Eğer siz de bu Ramazan iftar sofralarımı neyle taçlandıracağım, bayramda misafirlerimi nasıl şaşırtacağım diye düşünüyorsanız hiç üzülmeyin. 

Pakmaya, zengin ürün çeşitleri www.mutfaginyildizi.com’daki tarifleriyle sizin de vazgeçilmeziniz olacak. Mutlaka ziyaret edin.
Hünerli hanımlar... size de tavsiye ediyorum; Pakmaya ile "Mutfağın Yıldızı" olun, sevdiklerinizin gözlerinde mutluluk pırıltıları yaratın... Pakmaya kalitesi, lezzetiyle bol bol "eline sağlık" teşekkürü alın.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

10 Temmuz 2014 Perşembe

Çilek Soslu Damla Sakızlı Muhallebi

IMG_0353

Hem yaza hem de iftar sofralarına yakışacak hafif bir sütlü tatlı tarifimiz var bugün. Aynı zamanda da pratik, hazır karısımlar kullanmak yerine bu tatlıyı evde kısa sürede kolaylıkla hazırlayabilirsiniz.

Ben sakız aroması için kuzenimin Çeşme'den getirdiği damla sakızı macununu kullandım. Artık bu macunu marketlerde de rahatlıkla bulabilirsiniz. Damla sakızı macununuz yok ise ya da kullanmak istemezseniz yerine birkaç adet damla sakızı ya da damla sakızlı vanilin de kullanabilirsiniz. O zaman şeker de eklemeniz gerekir. Ben bu tarifte hiç şeker kullanmadım.

Deneyeceklere afiyet olsun!

IMG_0346

Malzemeler: (10 kase)
Muhallebi için
  • 2 yemek kaşığı un
  • 2 yemek kaşığı nişasta
  • 2 yemek kaşığı pirinç unu
  • 1 litre süt
  • 5 (tepeleme) yemek kaşığı damla sakızı reçeli
  • 2 (silme) yemek kaşığı tane antep fıstığı
Sosu için
  • 2 su bardağı çilek (ben donmuş kullandım)
  • 3-4 yemek kaşığı toz şeker
  • 2 (tepeleme) tatlı kaşığı mısır nişastası
Üzerine
  • Hindistan cevizi
  • Antep fıstığı
Yapılışı:
  • Muhallebi malzemelerinin tamamını bir tencereye alın, bir çırpma teli ile sürekli karıştırarak kıvam alana kadar pişirin.
  • Ocağı kapatıp ılımaya bırakın, kabuk tutmaması için arada karıştırın.
  • Servis yapacağınız kaselere -sos için de bir miktar boşluk bırakarak- muhallebiyi dökün.
  • Sos için çilekleri parçalayıcıda püre haline getirin.
  • Sos kabınız çilek püresini ve şekeri koyup ocağa alın. Kaynamaya başladıktan sonra ocağı kısın ve az miktarda su ile açtığınız nişastayı karıştırmaya devam ederek sosa ekleyin. Birkaç dakika sonra ocağı kapatın.
  • İlk sıcaklığı çıktıktan sonra muhallebinizin üzerine dökün.
  • Oda sıcaklığına geldikten sonra üzerini hindistan cevizi ve antep fıstığı ile süsleyip dolaba kaldırın bir gece ya da en az 3-4 saat soğuttuktan sonra servis edin.

5 Temmuz 2014 Cumartesi

Çilekli ve Peynirli Semizotu Salatası

IMG_0163

Sizlerle bugün hem çay davetlerin hem de akşam yemeklerine çok yakışacak bir salata tarifi paylaşacağım. Çok pratik, lezzetli bir sunum olması dolayısıyla iftar sofraları için de çok ideal. 

Ben bu salatanın ıspanaklısını Dilek ablamda (Ihlamurcum) yemiş ve çok begenmiştim, ıspanak olmayan bir mevsimde onun önerisi ile semizotu ile denedim. Semizotunun mayhoş tadı, çileğin lezzeti ve rengi ile inanılmaz uyumlu oldu. Çilek sosu pembe yapıyor ve yemesi çok keyifli bir lezzet çıkıyor ortaya.

Peynir olarak da özellikle keçi peyniri ile denemenizi öneririm. Farklı bir seçenek isterseniz Ihlamurcum'un parmesan peynirli tarifini de önerebilirim. 

IMG_0162

Malzemeler:

  • 1 su bardağı çilek
  • 1 bağ semizotu
  • 1 su bardağı küp doğranmış keçi peyniri
  • 3-4 yemek kaşığı zeytinyağı
  • Yarım limon suyu
  • Tuz

Yapılışı:
  • Semizotunu  yaprak kısımlarını ayıklayın, yıkayın, suyu iyice süzülsün.
  • Servis yapacağınız tabağa semizotlarını alın, üzerine yıkayıp doğradığınız çilekleri yerleştirin.
  • En üste küp küp doğradığınız keçi peynirini serpin.
  • Sos için tuz, limon suyu ve zeytinyağını karıştırın ve servis yapacağınız zaman salataya dökün.
Notlar:
  • Bu salata önceden yapılıp bekletilmeye uygun değil, çilekler bozulabilir ondan dolayı salatanızı servise yakın hazırlayın. Sosu önceden hazırlayabilirsiniz ama servis zamanı salataya ekleyin.
  • İsterseniz içine kavrulmuş ceviz de ekleyebilirsiniz.
  • Tuz miktarını ayarlarken peynirin tuzunu da dikkate almayı unutmayın!

2 Temmuz 2014 Çarşamba

Reyhan Şerbeti


Reyhan şerbetini daha önce çay davetine gelen misafirlerim için hazırlamıştım. Henüz o sofrayı yayınlayamadım ama bu şerbetin özellikle iftar sofralarına çok yakışacağını düşündüğümden bu tarifi öne almak istedim. Reyhan şerbetini çok sevdiğim iki ablamın bloglarında, Nergis Mevsimi ve Pembe Kekik'te gördüm. Ben ikinci denememde limon tuzunu çıkarıp limonu arttırdım, su miktarını azalttım,  yani kendi damak tadımıza uygun hale getirdim. Buraya da kendi denediğim şekilde yazıyorum. Siz de tadını kontrol ederek şeker ve su miktarında oynama yapabilirsiniz.

Bu pratik ve lezzetli içeceği en kısa zamanda mutlaka denemelisiniz. Önce rengiyle daha sonra tadıyla insanları mest ediyor. İnsanlar reyhandan bu kadar tatlı bir renk çıkabileceğine inanmıyor ve ısrarla gıda boyası olup olmadığını soruyorlar. 

Bu güzel tarifle hepinize hayırlı ramazanlar dilerim...



Malzemeler:
  • 1 demet reyhan (mor yapraklı fesleğen)
  • 6 yemek kaşığı toz şeker
  • 2 adet limon suyu
  • 2 adet limon kabuğu rendesi
  • 1 litre sıcak su

Yapılışı:
  • Reyhan yıkanır, yaprakları ayrılır, irice doğranır ya da elle parçalanır.
  • Cam bir sürahiye reyhan, şeker, limon suyu, limon kabuğu rendesi konur ve üzerine 1 lt kaynar su eklenir. 
  • Sürahinin ağzı kapatılarak soğuyana kadar bekletilir.
  • Soğuduktan sonra ince bir süzgeç ya da tülbent yardımıyla süzülür ve dolaba kaldırılır. Soğuk olarak ikram edilir.