19 Ağustos 2014 Salı

Balkanlar Turu 3. Gün: Ohri

1ohri

Balkanlar turumuzun 1. gününü Üsküp'te, 2. gününü Kalkandelen, Manastır ve Resne'de geçirdikten sonra 3. gününe Ohri'de başladık. Ohri Makedonya'nın günaybatısında ve Arnavutluk sınırına yakın bir konumda yer alıyor. Ohri Gölü ise Avrupa'nın en derin gölü.

Yukarıdaki fotoğraf Ohri'de konakladığımız Belveder Otel'deki odamızdan görünen Ohri Gölü manzarası. Otelimizdeki kahvaltının ardından tekne turu için yola düştük.

2 ohri carsi

Ohri kıyısına varmak için önce çarşının diğer ucuna kadar yürüdük. Akşamki gezintimizde kalabalıktan zar zor adım attığımız çarşı sabah saatlerinde daha boştu.

3 ohri

Kıyıya vardığımızda Ohri Gölü'nün büyüklüğü ve güzelliği ile büyülendim. Bir önceki gün akşam yemeği için Sahildeki Belveder Restoran'a gitmiştik ama akşam karanlığında manzarayı çok fazla algılayamamıştım.

Burada tekne turu için gemiler var, ancak kayık ya da kano ile kısa bir tur yapmayı da tercih edebilirsiniz.

4 ohri

Yaklaşık iki saat sürecek tekne turumuz çok keyifli geçti. Ohri'den yavaş yavaş uzaklaşmaya başladığımızda göl kıyısındaki şehir muhteşem görünüyordu.

5 ohri

Bu güzelliğe aşık oldum diyebilirim. Balkan turumuzda en beğendiğim yerlerden biri Ohri oldu.

6 ohri


7 ohri

Ohri yavaş yavaş uzaklaşıp gözden kaybolduktan sonra sağımızda solumuzda yer alan muhteşem güzellikteki doğa manzaralarını seyre başladık. Mavinin ve yeşilin her tonunu görebildiğimiz bu seyir inanılmaz güzeldi.

8 ohri

Her bir kare kartpostal gibi... O kadar güzeldi ki bu iki saatlik yolculukta yüzlerce fotoğraf seçtim ve şimdi sizlerle paylaşmak için seçmekte de bir hayli zorlandım.

9 ohri













Göl kıyısı boyunca  çok güzel evler, oteller ve tesisler vardı. Deniz ya da göl, su etrafı nasıl da güzelleştiriyor değil mi?
10 ohri

İlk molamızı Su Müzesi'nde verdik. Buraya Ohri'den karayolu ile de yaklaşık yarım saatte ulaşmak mümkün. Burada 25 dakikalık bir mola verdik. Fotoğrafta gördüğünüz neolitk dönemden kalma evler var, giriş ücreti 2 euro. 

12


13 ohri
Evlerin tepeden görünümü

14 ohri

11 ohri

Daha sonra yine eşsiz manzarayı izleye izleye yolculuğumuz devam etti.

15 ohri

İkinci mola yerimiz ise Sveti Naum bölgesindeki doğal parktı. Burası gerçekten görülmeye değer bir doğal güzelliğe sahip. Biz etrafı keşfetmeden önce St. Naum Kilisesi'ni gezdik.

17 ohri
St. Naum Kilisesi
Kiliseye giriş ücreti 100 denar ya da 2 euro.

18 ohri kilise

Kilisenin girişinde bir sanduka var, buraya mum yakarak insanlar dilek tutuyor. İkinci fotoğrafta kilisenin içinden resimler görülmekte. 3. ve 4. fotoğrafta ise kilisenin içinde yer alan ve şifalı olduğuna inanılan bir köşe var. Burası Aziz Naum'a ait olduğuna inanılan mezar. İnsanlar buraya kulağını dayayıp ses dinliyor, kalp atışına benzer bir sesi duyabilenlerin şifa bulacağına inanılıyormuş ya da burada dilek tutuluyormuş.

16 ohri

19 ohri kilisepage

Bu kilise ise St. Naum'un karşısında bulunuyor.

20ohri restoran

Öğle yemeği için serbest zamanımız vardı, biz önce yemek yemeyi tercih ettik. Mekan tercihimiz Octpobo oldu. Burası sular üzerine tahtadan iskeleler üzerinde yemek yiyebileceğiniz yemyeşil bir yer. Ortamı gerçekten çok hoş. Biz alabalık tercih ettik ve gerçekten çok lezzetliydi, Makedonya'da yediğimen lezzetli yemekti diyebilirim. Yanında meşhur Makedon salatası shompski, ikram olarak da ajvar sos geliyor. Güzel Makedon ezgileri de eşlik edince çok keyifli bir yemek oldu. İki balık, salata ve maden suyu için ödediğimiz ücret 2000 denar yani yaklaşık 30 euro idi.

21 ohri

Burada kayık ile 10-15 dakikalık bir tura da çıkabilirsiniz, benim vaktim kalmadı ama gidenler çok keyifli olduğunu söylediler.

2 saat süren tekne turumuz burada sona erdi ve dönüşümüzü karayolu ile yaptık. Virajlı ve çok manzaralı bir yoldan Ohri'ye döndük. Dönüşümüz tekne ile olmayacak diye üzülmüştük önce ama karayolu ile de farklı yerler görmüş olduk. Yol üzerinde çok güzel yazlık beldelerden geçtik. bir tanesi Peştani. Burada özellikle  yurt dışında çalışanların tercih ettiği yazlıklar ve pansiyonlar var. Ve sahilde tam deniz kenarı gibi şezlonglarda güneşlenen ve gölde yüzen insanlar vardı. Bizim gölde yüzme imkanımız olmadı ama Ohri Gölü'nün suyu o kadar berrak ki insanda girme isteği uyandırıyor. Yolumuza çıkan bir sonraki köy ise Lagadin'di. Kelime anlamı yalancılar demekmiş, burada özellikle zengin müteahhitlerin villaları var desem gerisini siz anlarsınız sanırım :)

Bu güzel turdan sonra benim fotoğraf makinamın şarjı bitti ve ne yazık ki gezinin öğleden sonraki kısmını fotoğraflayamadım. Sadece cep telefonum ile birkaç fotoğraf çekme imkanım oldu, bir süre sonra o da pes etti :)

Ohri'ye vardıktan sonra bir kısmımız otele dönüp dinlenmeyi tercih etti, bir kısmımız ise rehber eşliğinde Ohri'nin tarihi bölgelerini keşfe çıktı. Ohri tarihi güzelliklerle dolu bir turizm ve kültür şehri. Ohri'de Osmanlı döneminden kalma pek çok yapı da var. Çeşitli camiler ve Mehmet Hayati Halveti dergahı ve türbesi bunlardan bazıları. Biz de önce bu tekkeyi ziyaret ettik, ardından ara sokaklara dalarak tepedeki kaleye doğru tırmanmaya başladık.

Bu yol çok keyifliydi, yol üzerinde tepeye doğru tırmanırken her tarafımız yeşilliklerle doluydu tam bir yürüyüş yolu. Bir de erik, böğürtlen, frenk üzümü gibi sürprizler yolda bizi bekliyordu. Bu keyifli ama biraz efor gerektiren yürüyüş ile kaleye çıktık. Ohri Kalesi'ne (Samoil Kalesi) çıktığınızda orada muhteşem bir manzara göreceksiniz. Kale şu anda açık hava müzesi. Hemen kalenin bitiminde antik tiyatro. Şehirdeki en eski yapılardan biri Roma döneminden kalma bu amfi tiyatro.


23 ohri
Aziz John Kaneo Kilisesi
Tepede kaleden sonra görüğümüz en etkileyici manzaralardan biri de buydu. Bu kilise Ohri'nin en çok ziyaret edilen kiliselerinden biriymiş. Özellikle Yağmurdan Önce filminde yer almasından sonra bu ilgi daha da artmış.

Buradan sonra bir başka kiliseyi gördük Aziz Clement Kilisesi. Bu kilise Osmanlı döneminde Ohrizade Çelebi tarafından kiliseden camiye döndürülmüş. St Clement, kiliseyi camiye çevirmiş, bahçesinde hala restorasyon çalışmaları devam ediyor.

24 ohri

Daha sonra farklı bir güzergahı takip ederek aşağıya sahile doğru iniş yoluna geçtik, çok keyifli bir yürüyüş rotasıydı. Sahil boyu beachler güneşlenen  yüzen insanlar vardı, ben de gölde yüzmek nasıl olurdu merak etmedim değil. Yolun bir kısmında bana Saklıkent'i hatırlatan asmaköprüler vardı, bir de bu yol üzerinde bir yerde kısmet açmaya yarayan aşk kilitleri asılmıştı. Gördüm ki batıl inanç her yerde... :)

Dönüş yolculuğundaki bir başka ilginç yere uğradık: Kağıt üretim atölyesine. Burada gelen ziyaretçilere uygulamalı olarak eski usulde nasıl kağıt üretildiği gösteriliyor. Ayrıca bu kağıtlar üzerinde yer alan resimleri hatıra olarak kendinize ya da sevdiklerinize alabiliyorsunuz.

25 ohri
Ayasofya Kilisesi

Ohri merkezdeki turumuzu tamamlayıp tekrar başladığımız noktadaki meydana döndük, burada devasa bir çınar var, çınarın yaklaşık 1100 yıllıkmış.

22 ohri

Bu yorucu ama keyifli geziden sonra otelimize gidip biraz dinlendik ve akşam yemeği için yine Ohri Gölü kıyısına geldik. Burada rehberimiz Momir Restoran'ı önerdi. Ertesi gün Budva'da deniz ürünleri ağırlıklı bir restorana gideceğimizden deniz ürünü tercih etmedim, risk açısından et ürünleri de hal böyle olunca geriye bir tek salata seçeneği kaldı. Gelen salata vasattı (ücreti 5 eoru), bir de bir önceki gün olduğu gibi burada da ortaya sarımsak ve zeytinyağından hazırlanan sos geldi. Herkes çok sevdi ama bana ağır gelen bir lezzetti.

Deniz ürünlerini tatmadım, ama servis ve lezzet açısından çok önerebileceğim bir yer değil. Ancak merkezi bir konumda ve göle nazır bir manzarası var. Ohri'de gölden çıkan balık çeşitleri dışında bir şey yemek isterseniz pek çok pizzacı ve İtalyan restoranı olduğunu söyleyebilirim.

Yazılarım çok uzun olduğundan tamamını sabredip okuyamayacağınızı düşünerek yazımın kısa bir özetini de vermek isterim.

Ohri'de nereler görülmeli?
  • Ohri Gölü (tekne turu ya da kayık gezintisi öneririm)
  • Tarihi çınar
  • Ohri Kalesi (Samoil)
  • Antik Tiyatro
  • St Naum Manastırı
  • Su Müzesi
  • Aziz John Kaneo Kilisesi
  • Aziz Clement Kilisesi.
  • Kağıt üretim atölyesi
  • Ayasofya Kilisesi

Ohri'de ne yenir?
  • Göl balığı (Octpobo önerim)
  • Ajvar sos
  • Shopmski salata

Ohri'den ne alınır?
  • İnci ve sedef aksesuar ve takı
  • Ajvar sos
  • Magnet, tişört vs
Bir sonraki yazım Tiran ve Budva ile devam edecek.

14 Ağustos 2014 Perşembe

Balkanlar Turu 2. Gün: Kalkandelen-Manastır-Resne

alaca acamii
Alaca Camii

Balkan turumuzun ilk gününe Üsküp gezisi ile başladığımızı bir önceki yazımda anlatmıştım. Bugün ise sizlerle turumuzun 2. gününe ait detayları paylaşmak istiyorum. 2. günümüz oteldeki (Holiday Inn) kahvaltı ile başladı, kahvaltıda yöresel ürün olarak kuru et ve ajvar sos vardı. Bunlardan daha önce Makedonya mutfağı ile bir yazımda bahsetmiştim.

Ayrıca rehberimiz, Makedon mutfağından bahsederken bu yazımda bahsettiğim büryan ve biber turşusu hakkında da bilgi verdi. Büryan Balkanlar'ın meşhur et yemeği, tacuk ya da kuzu eti ile fırında yapılıyor. Biberli çökelek ya da biberli yumurta da öne çıkan tatlar arasındaymış. Yine rehberimiz kahvaltı için hazırladıkları maçkan adlı bir lezzetten söz etti, kuru ekmek biraz sıvı yağ ve tereyağda kavrulduktan sonra çok az su ve erimeye uygun peynir eklenip kapağı kapatılarak hazırlanıyormuş. Begova çorba rehberimizin bahsettiği bir başka yemek, içeriğinde pirinç, yoğurt, yumurta, un, et ve et suyu varmış.

 alaca camii2

Kahvaltının ardından Üsküp'ten ayrıldık ve Kalkandelen'e (Tetova) doğru hareket ettik. Kalkandelen, Şar dağlarının eteğinde kurulmuş bir kent. Burada yaşayanların çoğu Arnavut. Alfabe olarak Üsküp'teki gibi Kril değil Latin alfabesi kullanılıyor. Burada Türkiye'ye benzer bir yaşam var.

Kalkandelen'in elma ve kuru fasulyesi meşhurmuş, yol boyu pek çok elma bahçesi gördük.

Burada ilk durağımız Alaca Camii'ydi. Hem dış cephesi hem de içi çok renkli olan cami adını da bu görüntüsünden almış. Yapım tarihi tam olarak belli olmayan Alaca Camii İstanbul'dan gelen iki hanım tarafından yaptırılmış. Caminin süslemeleri ve detaylara verilen önem kadın eli değdiğini gösterir gibiydi. Dünyanın en süslü camilerinden biriymiş bu Alaca Camii. Süslemelerinde özellikle çiçek detayı ve İstanbul'a dair resimler dikkati çekiyordu. bahçede bu iki hanımın türbeleri de vardı.

manastır halfeti tekkesi

Alaca Camii'den sonra Harabati Baba Tekkesi'ne gittik. Tekkeyi yapan kişi burası çok harap bir yer deyip tekkeyi yaptığı için bu adı almış. Ancak tekkenin kurucusu Sersem Ali Baba. Kanuni'nin ilk eşi Mahidevran'ın kardeşi vezir Ali Paşa Bektaşi olmaya karar verip vezirlikten ayrılmak isteyince Kanuni "sersem misin?" diye sormuş. Böylece Vezir Ali, Sersem Ali olarak anılmaya başlamış. Bağışladığı para ile burada bir tekke açılmasını sağladığı için tekke, Sersem Ali Dede Baba'nın adıyla anılıyormuş.

manastır halfeti tekkesi.2

Tekke geniş bir alana yayılmış pek çok binadan oluşuyor. İçinde kışla, aşevi, misafirhane gibi çeşitli kısımlar var. Fotoğrafta bu kısımları ve Bekteşi dervişi görüyorsunuz.

pişi makedonya

Ardından Manastır'a doğru yola çıktık ve Strajaa'da mola verdik, mola verdiğimiz yerin adı Straja da Mekita.
Burada fotoğraf çekmek yasak olduğu için sadece kendi aldığım pişiyi çekebildim yöresel birtakım börek ve hamur işi çeşitleri olan çok işlek bir mekan. Bu fotoğraftaki pişinin adı mekita bizim pişiye benzeyen biraz daha kıtır ve hayli kocaman bir lezzet :) Mısır unlu tuzlu bir çeşit olan proya rehberimizin önerdiği bir başka çeşitti.

manastır bedesten

Mola yerimiz Straja'dan yaklaşık 1,5 saat sonra Manastır'a vardık. Manastır (Bitola) en büyük ikinci Makedonya kenti. Balkanlar'ın en eski şehirlerinden biri olan Manastır (Bitola)'da da bir süre etrafı gezdik.

İlk fotoğrafta Hacı Mahmut Camii'ni görüyorsunuz, sizin de fark ettiğiniz gibi minaresi bombalanmış, daha sonra da yapılmamış ve su anda cami ibadete açık değil, depo olarak kullanılıyor.

İkinci fotoğrafta Dragor nehrinin bir uzantısını, 3. fotoğrafta ise Osmanlı döneminden kalma bir bedesteni (yani çarşıyı) görüyorsunuz.

manastır eski çarşı
Eski Çarşı
Fotoğraflarda Eski Çarşının girişini görüyorsunuz. Bu çarşı bölgenin en büyük çarşısı. Çarşıda en çok dikkatimi çeken şey çeşme ve şadırvanların çokluğu. Makedonya'nın genelinde bu yaygın bir durum. Biz başta bu sulardan içmekten çekindik ve marketlerde ambalajlı suyun neredeyse hiç bulunmadığını ve bu suların içilebilir olduğunu görünce yanımızda boş şişe ile dolaşmaya başladık :)

manastır

İlk fotoğrafta İshak Çelebi Camii'ni görüyorsunuz, şu an restore ediliyor.2. fotoğrafta 16.yy.dan kalma Saat Kulesi var. Sonraki fotoğrafta Yeni Cami görülmekte, içinde kiliseye ait kalıntılar olduğundan şu an mahkemelikmiş. Diğer iki foto ise caminin çevresinde bulunan heykel ve kiliseye ait.

şirok sokak
Şirok Sokağı
Şirok Sokak Manastır'in en geniş ve büyük caddesi. Zaten şirok kelimesi de "geniş" anlamına gelmekteymiş.

manastır2

Bu balkonların fotoğrafın neden koyduğumu merak ediyor olmalısınız. 1. balkon Atatürk'ün gençliğinde aşık olduğu Eleni'yi gördüğü balkonmuş. Büyük ve hüzünlü bir aşk hikâyesi, resmi tarihte bundan tabii bahsedilmiyor :)

2. balkon ise çiçeklerin güzelliği ile dikkatimi çekti. Sahibi her yıl bir başka renkte çiçekle balkonunu donatıyormuş. Makedonya'da dikkatimi çeken şeylerden biri pencere önü ve balkonlarda çok fazla çiçek olmasıydı, en bakımsız görünen ev bile böylece hoş bir görüntü kazanıyor bana göre.

triliçe
Triliçe
Şirok Sokak'taki yürüyüşümüze bir çay ve tatlı ile ara verdik. Tatlı seçimi tabii ki triliçeydi. Triliçe, İtalyan kökenli Arnavut tatlısı. Islak kek gibi ama şerbet yerine süt ile ıslatılıyor ve ben çok sevdim en kısa sürede deneyip sizinle de tarifini paylaşmayı istiyorum. Yalnız işin ilginci -maalesef hala fırsat bulup yazamadığım- Alaçatı Kaybolan Lezzetler Festivali'nde bir hanımın yaptığı triliçeyi tatmıştım, burada yediğimden çok daha lezzetliydi :)

manastır ordu evi
Orduevi
1912'den kalma orduevi binası.

manastır askeri lise idadi
İdadi-i Askeriye
Atatürk'ün 1899'da mezun olduğu askeri idadi ve kent müzesi. Burada Atatürk'ün okuduğu varsayılan sınıf müze haline getirilmiş. Müzeye giriş ücreti 100 Denar.

manastır askeri müze

Atatürk'ün üniformaları, fotoğrafları  ve kıyafetleri müzede yer alan objeler arasında.

mamanstırr müze
Kent Müzesi

İlk fotoğrafta müzenin genel görünümü, 2. fotoğrafta 15. yy.dn kalma bir seramik fırınının maketi, son fotoğrafta ise Makedon düğünlerinde giyilen gelin ve damat kıyafetlerinden örnekler görmektesiniz. Gelinin üzerinde yaklaşık 30 kg ağırlık varmış.

resne

Manastır'dan sonra Resne'ye hareket ettik. Resne, Bitola  ve Ohrid arasında yer alan bir şehir. Manastır'a uzaklığı yaklaşık yarım saat. Resne'nin de elması meşhur olduğundan yolda pek çok elma bahçesi gördük.

Şehrin en bilinen yapılarından bir tanesi. Niyazi Beye ait ev, Niyazi Bey 1908 Jöntürk hareketinin lideri.

Niyazi Bey'in evi daha doğrusu sarayı fransız stilinde inşa edilmiş ve Makedonya'nın Versay'ı olarak anılmaktaymış. Bu ev şu anda seramik müzesi olarak kullanılıyor.

resne niyazi bey ev
Jöntürklerin öncülerinden Niyazi Beyin kışlası

Kalkandelen, Manastır ve Resne'yi gezdikten sonra konaklamak için Ohri'ye geldik. Şehre Türkler Ohri, yabancılar ise Ohrid demeyi tercih ediyorlarmış. Rid tepe anlamına gelen bir kelimeymiş.

ohrid balık

Ohri'ye akşam saatlerinde gelince önce akşam yemeğimizi yemek istedik. Rehberimiz Ohri'de somon ve alabalık yememizi önerdi. Yine rehberimizin önerisi ile göl kenarında bulunan Belveder Restoran'a gittik. Önce meze tabağı geldi, bir iki mezenin ne olduğunu teşhis edemedim :), sarımsak ve zeytinyağı ile yapılan ilginç bir ezme ve onun dışında zeytini, tereyağı, barbunya ve turşu vardı ortaya gelen bu tabakta. Yine ortaya gelen karışık salata ve ana yemek için benim tercihim balık oldu. Balığın lezzeti ortalama düzeyde, porsiyonu ise bence gayet azdı (3 adet sardalya boyunda balık) Tatlı olarak şambali vardı, zaten şerbetli tatlılara mesafeli yaklaşan biri olarak benim tek çatalda içimi baydı ancak beğenenler oldu. Son fotoğrafta ise pek net olmasa da çok güzel Makedon ezgileri çalan müzisyenler var. Bu yemek için yaklaşık 10 eoru ödedik, fikir vermesi için onu da yazayım.

ohri carşı
Ohri çarşıdan görüntüler
Yemekten sonra Ohri'nin çarşısında dolaştık. Alışveriş yeri çok fazla yok Balkanlar'da.Ohri'nin sedef ve incisi meşhur. Hemen hemen her yer inci ve takı satan dükkanlarla doluydu. Ben pek meraklı değilim ancak sevenler epeyce alışveriş ettiler. Fiyatları 80-100 euro civarıydı kolyelerin.Rehberimiz dükkanlardan almamızı önerdi, tezgahlarda satılanlar fiyat olarak çok uygun ancak gerçek değilmiş. Makedonya sosu ajvar ve sebze tozu vegeta rehberimizin alışveriş için önerdikleri arasındaydı. Ohri gölü sahilinde bulunan Ramstore adlı marketten bunları alabilirsiniz. Budva ve Kotor'a göre Ohri'nin fiyatları alışveriş için daha uygunmuş.

Bu arada rehberimizden birkaç kelime Makedonca öğrendik: fala: teşekkür ederim, vada: su, lep: ekmek, izvinide: özür dilerim demekmiş :)

ohrid otel
Ohri Belveder Otel
Akşam yemeği ve çarşı gezintisinin ardından konaklama için otelimize geldik. 4 yıldızlı bir otel olan Belveder, gayet temiz ve konforluydu. Odamızdan Ohri Gölü'nün manzarasını görebiliyor olmamız da oteli sevmemde bir başka etken oldu diyebilirim.

Ayrıca otelin içinde bir kısmı satılık olan bazı antika eşyalar da vardı ve dekorasyon açısından hoş bir hava yaratıyordu bu objeler.

Yarın Balkanlar turumuzun 3. günündeki Ohri tekne turu ile yazı dizime devam edeceğim, takipte kalın :)

Yazımın özeti: 
Kalkandelen, Manastır ve Resne'de ne yapmalı, ne yemeli?
Kalkandelen

  • Alaca Camii
  • Halveti Tekkesi
  • Kalkandelen Manastır yolunda Straja'da mola, yöresel hamur işleri

Manastır (Bitola)'da

  • Tarihi bedesten
  • Eski çarşı
  • İshak Çelebi Camii
  • Saat Kulesi
  • Şirok sokak
  • Askeri İdadi ve Kent Müzesi
  • Triliçe (tatlı)

Resne

  • Niyazi Beyin evi

8 Ağustos 2014 Cuma

Balkanlar Turu 1. Gün: Üsküp

IMG_0466

Çok güzel ve ilgi çekici olacağını düşündüğüm bir yazı dizisine başlıyorum bugün. Yaz tatili boyunca sizlere tarif değil gezi yazısı yazsam beni mazur görürsünüz sanırım. Gezilerimizin için de yemek de var tabii. Bu yazımda size henüz döndüğüm Balkan turunun detaylarından bahsedeceğim. Toplam 6 gece 7 gün süren turumuzun her gününü ayrı bir yazı olarak sizlerle paylaşacağım. Böylece bütün detaylara ve bol bol fotoğrafa yer verme imkanım olacak. Bu yazımın bu bölgeye gitmeyi düşünenler için fikir verici olacağını umuyorum.

Bu tura katılmadan önce yaklaşık bir ay İzmir çıkışlı turları araştırdım, gitmek istediğim yer belliydi ama yalnız seyahat edeceğim için pişman olmayacağım iyi bir tur seçmek istiyordum. Bu seyahatimde ilk kez tura katılacak ve ilk yalnız yurt dışı seyahatimi yapacaktım. Araştırmalarım sonucunda Ebruli Tur'da karar kıldım ve şimdi turdan döndükten sonra ne kadar isabetli bir karar vermişim diyorum. Tur programı oldukça yoğundu, her anımız dolu doluydu ve programda yer alan bütün yerlere hatta fazlasına gidildi. Rehberimiz Nafiye Aysun Hanım derin tarih bilgisi ve bölgeyi çok iyi tanıması ile alanına son derece hakimdi. Kaldığımız oteller merkezi, 4 ve 5 yıldızlı, temiz ve konforlu idi. Her anlamda Ebruli Tur'dan çok memnun kaldım ve sizlere de gönül rahatlığı ile önerebilirim. Acentanın sahibi Resmiye Dinlenmez Hanımla tanıştığımda onun tatlı dil ve güleryüzünden iyi bir tatil geçireceğimi anlamıştım zaten.

Gelelim diğer detaylara... Turumuzun ilk günü sabah 6 da İzmir Adnan Menderes Havalimanı'nda buluştuk. Önce İstanbul'a Sabiha Gökçen Havalimanı'na gittik. Ardından öğle saatlerinde Üsküp Havalimanı'na (Alexandre the Great Airport) indik. Bizi bekleyen aracımız ile panoramik bir şehir turu yaparak seyahatimiz başladı.

Üsküp bildiğiniz gibi Yahya Kemal Beyatlı'nın doğduğu ve şiirlerinde de özlemle bahsettiği bir şehir:
Üsküp ki devamıydı Şar Dağı'nda Bursa'nın
Bir lale bahçesiydi, dökülmüş temiz kanın
Çok sürse ayrılık, aradan geçse çok sene
Biz sende olmasak bile, sen bizdesin gene.
Üsküp benim de görmeyi istediğim yerlerden biriydi. Yolculuğumuz esnasında rehberimiz şehirle ilgili genel bilgiler vermeye başladı. Bizim Üsküp dediğimiz şehre yabancılar Skopje (Skopya) diyorlar. Şehir önce Skupi adıyla kurulmuş. Çeşitli işgallerden sonra 1946'te bağımsızlığını kazanan Üsküp Makedonya'nın başkenti. Para birimi de denar.

IMG_0358

Şehir turu esnasında ilk dikkatimizi çeken şey Vodno Dağı'nın üzerinde yer alan ve şehrin neredeyse her yerinden görülebilen bu devasa haç oldu. Şehirde yer alan minarelerin boyunun da adeta bu haç ile yarışırcasına çok uzun olduğu görülüyor.

IMG_0359

Aracımızı kalenin oraya bıraktıktan sonra yürüyerek şehir turuna başladık. Üsküp Kalesi Roma döneminden kalma bir yapı.

Şehrin bir kısmı eski, bir kısmı ise 1963'teki büyük depremden sonra yenilenmiş.Davut Paşa Hamamı, Aslanlı Köprü, eski tiyatro binası, kale yeni Makedonya içerisinde. Kurşunlu Han, Saat kulesi, İsa Bey Camii ise eski yerleşim bölesinde kalıyor.

IMG_0361


IMG_0367

Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden biri olan Mustafa Paşa Camii 1492'de yapılmış, daha sonra ise restore edilmiş.İçinde bir de Mustafa Paşa'nın türbesi yer alıyor.

IMG_0371

Aziz Kurtuluş Kilisesi (Sv. Spas) Üsküp Kalesi yakınlarında yer alan kilise19. yy.da inşa edilmiş. İkonası ahşap oyma sanatının en güzel örneklerinden biriymiş. Bu bakımdan Avrupa'nın en güzel kiliselerinden biri olarak kabul edilen kilise Osmanlı döneminde yapılmış. Ancak yerin yedi kat altına yapılmak şartıyla yapımına izin verilmiş. Bölgedeki en eski kilise olan Sveti Spas kalenin hemen karşısında Mustafa Paşa Camiinin yanında bulunuyor.

IMG_0374

Kısa bir yürüyüşten sonra sıra geldi öğle yemeği molasına. Öğle yemeği için rehberimiz bize Destan'ı önerdi.

cats

İlk fotoğrafta gördüğünüz shopmski salatası bildiğimiz çoban salatanın üzerine peynir rendelenmiş. Balkan ülkelerinde bu salatanın yaygın olduğunu daha sonraki yemeklerimizde de gördük. Yanında bazlama tarzında yumuşacık ve oldukça lezzetli ekmekler var. Altta ise gördüğünüz gibi yoğun bir kaymak tabakası olan oldukça lezzetli bir yoğurt var. Hepsini boş verin yoğurdu yiyin derim. Balkan ülkelerinde süt ürünleri özellikle yoğurt lezzetliydi.

cats2

Ana yemek olarak Üsküp'te kebap denilen köfteyi tercih ettik. Fotoğrafta da gördüğünüz gibi porsiyonu oldukça fazla bir tabakta 12 adet köfte var, yanında ekmekle birlikte doğranmış soğan ve közlenmiş biber geliyor. Özellikle yemeklik doğranmış soğan bana epey ilginç geldi. Köftenin tadı İnegöl köftesi gibi. Rehberimizin söylediğine göre İnegöl köftesinin kaynağı da bu köfteymiş, Balkanlar'dan göçenler tarafından hazırlanmış İnegöl köftesi. Tadı nasıldı derseniz içinde soğan ya da ekmek yok, sadece kıyma, lezzetli bir köfte ancak burada ve bundan sonra yediğim bütün köftelerde tuz miktarı benim damak tadıma göre hayli fazlaydı.

Bir de yanında güveçte kuru fasulye yedik, bu da bölgede çok yaygın olan bir yemek. Beğenenler oldu ancak bana göre içinde soğan olmaması dolayısıyla haşlama tadında çok da lezzetli olmayan bir fasulye idi, güveçte olmasına rağmen.

page

1392 Osmanlı'nın Makedonya'yı fethinden sonra önemli bir ticaret merkezi konumunda. Osmanlı gittiği bölgelerde ticareti geliştirmiş. Türk çarşısı da bunun örneklerinden bir tanesi.

Yukarıda çarşının girişi kısmını görüyorsunuz, oradan devam ettiğinizde bir çınarın altında yer alan bir meydana geliyorsunuz, altında kafe ve restoranlar var, burayı biraz Kemeraltı'na benzettim. Şehrin çınarın altında kurulduğu düşünülüyor. Çınar bildiğiniz gibi Osmanlı için de sembolik bir anlama sahip.

Sağ alttaki fotoğrafta ise kikirik denilen fıstık cinsini görüyorsunuz, küçük ve lezzetli bir fıstık yol üstlerinde satılıyor.

page2

Bu meydanın hemen orada eski bir han bulunuyor: Kapan Han. Kapan Han Selçuklu döneminden kalma. Alt katları büro, üst katları otel gibi kullanılıyormuş

Üsküp, Osmanlı hakimiyetinde 520 yıl kalmış. Osmanlı Anadolu'nun fethinden önce Balkan devleti olarak kurulmuş. Dolayısıyla şehirde o dönemden kalma pek çok cami, han, hamam var. Türk çarşısı, Kapan Han, Kurşunlu Han, Çifte Hamam, Davut Paşa Hamamı, Mustafa Paşa CamiiYahya Paşa Camii, Sultan Murat Camii, İsa Bey Camii, Aziz Spas Kilisesi, Aziz Dimitri Kilisesi bu yapıların başında gelmektedir.

IMG_0398

Kapan Han'dan sonra yürümeye devam ettik ve karşımıza Murat Paşa Camii çıktı. Bu cami 15. yy.dan kalma ve şehrin en büyük camilerinden biri, pek çok noktadan görülüyor. Süslemelerinde ise çoğu Balkan camiindeki gibi çiçek detayı ağırlıkta. Camii deprem ve yangında hasar gördükten sonra tekrar restore edilmiş. Murat Paşa Camii ibadet için daha çok Türklerin tercih ettiği bir camiymiş.

IMG_0393

Caminin önündeki meydanda bir de halk oyunları gösterisine denk geldik, yöreye özgü müzikleri dinlemek ve dansları izlemek oldukça keyifliydi.

IMG_0407 

Sultan Murat Camii şehrin en büyük camii. İçinde bir de Beyhan Sultan'a ait bir türbe bulunuyor. 1436'da inşa edilen cami, döneminin görkemli yapılarından biri.

IMG_0416

IMG_0411 page3

İsa Bey Camii 1457'de yapılmış, bahçesinde yer alan heybetli çınar da aynı tarihten kalma. Çınar ağacı  yukarıda da değindiğim gibi Osmanlı'yı temsil ediyor. İki kubbeli bu cami Bursa Yeşil Cami tarzında yapılmış. Camide yer alan süslemelerde yazılışının benzerliği dolayısıyla lale Allah'ı temsilen, gül ise peygamberi temsilen kullanılmış. Sağ alt resimde ünlü şair Yahya Kemal Beyatlı'nın annesinin kabrini görüyorsunuz, bu kabir de İsa Bey Camii'nin bahçesinde bulunuyor.

IMG_0417

Eski Üsküp evlerinin nadir bir örneği, diğerleri maalesef yıkılmış. Osmanlı döneminden kalma bu evde şu anda çarşı camiinin müezzini oturmaktaymış, penceresindeki Türk bayrağına da dikkatinizi çekerim.

IMG_0422 IMG_0424

Bit pazarı ve kuyumcular çarşısından geçtikten sonra bir başka tarihi yapıya geldik: Kurşunlu Han. Kurşunlu Han ve birkaç cami ile birlikte Osmanlı döneminden kalma yapılar arasında. Hanın içine girilemiyor, kapı üzerindeki küçük bir yarıktan iç kısmı çok az görmek mümkün.

cats3

Kurşunlu Hanı da gördükten sonra biraz dinlenmek üzere otelimize geçtik. Turumuzun bizim için Üsküp'te seçtiği otel Holiday Inn'di. 5 yıldızlı bu otel gayet temiz ve rahattı, ayrıca şehir merkezinde yer alması da bir avantaj.


IMG_0434

Otelimizde biraz dinlendikten sonra akşam turu için tekrar dışarı çıktık, merkezi bir noktada olduğumuzdan bu gezintimizi yürüyerek yaptık.Önce yolumuzun üzerinde askeri bir törene rastladık, biraz izledikten sonra yürümeye devam ettik.

IMG_0443 

 Karşımıza Selanik'tekinin bir kopyası olan Zafer takı çıktı. Zafer takından dümdüz devam ettiğinizde yeni Makedonya Meydanına ulaşıyorsunuz.

IMG_0448

Meydanda atı şaha kalkmış devasa bir İskender heykeli var.

page5

Bu heykelin etrafında son derece şık cafe ve restoranlar yer alıyor, oldukça hareketli bir bölge.

IMG_0463
Rahibe Teresa Evi
İskender heykeli karşınızda iken sol tarafa doğru devam ettiğinizde Rahibe Teresa anı evi ve tarihi tren garı tarafına gidiyorsunuz.

Hristiyanlar için Üsküp Rahibe Teresa'nın doğduğu şehir. Asıl adı Gonca Boyacıyu buradan yetişmiş ve bu anı evi de onun için yapılmış. Yandaki kubbeler ise Konstantin Kilisesine ait.

Bu caddenin sonunda eski gar var. 1954'te buradan göçenler Taş Köprü'den gara doğru yürüdükleri için bu cadde Türkler tarafından göç caddesi olarak anılıyormuş, bu cadde için Korzo, Piyasa caddesi gibi adlandırmalar da varmış. Burası şehrin merkezinde oldukça işlek bir cadde, şehrin kalbi durumunda. Tarihi gar ise daha sonra kent müzesi olmuş, şu anda kapalı olduğu için bizim görme şansımız olmadı.

IMG_0481
Eski Tiyatro ve Askeri Müze

Şehrin sembolü olan Taş Köprü 15. yy.dan kalma bir yapı. Sol ve sağ yanında çok güzel, heybetli binalar var. Bu binalar arkeoloji müzesi, dış işleri bakanlığı binası,  tiyatro ve askeri müzeymiş.

Bu köprünün altında gemi şeklinde bir de ilgi çekici görünümde bir restoran var.

Köprüyü bitirdiğinizde karşınıza Kril ve Metodi heykelleri, İskender ve annesini temsil eden heykeller çıkıyor. Sol tarafta saat kulesi şeklinde Dimitri Kilisesi var. Bu meydan adete eski ve yeni kenti ayıran bir sınır gibi.

çifte hamamJPG

Daha sonra karşımıza Davut Paşa Hamamı çıktı. Davut Paşa Hamamı (Çifte Hamam), 15. yy.da İsa Bey tarafından yaptırılmış. Kadınlar ve erkekler için iki ayrı binası olduğundan bu şekilde adlandırılan hamam çarşıda yer alıyor. Balkan hamamları içerisinde en güzeli olan bu hamam farklı bir planla yapılmış. Ancak 1917'ye kadar hamam olarak kullanılan yapı, şu an sergi salonu olarak hizmet veriyormuş.

üsküp yemek

Ardından yukarıda bahsettiğim Kapan Han'a gittik akşam yemeği için. Mekan olarak gayet hoş bir yerdi, Makedon müzikleri eşliğinde güzel bir akşam geçirdik. Yemek olarak önden Makedon salatası geldi, bölgede çok yaygın olan bu salata domates, soğan, peynir ve salata sosundan ibaret. Ardından ana yemek olarak sulu bir et yemeği geldi. İçinde köfte, tavuk ve kırmızı et karışık bir şekilde yer alıyordu ve mantarlı bir sos vardı. Bu yemeği pek sevdiğimi söyleyemeyeceğim.

Akşam yemeğinin ardından turumuzun ilk gününü ve Üsküp kısmını tamamlamış olduk. Yarın gezimizin Manastır, Kalkandelen ve Resne kısmını anlatacağım, takipte kalın...

Yazımı özetleyecek olursak Üsküp hakkında genel bilgi:

Makedonya'nın para birimi
  • Denar
Üsküp'te nereler görülmeli?
  • Taşköprü
  • Üsküp Kalesi
  • Mustafa Paşa Camii
  • St Spas Kilisesi
  • Kapan Han
  • Suktan Murat Camii
  • İsa Bey Camii
  • Kurşunlu Han
  • Makedonya Meydanı, İskender Heykeli
  • Rahibe Teresa Evi
  • Tarihi tren garı
  • Davut Paşa Hamamı 
Üsküp'te ne yenir?
  • (Destan'ı öneririm)
  • Köfte (kebap ya da cevabi deniyor)
  • Güveçte kuru fasulye
  • Yoğurt
  • Shopmski salata
  • Kikirik (fıstık)