25 Eylül 2014 Perşembe

Erişilmesi En Zor Yerlerin Hijyeni için 7'li Püskürtme Sistemli Domestos

Temizlik ve düzen konusunda ne istediğini bilen, tertipli ve özenli bir ev hanımı olduğumu söyleyebilirim. Atalarımızın "Alet işler el övünür" sözündeki gibi, temizlikte de istenilen sonucun etkili ve kısa sürede alınması için, öncelikle doğru ürünlerin kullanılması, bence en önemli noktalardan biri...
Bu uğurda eskiden çocukluğumuzda, annelerimizin hijyen sağlamak için sık sık kullanmak zorunda kaldığı çamaşır sularının o ağır kokusunu düşündükçe, şu anda aslında ne kadar şanslı olduğumuza bir kere daha anlıyorum.. Eski çamaşır suları gibi kokmayan, Domestos’un deterjan katkılı ultra yoğun çamaşır suyu, temizliğe harcanan zamandan da tasarruf sağlayarak, bu işi çok daha keyifli hale getiriyor.


Özellikle tuvalet temizliğinin ne kadar önemli olduğunu, özenli hanımlarımız iyi bilirler. Örneğin; klozetlerin ulaşılması güç yerlerine, ne kadar uğraşsanız da kolay kolay müdahale edemezsiniz. Şimdi görüyorum ki işin uzmanı Domestos, yine bir ilke imza atarak "Domestos 7'li Püskürtme Sistemi" diye bir ürün çıkarmış. Özel olarak tasarlanan kapak dizaynıyla, tazyikli şekilde 7 ayrı delikten kolayca geniş bir alana yayılan ürün sayesinde, erişilmesi en zor olan yerlere bile zahmetsizce ulaşıp, oradaki mikropları da öldürüyor.


"Yaz Güneş" ve "Fırtına Gücü" adlı iki farklı koku alternatifi de sunan, özel tasarım kapaklı Domestos 7'li Püskürtme Sistemli bu hijyen sağlayan ürün sayesinde, klozet ve duvar gibi dikey yüzeylerde gizlenen mikroplara, artık buralarda barınma şansı bırakmıyor.


İçerik: www.usengecsef.blogspot.com
Bir boomads advertorial içeriğidir.

13 Eylül 2014 Cumartesi

Balkanlar Turu 5. Gün: Budva, Kotor, Poçitel ve Mostar

budva1
Budva
Balkan turumuzun 5. gününde Karadağ’daydık, günün detaylarına geçmeden önce Karadağ (İtalyanların verdiği adla Monte Negro, Hırvatların verdiği adla Crna Gora) hakkında genel bir bilgi vermek istiyorum. Karadağ küçük bir ülke, başkenti Podgoritsa. Halkının büyük kısmını Karadağlılar oluşturuyor, ondan sonra ülkede en çok Sırp var, daha az oranda da Arnavut ve Boşnak yaşıyor. Para birimi euro. Kosova'dan sonra dünyanın en yeni bağımsız ikinci devleti.

budva2
Stradi Grad'dan Budva'nın görünüşü
Bar, Budva'ya doğru yol alırken geçtiğimiz şehirlerden bir tanesi. Bar, korunaklı yer anlamına geliyor. Bar, Karadağ'ın modern şehirlerinden bir tanesi. Limanı ve mimarisi ile dikkati çeken bir şehir.

budva
Budva sahil

Turumuzun 5. gününün detaylarına dönecek olursak, Budva’daki Slovenska Plaza Oteli’nde kahvaltımızı yaptıktan sonra panoramik bir Budva turu yaptık. Budva, Karadağ’ın en çok rağbet gören şehirlerinden bir tanesi. Budva, küçük bir şehir, bu yüzden şehir turumuzu yürüyerek yaptık.

budva stradi grad colaj
Budva Stradi Grad (Eski Kent)
Budva, Adriyatik kıyısındaki en eski yerleşim yerlerinden biriymiş. Kenti gezmeye Stradi Grad olarak bilinen eski şehirden başladık. Şehri saldırılardan korumak için yapılan surlarda dolaşmaya başladığınızda ara sokaklarda cafe-restoran ve butiklerin yer aldığıı görüyorsunuz. Surlardan dışarı baktığınızda masmavi deniz ve kentin güzelliği gözler önüne seriliyor. Kale içinde bir de Arkeloji Müzesi ve Santa Maria Kilisesi yer almakta.

budva 3
Budva-Kotor yolundan bir görüntü

budva4
Yağmur sonrası denizin aldığı renk-Budva
Budva da Kotor gibi Avrupalı turistlerin ilgi gösterdiği tatil merkezlerinden bir tanesi. Budva, temiz plajları ve gece hayatı ile Avrupa sosyetesinin uğrak yerlerinden biriymiş. James Bond’un Royal Casino filmindeki kumarhane Budva’daymış. Özellikle bu filmden sonra Karadağ’a olan ilgi artmış. Budva rağbet gösteren turistlerin başında Ruslar geliyormuş. Biz ne yazık ki Budva’da fazla kalamadığımızdan yapamadık ama siz buraya imkanınız varsa bir gün daha fazla ayırmalı ve bir tekne turuna çıkmalısınız. Yine Budva yakınlarındaki Petrovac kasabası da görülmesi gereken yerler arasında. Bu arada Budva’daki en lüks otellerinden biri yine rehberimizin belirttiğine göre Otel Splendid’miş meraklısı için bunu da belirtmiş olayım.

budva sveti stefan
Sveti Stefan Adası
Budva’dan ayrılıp Kotor’a doğru yola çıktığımızda ilk durağımız, yol üzerinde gözümüze çarpan bir ada oldu. Bu ada Karadağ’ın simgesi haline gelen ve ünlülerin adası olarak bilinen Sveti Stefan Adası’ydı. Sveti Stefan Budva'ya 5 km uzaklıkta. 15. yy.da bir balıkçı köyü olarak kurulmuş, ada denizdeki gel-gitler yoluyla oluşmuş Köy, boşaltıldıktan sonra Sveti Stefan tarafından otele dönüştürülmüş.Dar bir yolla karaya bağlanan bu ada, ünlü bir otel zinciri tarafından satın alınmış ve yüksek fiyatı ile pek çok ünlü ve zengin misafiri ağırlamış. Otelde konaklamanın 1500 euro, adaya ayak basmanın bile 20 euro olduğunu öğrenince tepeden fotoğraf çekmekle yetindik.

kotor
Kotor
Sonraki durağımız Avrupa jet sosyetesinin uğrak yeri olan Kotor’du. Budva-Kotor arası 30-40 dakika süren kısa bir yolculuk yaptık. Kotor Körfezi fiyort benzeri girintili, kıvrımlı bir yapıda. Buradaki koylarda özellikle son yıllarda çok fazla turizm tesisi kurulmuş.

kotor kolaj
Kotor-Stradi Grad
Kotor’da da turumuza önce şehrin eski yerleşim alanını (Stradi Grad-Eski şehir)gezmekle başladık. Bu alan şehir surlarının içindeki bölgede yer alıyor. Şehrin merkezinde yer alan bu bölge, günümüze kadar korunabilmiş orta çağdan kalma bir yerleşim alanıymış Burası 12.-14. yy.dan kalma yapılar dolayısıyla UNESCO dünya mirası listesine alınmış. Birbirini kesen dar sokaklardan oluşan eski şehirde Aziz Tripun, Sv. Katerine Kilisesi ve Tarihi Saat Kulesi gibi yerleri gördük.

kotor pazar

Sahilde kurulan Kotor pazarını da şöyle bir gezdim ne var ne yok diye... Çok farklı bir şey gözüme çarpmadı açıkçası, ama burada vakit kaybetmemek için çok da detaylı dolaşmadım.

kotor liman
Kotor limanı
Yolculuğumuz esnasında rehberimiz Karadağlılar Balkanların en tembel topluluğu olduğundan bahsetti. O kadar ki her Karadağlının yatağının başında koltuk olurmuş yatmaktan yorulunca dinlenmeleri için :)

kotoryol
Kotor-Poçitel yolundan bir manzara
poçitel
Poçitel

Kotor’da geçirdiğimiz birkaç saatin ardından bir Osmanlı köyü olan Poçitel’e doğru yola çıktık. Bu yol boyunca inanılmaz güzellikte bir manzara bize eşlik etti. Adriyatik kıyısına paralel bir yolda kıvrım kıvrım koylar ve arada minik adalar yer alıyordu.

poçitel
Poçitel- kale, cami ve tepeden nehrin görünüşü
Poçitel, 16. yüzyıldan kalma bir Osmanlı köyü, o günden bugüne dokusunu korumayı başarabilmiş. Köyde evler dışında bir cami ve kale yer alıyor. Biz burada ne yazık ki yarım saat kadar kısa bir mola verebildik ancak.Size Netrava nehrinin güzelleştirdiği manzarayı görebilmek için en yukarıya çıkmanızı öneririm. Birkaç saat duraklamanın yeterli olacağı bir yer burası.

mostar köprü
Çarşının sonundan Mostar Köprüsü'nün görünüşü
mostar
Köprünün altından ve diğer cepheden Mostar Köprüsü
Poçitel’den ayrıldıktan sonraki hedefimiz yaklaşık yarım saat uzaklıktaki Mostar’dı. Mostar, Bosna-Hersek’i oluşturan iki parçadan biri olan Hersek’in başkenti. Mostar turumuza Mostar Köprüsü ile başlıyoruz. 1557’de Mimar Sinan’ın kalfası Mimar Hayrettin’in inşa ettiği, ancak 1993’te Hırvat topçu ateşiyle yıkılan köprü daha sonra 2004’te Türkiye’nin büyük desteğiyle yeniden yapıldı. Mostar Köprüsü yapılırken orijinal malzeme ve dönemin inşa teknolojisi kullanılmış.

mostar
Mostar'dan görüntüler
mostar1
1. foto köprünün bitiminde yer alan yazı
2. foto Mostar köprüsünün yıkılışı ile ilgili belgeselden bir kare
Mostar Köprüsü’nden geçtikten sonra köprünün bitiminde yer alan bir dükkanda köprünün yıkılışı ile ilgili bir video gösteriliyor onu izledik. Ardından hediyelik eşyaların ağırlıklı olarak satıldığı çarşısını gezdik. Daha sonra ise Koski Mehmet Paşa Camii’ne geldik. Caminin içinde zamanında Avusturya imparatoru için hazırlanmış kilim de sergileniyor. Caminin bahçesinden Mostar Köprüsü’nün manzarasını çekmek isterseniz 2 eoru ödemeniz gerekiyor.

mostar restoran
Mostar'da su üzerine kurulmuş hoş mekanlar
mostar yemek
Bosna ve Balkanlar'ın meşhur köftesi cevabici ve ev baklavası-Europa Restoran
Camiyi de gezdikten sonra akşam yemeği için hemen caminin karşısında yer alan Europa Restoranı tercih ettik. Burada da ana yemek olarak karşımıza Üsküp’te ve Tiran’da olduğu gibi cevabi dedikleri köfte çıktı. Daha önce de bahsettiğim gibi bu köfte bizim İnegöl köftesi olarak bildiğimiz köftenin aynısı. Rehberimiz İnegöllülerin çoğunun Boşnak olduğunu ve İnegöl köftesinin de kaynağının da cevabici denen bu Balkan köftesi olduğunu söyledi.

Mostar’dan ayrıldıktan sonra Sarajevo’daki otelimiz o günkü son durağımızdı. Turumuzun 6. ve son gününde sizlere Sarajevo’yu anlatacağım.

Diğer yazılarımda olduğu gibi bu uzun yazının altına da bir özet vermek istiyorum:
Para birimi

  • Budva, Kotor: euro
  • Poçitel Mostar: kayme

Nereler görülmeli?
Budva
  • Stradi Grad (Eski Kent)
Kotor

  • Stradi Grad (Eski Kent)
  • Liman
Mostar

  • Mostar Köprüsü
  • Koski Mehmet Paşa (minaresine de çıkın)
  • Çarşı
Poçitel

  • Cami
  • Kale
Ne yemeli?

  • Budva'da deniz ürünleri
  • Mostar'da cevabici (köfte), soğan dolması

9 Eylül 2014 Salı

Balkanlar Turu 4. Gün: Tiran ve Budva

arnavutluk saat kulesi

Turumuzun 4.gününde Belveder Otel'deki kahvaltımızın ardından çok sevdiğimiz Ohri'ye veda edip yola çıktık. O gün bizi 8-9 saat sürecek uzun bir otobüs yolculuğu bekliyordu. Makedonya sınırından çıkıp Arnavutluk'a gidip oradan da Karadağ'a gidecek yani üç sınır geçecektik aynı gün.

arnavut inadı 

Arnavutluk'a geldiğimizde normalde kullanmamız gereken yolda çalışma olması dolayısıyla bir başka yola (Dures) yönlendirildik. Ancak bu yol dar ve bozuktu, üstelik bu yolda da iş makinaları olması dolayısıyla trafik akışı neredeyse durmuştu. Bu sebeple Arnavutluk'ta ulaşım konusunda ciddi sıkıntı yaşadık ve epey vakit kaybettik. Yukarıdaki fotoğrafı da özellikle Arnavut inadı ya da Arnavut damarı deyimlerini örneklemek üzere koymak istedim. Çünkü yukarıda da belirttiğim gibi yol tıkalıydı ve buna kızan şoförler kendi şeritlerinin akmaması dolayısıyla bizim şeride geçerek bir anlamda yol keserek sinirlerini dışa vurdular! Rehberimizin her turda Arnavutluk'u geçtikten sonra derin bir nefes aldığını söylemesinden buradaki yol ve trafik durumunun genelde sorunlu olduğunu anlamış olduk.

sarajet arnavutluk

Biraz uzun süren yolculuğumuzun ardından Elbasan'dan geçip Arnavutluk'un başkenti Tiran'a vardık. Elbasan bakımsız bir şehir, sadece sonradan yapılan sosyal konutlar yeni. Bir yanda çok yeni, diğer yanda eski evler var. Osmanlı döneminden izler pek fazla kalmamış. Elbasan ile Tiran arası yaklaşık bir saat mesafede.

sarajet rest

Tiran'da ilk durağımız Sarajet 1837 oldu. Burası eski bir Osmanlı mutasarrıfının konağıymış. İç dekorasyonu oldukça şık ve otantik olan bu restoranda güzel bir öğle yemeği yedik.

sarajet rest 2

Menümüzde neler vardı? Yine diğer Balkan ülkelerinde yediğimiz shompskiye benzer peynirli bir salata, peynir tava (tavanın içinde kırmızı ve yeşil biber, yağ ve peynir vardı ve oldukça lezzetliydi), Arnavut böreği vardı. Ana yemek yine diğer Balkan ülkelerinde sıkça yediğimiz bizim İnegöl köftesine benzeyen cevabiciydi. Tatlı ise cevizli revaniydi. Benim en beğendiğim lezzet peynir tava oldu. Börek sert, köfte tuzlu, tatlı ise çok şerbetliydi. Ama mekan çok güzel gidip belki farklı lezzetler denenebilir. Ödediğimiz fiyatı not almamışım o yüzden tam hatırlayamıyorum ama yaklaşık 10 euro diyebilirim.

arnavutluk
Ardından mini bir şehir turu yaptık. Bu tur esnasında Tarihi Saat Kulesi'ni, Ethem Bey Camii'ni, opera-bale, parlemento binalarını, İskender meydanını gördük.


ethem bey camii
Ethem Bey Camii
ethem bey camii2

Ethem Bey Camii şehrin merkezindeki meydanın ve Saat Kulesi'nin hemen yanında yer alıyor. Caminin iç yüzeyi nakışlarla süslü. Alaca Camii kadar olmasa da renk ve süslemeleri ile dikkati çeken bir mekan. Bir dönem kullanıma kapatılıp müze haline getirilen cami, şu anda ibadete açık durumda.

arnavutluk karadağ yol

Öğleden sonra Tiran'dan Karadağ'a doğru hareket ettik Yol boyunca mavinin ve yeşilin pek çok tonunu bir arada görebileceğimiz güzel bir manzara da bize eşlik etti. Bu anlamda uzun olmasına rağmen keyifli bir yolculuktu.

Sağ alt fotoğrafta görülen beyaz karstik taşlar dikkat çekiciydi, rehberimizin verdiği bilgiye göre bu taşlar Beyaz Saray’ın yapımında kullanılmış.

Yaklaşık 4,5 saat süren bir yolculuktan sonra akşam 8 civarı Budva'da kalacağımız otele vardık. Planımız akşam yemeği için güzel bir restoranda deniz ürünleri ağırlıklı bir yemek yemekti. Ancak yolda başlayan sağnak yağmur otele vardığımızda hala devam ediyordu ve hazırlıksız olduğumuzdan dışarı çıkmayı kimse istemedi; bu yüzden rehberimizin önerdiği ve Budva'daki iyi balık restoranlarından biri olduğunu söylediği Jadran'daki rezervasyonumuzu iptal etmek zorunda kaldık. Deniz ürünlerini çok seven biri olarak gezide en çok üzüldüğüm şeylerden biri bu oldu doğrusu.
budva otel
Slovenska Plaza-Budva
Konakladığımız otel Slovenska Plaza'dı, gece yağışın biraz azaldığı bir zamanda çıkıp oteli kısmen dolaşma fırsatı buldum ve beyaz evleri begonvilleriyle bana Bodrum'u hatırlattığından mı bilmem çok sevimli buldum. Ertesi sabah kahvaltının ardından hemen otelden ayrıldığımız için oteli çok keşfetme şansım olmadı ama epey büyük bir alan üzerine kurulu, kahvaltı yapacağımız yeri bulmak için 3 restoran gezmem de bunu gösteriyor :) Odaları da çok temiz, geniş ve konforluydu, ben otelden epeyce memnun kaldım, hatta Budva'da ve bu otelde bir gece daha kalmayı isterdim.

Ancak programımız gereği Budva'da bir gece kaldık, ertesi gün Kotor'a doğru yola çıktık. O da bir sonraki yazının konusu...

Diğer yazılarımda olduğu gibi bu yazıda da sonda bir özet vermek istiyorum:

Arnavutluk'un para birimi:
  • lek (1 euro 120 lek)
Arnavutlu'ta nereler görülmeli?
  • Tiran
  • Ethem Bey Camii
  • Tarihi Saat Kulesi
  • Ulusal Tarih Müzesi (ben göremedim)
  • İskender Bey Meydanı
Arnavutluk'ta ne yenir?
  • Köfte (cevabici) ve diğer et yemekleri
  • Ciğer 
  • Börek (Arnavut böreği)
  • Sarajet 1837 Restoran