8 Kasım 2016 Salı

KAPLICALAR KENTİ KÜTAHYA



Antik dönemdeki adı “Kotiaeion” olan Kütahya, Hititlilerden başlayıp günümüze kadar uzanan yaklaşık yedi bin yıllık bir geçmişe sahip. Kütahya aynı zamanda seyyah Evliya Çelebi’nin de memleketi. Mevlana’nın oğlu Sultan Veled’in de bu şehir için “Cennet Kütahya’nın ya altındadır ya üstünde” dediği rivayet ediliyor. Bu güzel şehirde tahmin edilenden çok daha fazla tarihi ve turistik yer bulunuyor.


NE YAPILIR?
Kütahya Saat Kulesi
Kütahya’nın merkezinde yer alan Saat Kulesi’nin orijinali 19. yüzyılda yapılmış ancak günümüze ulaşamamıştır. Yakın zamanda aslına benzer şekilde tekrar inşa edilmiştir. Hemen yanı başında yer alan Zafer Meydanı’ndaki çini vazo ile birlikte şehrin simgesi durumundadır. Bu iki yapının orada birçok cafe ve mağazanın bulunduğu, trafiğe kapalı Sevgi Yolu’nda bir yürüyüş yapılabilir.



Kütahya Kalesi
Yapım tarihi net olarak belli olmayan Kütahya Kalesi’nin Bizans zamanından kalma olduğu tahmin ediliyor. Yine rivayetlere göre burası Kütahya’nın ilk kurulduğu yermiş. Evliya Çelebi’nin belirttiğine göre 70 burçtan oluşmakta ise de günümüzde sadece bazı surları ayakta kalabilmiş. Kalenin bulunduğu Hisar Tepesi’nden Kütahya’yı panoramik olarak seyretmek mümkün. Kalenin içerisinde iki çeşme ve iki mescit var. Burada tesis olarak bir çay bahçesi bir de Döner Gazino adlı bir mekan bulunmakta. Kendi etrafında çok yavaş bir hızla dönmesi dolayısıyla bu adla anılan kule şeklindeki mekan, yaklaşık 45 dakikada 360 derecelik turunu tamamlıyor. Burada manzaraya karşı bir şeyler yemek ya da içmek keyifli.



Germiyan Sokağı
Osmanlı döneminen kalma evlerin restore edilerek günümüze kazandırıldığı bu sokak, iki katlı cumbalı evleri ile fotoğraf tutkunlarına güzel kareler sunuyor. Günümüzde bu evlerin neredeyse tamamının işletmeye dönüştüğünü görüyoruz. Restoran ya da atölye olarak hizmet veren bu evlerin iç kısmını, odalarını gezmek, geçmişe dair hayallere dalmak mümkün. Tabii bazı işletmelerin bu evleri, mekanın ruhu ve dokusuna aykırı bir hale dönüştürdüğünü de üzülerek belirtmekte fayda var. Bu sokakta Germiyan Konağı, Isparta Konağı, Lalezar Konağı gibi konakları gezebilirsiniz.



Ulu Camii
Ulu Cami, Kütahya’nın en büyük camisidir. Son devir Osmanlı mimarisinin önemli ve az rastlanan yapılarından biri olan caminin yapımı Yıldırım Bayezid zamanında başlamış 1410’da tamamlanmıştır. Günümüzdeki mimarisi 1800’lü yıllardan kalmadır.



Dönenler Camii/Mevlevihanesi
Kütahya merkezde Ulu Cami’nin karşısında yer alan Dönenler, Mevlevi kültürünün önemli merkezlerindendir. Mevlevihanenin ilk yapısı 1200’lü yıllara ait olsa da günümüzdeki mimarisi 1800’lü yıllara aittir. Caminin içerisinde suyu şifalı olduğuna inanılan bir kuyu varmış, şu anda bu kısım halı ile kapalı olduğundan ziyaret sırasında görülmüyor.

Çinili Cami
Hem iç hem de dış mimarisi ile hayranlık uyandıran yapılardan biri olan Çinili Cami de Kütahya’nın simgelerinden. İçi ve dışı çinilerle süslü olduğundan bu şekilde adlandırılmıştır. Burada saydıklarımız dışında Kurşunlu Camii de Kütahya’daki önemli camilerdendir.



Kütahya Çini Müzesi
Kütahya’nın merkezinde Ulu Cami’nin hemen arkasında yer alan Çini Müzesi, ülkemizde ve dünyada çini üzerine açılan ilk müze olma özelliğine sahiptir. Külliyenin imaret bölümünde bulunan müze 1999 yılında açılmıştır. Müzede çeşitli çini örneklerinin yanı sıra çini sanatına dair bilgilendirmeler de yer almaktadır.



Kütahya Arkeoloji Müzesi
Ulu Camii’nin yanında bulunan ve 1314’te Germiyan beylerinden Umur bin Savcı tarafından yaptırılan medrese, 1965’den beri arkeoloji müzesi olarak hizmet vermektedir. Müzede eski tunç çağından Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine kadar çeşitli dönemlere ait eserler sergilenmektedir. Müzedeki en önemli eserlerden biri Amazon lahididir. Lahidin yan taraflarında savaşları tasvir eden kabartmalar yer almaktadır. Dünyadaki Amazon lahitleri içerisinde sağlam kalan nadir örnekler arasındadır. Pazartesi hariç her gün açık olan müzeye giriş ücreti 5 tl, müzekart geçerli.




Kent Tarihi Müzesi
Germiyan Sokağı içerisinde yer alan Şapçı Konağı kentin tarihini yansıtan bir müzeye dönüştürülmüş. İki kattan oluşan müzenin birinci katında demircilik, bakırcılık, kalaycılık gibi kaybolmaya yüz tutmuş meslekleri temsil eden mankenler, kullandıkları aletlerle birlikte sergilenmiş. Müzenin ikinci katında ise Kütahya’nın günlük hayatına dair detaylar, giyim kuşama dair unsurlar, kına düğün gibi özel günlere dair bilgiler yer almaktadır.



Macar Evi/Lajos Kossuth Evi
18. yüzyıldan kalma, Macar kahramanlarından Lajos Kossuth’un sürgünde olduğu dönemde Osmanlı’ya sığınarak yaklaşık bir yıl yaşadığı Türk evidir. Bahçe içerisinde iki kattan oluşan evin yedi odası vardır. Selamlık, yatak odası, çalışma odası gibi bölümlerin bulunduğu 1. kattaki odalar daha çok Türk yaşantısına göre düzenlenmişken, 2. kattaki odalarda Kossuth’a ait, Macar kültürünü yansıtan kıyafet ve eşyalar sergilenmektedir. Müze pazartesi hariç her gün açık olup giriş ücretsizdir. Dumlupınar Müzesi, Jeoloji Müzesi, Evliya Çelebi Kültür Sanatevi Kütahya’da gezebileceğiniz diğer müzeler arasında.

Aizanoi Antik Kenti
Aizanoi, Zeus tapınağı, tiyatro, stadyum, agora ile Roma döneminin önemli kentlerinden bir tanesi. Şehir merkezine 60 km uzaklıkta Dünyada örneği olmayan bazı yapları bünyesinde barındıran antik kent büyük öneme sahip. Stadyum-tiyatro kompleksinin antik dünyada bir örnediğin daha bulunmadığı belirtiliyor. Ayrıca yine burada bulunan Macellum dünyanın en eski alışveriş merkezlerinden bir tanesi. Kentin kutsal alanı Zeus Taınağı şimdiye kadar en iyi korunmuş Zeus tapınaklarından biri.

Zafertepe Anıtı
Kütahya doğal güzelliklerinin yanı sıra tarihi dokusu ile de ziyaretçilerin ilgisini çekebilecek bir şehir. Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nde Atatürk’ün “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri” sözünü söylediği yer olması dolayısıyla sık ziyaret edilen bir yerdir. Dumlupınar Meydan Muharebesi’nde şehit olan askerlerin anısına yapılan Dumlupınar Şehitliği ziyaret edilebilecek yerler arasında.

Kaplıcalar
Kütahya termal turizm açısından da önemli bir şehir, burada çok sayıda kaplıca bulunmaktadır. Şehir merkezine yaklaşık 70 km uzaklıktaki Dereli, şifalı suyu ve doğal güzelliği ile turistlerin ilgisini çeken bir nokta. İsmini bölgeden geçen dereden alan Dereli, yürüyüş, rafting gibi sporlar açısından da elverişlidir. Diğer önemli kaplıcalar arasında Emet, Simav, Gediz, Tavşanlı yer alır.
Kütahya’da yapılabilecek diğer şeyler arasında şehrin panoramik bir şekilde görülebileceği Hıdırlık Tepesi’ne çıkmak, Porsuk barajına gidip fotoğraf çekmek ya da su sporları ile ilgilenmek, Domaniç kent ormanında piknik ve doğa yürüyüşleri yapmak, Domaniç’te Osmanlı zamanından kalma anıt ağaç Mızık Çamı’nı ziyaret, Kapadokya’yı andıran yapısı ile peribacaları, kaya mezarları ve şapelleri olan Frig Vadisi’ni görmek sayılabilir.



NE/NEREDE YENİR?
Kütahya’nın mutfak kültüründe evde hazırlanan yiyecekler ön planda. Özellikle bulgur, tarhana, erişte ve hamurla hazırlanan lezzetlere sıklıkla rastlanıyor. Ekşi tarhana olarak bilinen kızılcık tarhanası yaygın. Bunun c vitamini açıından zengin olması dolayısıyla soğuk algınlığına iyi geldiği düşünülüyor. Kızılcık dışında ak tarhana çorbası da sevilen lezzetler arasında. Sıkıcık çorbası yöresel çorbaların en bilinenlerinden. Bulgur, tarhana, un ve baharat ile küçük yuvarlaklar hazırlanıyor. Elde sıkılıarak şekillendirildiği için çorbaya bu ad verilmiş. Hazırlanan toplar salçalı suya atılarak pişiriliyor. Son dokunuş olarak çorbaya servisten önce az miktarda sarımsaklı yoğurt gezdiriliyor.



Kütahya’da et yemekleri de önemli bir yere sahip. Küpte pişen et, Kütahya usulü kavurma, güveç başta gelenlerden et yemeklerinden. Kütahya’daki et yemekleri arasında bir de tiritten söz etmek gerekir. Tiritte, rulo hale getirip yaklaşık bir parmak kalınlığında kesilmiş yufkalar fırınlandıktan sonra tavuk ya da et suyu ile ıslatılıyor üzerine tavuk ya da et dizilerek sunuluyor. Soğan dolması, labada dolması sevilen dolmalar arasında.



Kütahya mutfağı börek ve mantı çeşitleri açısından da zengin. Sini mantısı, hamur dolması, Gökçümen hamursuzu, şibit (gözleme), cimcik (kıymasız mantı), tosunum (mercimekli börek), dolamber böreği, haşhaşlı lokum Kütahya’ya özgü lezzetlerin başında geliyor.
Güllaç, bir çeşit şerbetli tatlı olan cendere, kaymaklı baklava, hamur tatlısı, sütlü incir tatlısı ise geleneksel tatlı çeşitleri arasında yer alıyor.
Bu yöresel lezzetleri Kütahya’da tadabileceğiniz yerler arasında Germiyan Sokağı’nda bulunan, otantik bir havaya sahip Germiyan Konağı ve Ulu Cami yakınında yer alan Kütahya Konağı başta geliyor. Bu konaklarda lezzetli bir yemeği konaktaki tarihi hava eşliğinde yiyerek keyifli vakit geçirebilirsiniz. Konaklarda geniş salonun yanı sıra birçok oda bulunduğundan bu alanlar 8-10 kişilik küçük gruplarla özel toplantılar yapmaya da imkan sağlıyor.
Tercihiniz manzara eşliğinde yemek ise yukarda bahsettiğim kalede bulun Döner Gazino’yu düşünebilirsiniz. Kütahya’nın en işlek yerleri olan Cumhuriyet Caddesi ve Sevgi Yolu üzerinde de pek çok restoran ve cafe yer alıyor.

NEREDEN/NE ALINIR?
Kütahya deyince akla çini ve porselen eşyalar geliyor. Bunları en geniş şekilde bulabileceğiniz yer ise Çiniciler Çarşısı. Şehir merkezinin biraz dışında kalan bu çarşı oldukça büyük, ürün çeşidi çok fazla ve fiyatlar oldukça uygun.



Çini sanatına meraklı iseniz Germiyan Sokağı’nda bulunan Mehmet Gürsoy Çini Atolyesi’ni de ziyaret etmelisiniz. Burada çinin sanatının hikayesini Unesco tarafından yaşayan kültür mirası seçilen Mehmet Gürsoy'dan dinleyebilirsiniz. Mehmet Bey, sohbet esnasında çini sanatını "göz musikisi" olarak tanımladı. Sizce de çok hoş değil mi? Aynı zamanda buradan alışveriş yapma ve atölyedeki ürün hazırlıklarını izleme imkanı da mevcut.



Eskiden Rüstem Paşa Medresesi olan yapı yıkılmış, daha sonra yerine aslına benzer bir bina yapılarak El Sanatları Çarşısı olarak açılmıştır. Buradan Kütahya’ya özgü birtakım obje ve hediyelikler alınabilir.

NEREDE KALINIR?



Kütahya ve çevresinde kaplıcalardan faydalanılabilecek pek çok termal otel mevcut. 4 ve 5 yıldızlı otellerin dışında butik otel ve apart seçenekleri de var. Ben merkezde yer alan Hilton Garden Inn’de konakladım. Her şeyden önce konumu çok iyiydi, pek çok yere yürüme mesafesinde ve aradığınız her şeyi otel çevresinde bulabiliyorsunuz. Odaları geniş ve konforlu, çalışanları ilgiliydi. Sabah kahvaltısı lezzet ve çeşit olarak başarılıydı, diğer öğünleri deneme fırsatım olmadı. Hilton Garden Inn’deki konaklamamdan memnun kaldım, sizlere de tavsiye edebilirim.



Kütahya, Osmanlı’dan kalma tarihi dokusu, müzeleri, çini ve porselenleri, yöresel lezzetleri, kaplıcaları ile görülmesi gereken güzel şehirlerden bir tanesi. Burada kendinizi hem Ege’de hem Anadolu’da hissediyorsunuz. Bu güzel şehre havalar iyice soğumadan gidin ve çini-porselen objeleri almadan, kaplıcalarını denemeden, yöresel lezzetlerini tatmadan, Kütahya’yı tepelerden birinden panoramik olarak izlemeden, antik kentini, müze ve camilerini görmeden, tarihi sokaklarında dolaşmadan gelmeyin.

2 yorum:

  1. Lezzetler de fotoğraflarda şahane canım, keyifli bir tur olmuş belli.
    Seyahatin ve keyfin bol olsun, öpüyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler canım :)

      Sil

Düşüncenizi paylaştığınız için çok teşekkürler!