20 Şubat 2017 Pazartesi

Portakallı Lor Kurabiyesi



Her ne kadar değişik tarifler denesem de anne tariflerinin yeri başkadır bende. Bu kurabiyeler de anne tariflerinden biri. Geçtiğimiz günlerde sohbet ederken sevgili Sezen, annesinin lor kurabiyesinin çok güzel olduğundan bahsetmişti. Hemen tarif istedim baktım anneminki ile çok benzer. Ben de margarini çıkarıp tereyağ ekledim, bir de portakal kabuğu rendesi, şeker miktarını azalttım, kendi kurabiye tarifim çıktı ortaya. Siz de deneyip beğenirsiniz umarım.




Malzemeler
  • 3 yumurta (birinin beyazı üzerine)
  • 1 su bardağı toz şeker
  • 400 gr lor peyniri
  • 50 gr tereyağı
  • Yarım su bardağı zeytinyağı
  • 1 portakal kabuğu rendesi
  • 1 paket kabartma tozu
  • Un (aldığı kadar)
Üzerine
  1. Yumurta akı ve toz şeker

Yapılışı

  • Yumurta, şeker, lor, tereyağ ve zeytinyağ malzemeler pürüzsüz hale gelene kadar çırpılır.
  • Ardından portakal kabuğu rendesi, un ve kabartma tozu eklenir.
  • Ele yapışmayan ama sert de olmayan bir hamur elde ettikten sonra ceviz büyüklüğünde yuvarlaklar yapılır. (İsteyen büyük de yapabilir tabi :))
  • Kurabiyeler önce yumurta akına daha sonra şekere batırılıp tepsiye dizilir.
  • 170 derecede hafif pembeleşene kadar pişirilir. Pişme süresi fırınınıza göre değişeceğinden süre vermiyorum.
  • Bu ölçülerle yaklaşık 30 adet kurabiye çıkıyor.

16 Şubat 2017 Perşembe

Eskişehir Gezisi



Son yılların en popüler destinasyonlarından olan Eskişehir, Anadolu’nun güzel şehirlerinden bir tanesi. Şehirde iki üniversite olması dolayısıyla genç nüfus fazla, bu yüzden Eskişehir’de günün her saati canlı bir hayat var. Her yerde cıvıl cıvıl, şirin kafeler, renkli dükkânlar, gülümseyen insanlar görebilirsiniz. Gelişmiş belediyecilik anlayışı ile yaşanası şehirlerden biri Eskişehir. Huzur dolu parkları, çeşit çeşit müzeler, lezzetli yöresel yemekleri ve daha pek çok güzellikleri ile bu şehri sevmemek mümkün değil. Ben farklı zamanlarda Eskişehir’e iki kez gittim, her gittiğimde farklı yerler keşfettim. Şehri gezmek için 2-3 gün ayırmanızı öneririm.




Hafta sonu şehir çok kalabalık oluyor, hızlı trenle ulaşım rahat, sanırım kalabalıkta bu da etkili. Yoğunluk dolayısıyla özellikle müze girişlerinde ya da bilindik restoranlarda çok sıra beklemek gerekebiliyor. İmkanınız varsa seyahatinizi hafta içine denk getirmeniz iyi olacaktır. Eskişehir’de gezilecek yerlerin çoğu birbirine yürüme mesafesinde, ayrıca tramvay ile pek çok noktaya ulaşım kolay. Bu sebeple arabasız olsanız da Eskişehir’de rahatlıkla gezebilirsiniz.
NE YAPILIR?






Odunpazarı
Eski bir yerleşim alanı olan Odunpazarı’ndaki eski evler restore edilerek turistlerin ilgisini çekecek bir hale getirilmiş. Osmanlı mimarisini yansıtan bu evlerin bir kısmı hala konut olarak kullanılmakta. Bir kısmı ise günümüzde cafe restoran, butik otel gibi işletmelere dönüşmüş. Restore edilen evlerin bulunduğu dar sokaklarda dolaşmak hayli keyifli, buradaki evlerin hepsi birbirinden güzel. İki katlı ve cumbalı evler arasında yürürken adeta tarihte bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Evler, fotoğraf tutkunları için de güzel malzeme sunuyor.
Bu bölgede gezilecekler yerler arasında Kurşunlu Camii ve Külliyesi, Lületaşı Müzesi, Atlıhan El Sanatları Merkezi, Cam Sanatları Müzesi, Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi, Osmanlı Evi, Cumhuriyet Tarihi Müzesi, Karikatür Müzesi ve Şelale Park sayılabilir.




Kurşunlu Camii ve Külliyesi
Şehirdeki en eski yapılardan olan Kurşunlu Külliyesi Odunpazarı semtinde bulunuyor. Külliye, cami, medrese şadırvan, aşevi, kervansaray, sıbyan mektebi, imaret, şadırvan, tabhane bölümlerinden oluşuyor. Cami kısmı hizmete açık, diğer bölümler günümüzde El Sanatları Çarşısı, Lületaşı Müzesi, Cam Üfleme Atölyesi gibi turistik mekânlara dönüşmüş.




Lületaşı Müzesi
Kurşunlu Külliyesi içerisindeki özel bir bölümden oluşan müze çok büyük olmamakla birlikte ilgi çekici. Lüle taşından yapılmış 400 civarında objenin sergilendiği müze, alanında dünyadaki sayılı örneklerden. Hemen karşısında yer alan El Sanatları Merkezi’nde ise lületaşından yapılmış çeşitli objeler satışa sunuluyor. Burada ayrıca ebru ve hat sanatı ile hazırlanan ürünlerin yapılışını izleyebilir, satın alabilirsiniz. Müzeye giriş ücretsiz.




Cam Sanatları Müzesi
Odunpazarı’nda yer alan müzelerden bir tanesi de tarihi bir bina içerisinde yer alan ve iki kattan oluşan Cam Sanatları Müzesi. Alanındaki ilk müze olma özelliğine sahip müzede yerli ve yabancı pek çok sanatçıya ait camdan yapılmış eserler yer alıyor. Burası ziyaretçilerini önce girişindeki görkemli avize ile karşılıyor. Ardından müzedeki odaları dolaşmaya başladığınızda camdan yapılmış çok değişik ürünleri görme imkânınız oluyor. Üst kat ise Kent Belleği Müzesi. Burada Eskişehir’e ait çeşitli fotoğraf, resim, kartpostal ve çeşitli belgeler sergilenmekte.




Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi
Odunpazarı semtinde yer alan müze Odunpazarı’ndaki tarihi evlerden birinde 2013’te Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in çalışmaları sonucu açılmış. Türkiyede bir ilk olan müzede sanat, politika, spor, basın gibi çeşitli sahalardan 160 ünlünün balmumundan yapılmış heykeli sergileniyor. Müzede beş salon var: Birinci salonda Atatürk ve silah arkadaşlarına, ikinci salonda çeşitli sahalardaki ünlülere, üçüncü salonda tarihi kişilere, dördüncü salonda siyasetçilere, beşinci salonda ise Yılmaz Büyükerşen’e ait heykellere yer verilmiş. Ayrıca bir de hediyelik eşya satışı olan bir kısım bulunmakta. “Demokrasi”, “dünya liderleri gibi bazı bölümlerde yasak olmasına rağmen bazı bölümlerde ünlülere ait heykellerle fotoğraf çekilebiliyorsunuz. Fotoğraf çekmenin yasak olduğu kısımlarda ise profesyonel fotoğrafçıya çektirip çıkışta ücret karşılığında bu fotoğrafları alabiliyorsunuz. Müzeye giriş ücreti 5 tl. Müzeden elde edilen gelir çocukların eğitimi için kullanılıyor. Müze pazartesi hariç her gün ziyarete açık.
Osmanlı Evi
Odunpazarı’nda yer alan Osmanlı Evi, Atatürk’ün Eskişehir ziyaretinde kaldığı ev. Şu an müze-restoran olarak kullanılıyor. Klasik Osmanlı mimarisinin bir örneğini görmek, iç kısmını gezmek ya da restoran bölümünde yöresel yemekleri tatmak için gidebilirsiniz.
Karikatür Müzesi
Karikatür Müzesi, Odunpazarı bölgesindeki iki katlı bir evde hizmet veriyor. Yine alanında ilk olan müzede birçok ünlü karikatüristin eserlerinin yanı sıra karikatürle ilgili eserlerin bulunduğu bir kitaplık da var. Müzeden kitap, kartpostal ya da çeşitli hediyelik eşyalar da satın alınabiliyor.
Eti Arkeoloji Müzesi
Eti Arkeoloji Müzesi Eskişehir’in önemli müzelerinden bir tanesi. 1945’den itibaren arkeolojik çalışmalarda elde edilen ve çeşitli yerlerde korunan eserler 2010 yılında yeni binası ile açılan müzede sergilenmektedir. Müzenin en dikkat çekici taraflarından birisi şehrin sahip olduğu taşınmaz kültür varlıklarının tanıtılması amacını taşıyan dijital sergidir.




Demiryolları Müzesi
1998 yılında açılan Demiryolları Müzesi’nde demiryolu ile ilgili çeşitli objeler sergilenmektedir. Eskişehir Tren Garı binasının bulunduğu alanda yer alan müzede tarihe tanıklık eden pek çok materyal yer almaktadır. Girişi ücretsiz olan müze pazar ve pazartesi günleri dışında her gün ziyaret edilebilir.




Havacılık Parkı ve Tayyare Müzesi
Hava Kuvvetlerine ait eski uçakların sergilendiği bir açık hava müzesi. Parkın içinde yer alan kapalı müzede ise pilot giysileri, maket uçaklar gibi havacılıkla ilgili objeler bulunuyor. Müzeye giriş ücretsiz.




Devrim Arabası
Türkiye’nin ilk yerli otomobili olan Devrim arabası 1961’de devrin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel‘in talimatıyla yapılmış ama seri üretime geçilememiştir. Araba şimdi TÜLOMSAŞ’ın bahçesinde bir camekân içerisinde sergileniyor.
























Şelale Park
Şelale Park, şehri tepeden görebileceğiniz bir noktada yer alıyor. Manzaranın keyfini çıkarmak ve fotoğraf çekmek için ideal bir nokta. Park adını burada bulunan yapay şelaleden alıyor. İçerisinde bir şeyler yiyip içebileceğiniz bir cafe, yel değirmeni, Don Kişot ve Sanço Panço Heykelleri, mini amfi tiyatro, seyir terası, yürüyüş alanı, çocuklar için oyun parkı da mevcut.

























Kentpark

Türkiye’nin ilk yapay plajını da bünyesinde barındıran Kentpark, Eskişehir’in en güzel ve popüler parklarından biri. Denizi olmayan bir şehre ancak bu kadar güzel bir plaj yapılabilirdi...  Kentpark’ta yapay plaj dışında büyük bir yapay gölet, yüzme havuzları, at binme alanları, cafe ve restoran ve yürüyüş parkurları da bulunmakta. Kentpark Gerçekten görülmeye değer bir yer, Dinlenme, gezme ve fotoğraf çekimi için ideal bir alan. Şehrin her yeri olduğu gibi burası da çok temiz ve düzenli. Plaj kısmı hariç parka giriş ücretsiz.
























Sazova Parkı/Bilim Sanat Kültür Parkı
Sazova Parkı, Eskişehir-Kütayha yolu üzerinde yer alıyor. Burası için Eskişehir bir yana Türkiye’nin en büyük ve güzel parklarından denebilir. Park girişinde yer alan mini tren ile ücretsiz olarak parkın etrafını gezebilirsiniz. Masal şatosu, korsan evi, akvaryum, yapay gölet, amfi tiyatro gibi bölümleri olan geniş bir alana sahip. Özellikle masal şatosu ve korsan gemisi, masallardan fırlamış gibi görünen yapısı ile çocukların olduğu kadar büyüklerin de ilgisini çekiyor. Masal şatosunun içi belirli saatlerde gezilebiliyor. Korsan gemisinin içini ise cüzi bir ücretle gezebilirsiniz. Bunlar dışında Uzay Evi, Bilim Deney Merkezi, Eti Sualtı Dünyası parkın diğer ilgi çekici kısımları. Park, özellikle içerisinde yer alan etkinlik alanı ile çocuklu aileler için gün boyu keyifli vakit geçirilebilecek bir yer.




Haller Gençlik Merkezi
Eski meyve sebze halinin restore edilmesi ile ortaya çıkan çok hoş bir ambiyansa sahip bu mekanda güzel şeyler tadabileceğiniz ve alışveriş yapabileceğiniz pek çok dükkan bulunuyor. Ayrıca burada belirli zamanlarda canlı müzik dinletileri, çeşitli kültür sanat etkinlikleri de yapılıyor.




Bütün bu saydıklarımız dışında Eskişehir’de mutlaka yapmanızı tavsiye edeceğim bir başka şey ise Porsuk çayı üzerinde gondolla ya da Esbot adı verilen botlarla yapılan turlara katılmanız.
NE/NEREDE YENİR?
Kırım başta olmak üzere çeşitli bölgelerden göçle gelenler Eskişehir mutfağı üzerinde etkili olmuştur. Bunun dışında Eskişehir’de Anadolu mutfağının tipik özelliği olan hamur işleri, bulgur ve buğdayla hazırlanan yemekler önemli yer tutmaktadır. Eskişehir denince akla gelen lezzetlerin başında çibörek gelir.




Çibörek
İnce ve yuvarlak olarak açılan hamura kıyma ile hazırlanmış çiğ harcın konup yufkanın yarım ay şeklinde kapatılması ve daha sonra kızartılması ile hazırlanır. Çibörek adlandırmasının iç harcının kavrulmadan yani çiğ olarak kullanılmasından çıktığı düşünülse de bir başka rivayete göre de “çi” kelimesi Tatarcada “güzel” anlamına geliyor. Çibörek, doğru yerde yendiğinde lezzetli, yanlış yerde ise oldukça ağır gelebilen bir börek. Ben Eskişehir’e ilk gittiğimde çok meşhur olması dolayısıyla Papağan’da çibörek yedim, çıtır olması gerekirken servis edildiğinde yumuşaktı. İkinci seyahatimde buraya bir şans daha vermek istedim, bu kez ise börek aşırı yağ emmişti, ilgi ve servis ise zayıftı. Daha sonra Atatürk Bulvarı’nda yer alan Eskişehir Çiğ Börek Evi’ni keşfettim, burada yediğim çi börek çok iyiydi.




Balaban Kebabı
Balaban kebabı küçük küçük kesilen pidelerin önce et suyu ile hafifçe ıslatılması daha sonra üzerine yoğurt, tereyağlı sos, et ya da köfte eklenmesi ile oluşuyor. Ben balaban kebabını Namlı Gurme’de yedim, güzeldi. Ufak bir pasaj içerisinde bulunan tipik bir esnaf lokantası görünümündeki Abdüsselam Balaban Kebap Salonu ve Tatlıdil Köftecisi de listemdeydi ama uğrama fırsatım olmadı.




Eskişehir Çiğ Börek Evi
Mekanın adı çiğ börek evi olmakla birlikte Eskişehir ve Tatar mutfağına ait pek çok yerde bulamayacağınız özel yemekleri hazırlayıp sunan bir yer. Hafta sonu ve yemek saatlerinde giderseniz çok kalabalık olabiliyor, biraz geç giderseniz de yemek çeşitleri azalıyor. Zengin bir menüsü var. “Sorpa çorbası”nda kuzu eti kullanıldığı için tadının ağır olacağını sanmıştım, ama kesinlikle öyle değil, çok lezzetli bir çorbaydı. Burada sorpa dışında çok küçük boyutta mantıdan hazırlanan “kaşıkbörek” çorbası da denenebilir. Hamur işleri seçenekleri arasında ise çibörek, mantı, göbete, kavurma börek ve katlama var. Göbete çok ince açılmış yufkaların arasına pirinç ve kıyma konarak hazırlanan oldukça lezzetli bir börek. Kavurma da harç olarak göbeteye benzeyen şekli farklı bir börek. Katlama ise yine göbetedeki gibi ince bir hamurun katlanıp pişirilmesi ile oluşan ne tatlı ne tuzlu bir hamurişi, ortasına şeker konularak servis ediliyor. Ana yemek olarak balaban kebabı, kuzu incik ve safranlı pilavla hazırlanan kol sarma ya da bu çeşitlerin karışık olarak yer aldığı et savut tercih edilebilir. Bu şehre turist olarak geldiyseniz ve sizin için bu yöresel tatları hazırlayacak Eskişehirli bir aile yoksa burayı kesinlikle tavsiye ederim.
Namlı Gurme
Namlı Gurme hem şarküteri ve kahvaltılık başta olmak üzere çeşitli gıdaları satın alabileceğiniz bir yer. Ben ev yapımı sucuk ve paketlenmiş olarak aldığım kavurmayı çok beğendim. Aynı zamanda restoran kısmında da kahvaltı, ev yemeği, balaban kebabı ya da ızgara çeşitlerini deneyebilirsiniz.
Pino Hamburger
Pino Hamburger Eskişehir’in en eski ve en sevilen hamburgercilerinden biri. Ev yapımı hamburger yapan mekanın birçok şubesi de var. “Pino hamburgeri” Pino tava” deneyebilecekleriniz arasında. Hamburgerin ekmeği lezzetli ve içeriği zengin.
Met Helvası
Met helva lezzet olarak pişmaniyeyi andırıyor, form olarak ise farklı. Pişmaniyenin ince uzun ve sıkıştırılmış hali denebilir. Met helvasının sade, kakaolu, fıstıklı gibi çeşitleri bulunmakta. Pek çok yerde sadece helva satan dükkânlar var. Balkan Şekerleme, Met Helva, Eriş Helva bunlardan bazıları.
Doyuran Kahvaltı Salonu
Doyuran Kahvaltı Salonu, küçük olmasına rağmen çok ünlü ve kahvaltı için tercih edilen bir mekan. Kahvaltı çeşitleri, gözleme, menemen, pastırma ve sucukla hazırlanan yumurta çeşitleri, ballı süt öne çıkanlar arasında.
























Mazlumlar Muhallebicisi
Mazlumlar Muhallebicisi, Haller Gençlik Merkezi’nde bulunuyor. 1927’den beri hizmet veren mekanda keşkül, kazandibi, tavuk göğsü, krem karamel, fırın sütlaç, sütlü kadayıf, triliçe, ekmek kadayıfı gibi tatlı çeşitlerini bulabilirsiniz. Ben sütlü tatlıları çok seven biri olarak seçim yapmakta zorlandım ve gelincik şerbeti ile soslanan su muhallebisini bir de damla sakızlı muhallebisini denedim, gerçekten güzeldi. Bir de “borovnica” adlı böğürtlen ve yaban mersininden elde edilen bir içecekleri var. Soğuk tüketilen bir içecek olduğundan daha çok yaza uygun, kışın ise salep denenebilir. İçeceklerden bahsetmişken Eskişehir’de şıra ve boza da yaygın. Ben deneyemedim ama boza için Karakedi Bozacısı öneriliyor.
Burada saydığımız mekanlar dışında Porsuk nehri etrafında pek çok cafe ve restoran bulunuyor. Daha çok gençlerin tercih ettiği bu bölgeyi de keşfedebilirsiniz.

NEREDEN/NE ALINIR?




Eskişehir’den alınacak şeylerin başında bu şehre özgü bir yeraltı zenginliği olan lületaşından yapılmış objeler geliyor. Bunları Kurşunlu külliyesindeki el sanatları merkezinde, Atlıhan El Sanatları Çarşısı’nda ve şehrin pek çok yerinde bulabilirsiniz. Odunpazarı’nda bulunan Atlıhan El Sanatları Çarşısı, lületaşı dışında da pek çok hediyelik ürünün bulunabileceği bir yer. Atlıhan, eskiden han iken daha sonra restore edilerek çarşı işlevi görmeye başlamış. Çukur Çarşı ve Esnaf Sarayı da alışveriş için tercih edilebilecek diğer noktalar. Cam ürünler de alışveriş için bir başka seçenek. Kurşunlu külliyesindeki cam üfleme atölyesinde cam işleme sanatına dair örnekler izleyebilir ve bu ürünlerden satın alabilirsiniz.
Doktorlar Caddesi’ndeki giyim ve takı dükkanları ilgi çekebilir. Yerli halk ise daha çok trafiğe kapalı bir bölge olan Hamamyolu Caddesinde bulunan mağazalardan alışveriş yapıyor. Öğrenci nüfusun fazlalığından dolayı Eskişehir’de fiyatlar genel olarak çok yüksek değil. Alışverişe meraklıysanız Espark, Neoplus gibi büyük alışveriş merkezlerini de gezmek isteyebilirsiniz.

NEREDE KALINIR?
Ben Eskişehir’e ilk gidişimde Albatros Otel’de konakladım. Şehrin merkezinde bulunan otelden birçok yere yürüyerek gidilebiliyor. Otel cadde üzerinde işlek bir noktada, hemen önünde tramvay durağı bulunuyor. Ulaşım açısından çok rahat bir konumda. İkinci gidişimde Merlot Otel’de kaldım. Buradan da memnun kaldım, odaları geniş ve ferahtı, kahvaltısı kalite ve çeşitlilik anlamında güzel. Konaklama için otantik bir yer arıyorsanız Odunpazarı bölgesinde yer alan butik otellere de bakabilirsiniz.

Eskişehir tarihi ve doğal güzellikleriyle, modern görünümüyle, temiz ve düzenli haliyle, güleryüzlü insanlarıyla, lezzetleriyle kesinlikle görülmesi gereken şehirlerin başında geliyor. En kısa zamanda bir Eskişehir seyahati yapın ve Odunpazarı’nı gezmeden, Porsuk nehrinde bir bot ya da gondol turu yapmadan, ünlü parklarını görmeden, çibörek yemeden, lületaşından bir şey almadan dönmeyin.

13 Şubat 2017 Pazartesi

Lamen Otel Özlem Mekik Workshop Gavur Meyhane


Yazın blogger arkadaşlarımızla çok güzel bir etkinlikte bir araya gelmiştik. ben maalesef yazdan beri bu etkinliği yazma fırsatı bulamadım. Ama arşivimde bu güzel günün olmasını istediğim için geç de olsa sizlere o günden bahsedeceğim.




Gavur Meyhane, Alaçatı Hacımemiş'te Lamen Otel bünyesinde hizmete giren bir mekan. Biz de etkinliğe önce buranın lezzetlerini tadarak başladık. Fotoğrafta da gördüğünüz gibi ahtapot salatası, deniz börülcesi, fava, havuç tarator, patlıcan salatası gibi Ege'nin güzelliklerini yansıtan lezzetler vardı masamızda.







Bu mezelerin ardından ana yemeğe geçmeden ciğer tattık, ardından kokoreç...


Izgara tabağı...


Ve sonra sıra mutfağa geçmeye geldi. Mutfakta Şef Özlem Mekik bizler için peynir, ceviz, taze ot, frenk soğanı, antep fıstığı, ceviz, sarımsak, zeytinyağı ve baharatlarla Girit mezesi hazırladı. Çok lezzetliydi...









Daha sonra Didem Şef, bizler için Gavur Meyhane'nin mutfağında tarçınlı rulo hazırladı. Yapılış ve pişme aşamasında mutfağı mis gibi tarçın kokusu sardı.






Ardından Gavur Meyhane'nin şefi ahtapotlu şevketi bostan hazırladı. Her iki tadı da ayrı ayrı çok sevsem de bir arada hiç yememiştim. Ama çok sevdim son derece başarılıydı.


Günün tatlısı ise bir Çeşme klasiği. Sakızlı muhallebiydi, çok severim, tam yazlık çok da hafif bir tatlıdır.


Günün hatırası bu fotoğraf ile bu güzel günü ölümsüzleştirmiş olduk. Bu güzel davet için Gavur Meyhane'ye, şef Özlem mekik'e ve organizasyonu yapan Selcen ve Sevilay arkadaşlarımıza çok teşekkür ederim.




Günün detaylarını yansıtan kısa bir videoyu da youtube kanalıma ekledim, dilerseniz izleyebilirsiniz.

9 Şubat 2017 Perşembe

Kuru Domatesli Turp Otu Salatası



Ege'de yaşamanın güzelliklerinden birisi de doğanın cömertliklerinden yararlanmak. Ege pazarlarına ne zaman gitsem taze ve çeşit çeşit sebze meyveler karşısında şaşkınlık ve sevinç duyuyorum. Hele ot çeşitleri... Pazarcı hanımlarla bu konuda epey sohbet edebilirsiniz. Turp otu ile yapabileceklerinizi daha önce şu yazımda anlatmıştım. Bu kez yine balığın yanına ufak bir iki değişiklikle hazırladım. Deneyeceklere afiyet olsun.


Malzemeler

  • Yarım kilo turp otu
  • Kuru domates
  • Siyah zeytin

Sos için

  • Tuz
  • Zeytinyağı
  • Limon suyu
  • Sarımsak

Yapılışı

  • Turp otlarının kalın saplarını kesip ayırın, diğer kısımlarını kumu gidinceye kadar yıkayın, bir süre de sirkeli suda bekletin.
  • Geniş bir tencereye su koyun kaynatın, kaynayınca bir yemek kaşığı kadar tuz ekleyin.
  • Kaynayan suya yıkayıp süzdüğünüz turp otlarını atın. Suyun ısısını düşürmemek için hepsini bir değil birkaç seferde ekleyin.
  • Birkaç dakika içerisinde rengini kaybetmeden kevgirle alıp soğuk su dolu bir başka kaba alın (böylece pişmesi durmuş olacak)
  • Birkaç dakika sonra suyunu iyice süzün.
  • Ayrı bir yerde tüm malzemeleri çırparak sosu hazırlayın ve salataya dökün (hemen servis etmeyecekseniz sosu sonra dökün, limon otu sarartıyor)
  • Üzerine dilediğiniz miktarda siyah zeytin ve domates kurusu ekleyin. ben yağ içerisinde satılan domates kurularından aldım, sizinki işlem görmemiş ise bir süre kaynar suda bekletip yumuşattıktan sonra kullanın.

6 Şubat 2017 Pazartesi

Zeytinyağına Yolculuk: Serdar Öçten Ünsal İle Duyusal Analiz Eğitimi



Zeytinyağı Tadım Uzmanı Serdar Öçten Ünsal ile zeytinyağının hikayesine yolculuk yaptık. Serdar Bey, İzmirli bloggerlara ve konuya ilgi duyan katılımcılara zeytinyağının hikayesini, bu konuda doğru bilinen yanlışları anlattı. Aynı zamanda bizlere zeytinyağının duyusal analizi yani tadımı nasıl yapılır bunu eğitimini verdi. Bir anlamda iyi yağ ile kötü yağı nasıl ayırdedebileceğimizi artık biliyoruz. Ben size olabildiğince bu eğitimde öğrendiklerini anlatmaya çalışacağım. Konu hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz Serdar beyin eğitimlerine katılabilir ya da sitesinde yer alan bilgilerden faydalanabilirsiniz. 





Zeytinyağı hakkında bilinmesi gerekenler
Zeytinyağını kokladığımzıda zeytin gibi kokmasını beklemek yanlışmış, doğru olan yeşil elma, çimen, yeşil domates, çağla, salatalık gibi bir koku almakmış.

Bir başka yanlış beklenti yağın tatlı bir lezzeti olmasını beklemek. İyi bir zeytinyağında meyvenin acı ve buruk tadının hissedilmesi gerekirmiş.

Önemli bir diğer bilgi ise zeytinyağının mutlaka koyu renk bir cam şişede hava almayacak, ışık görmeyecek şekilde saklanması gerektiği. Plastik şişede ve pazarlarda ya da yol üstlerinde satılan yağlardan uzak durmamız gerekiyor. Zeytinyağını ısıdan da korumak gerekiyor, serin bir yerde, mümkünse buzdolabında muhafaza edilmeli. Çok bekletilmeden kısa sürede tüketilmesi de önemli. Uygun şartlarda saklanmayan zeytinyağında oksidasyon meydana geliyor, bu da kötü tat ve kokuya sebep olan ve istenmeyen bir durum.

Türkiye zeytin haritası

Zeytinyağını almadan önce etiket üzerinden hangi bölgede üretildiği, üretim ve son kullanma tarihi gibi bilgilere bakmak gerekli.

Zeytinyağının rengi de yağın kalitesi konusunda bir ölçüt değil. ne yazık ki gıda boyaları ile sahte yağlara olması gereken renk verilebiliyormuş.

Bir başka yanlış bilgi kızartmada zeytinyağının yanacağı ve bu sebeple kullanılmaması gerektiği. Evde kullandığımız ocaklardaki ısıda zeytinyağı yanmazmış, yani gönül rahatlığı ile kızartmada zeytinyağı kullanılabilir.

Zeytinyağı duyusal analizi/tadım




Eğitimin ilk kısmını zeytinyağının üretimi, dağıtımı saklanması, faydaları gibi genel konular oluştururken ikinci kısmını ise iyi ve kötü yağı ayırdedebilmeyi sağlayan duyusal analizle ilgili bilgiler oluşturuyordu.

Bu kısımda sekiz adet zeytinyağını kokladık, tattık ve önümüze bulunan listedeki verilere göre değerlendirdik. İti raf etmeliyim ki keyifliydi ama çok da kolay değildi :) 



Eğitimin sonunda Serdar Beyin elinden sertifikalarımızı da aldık. 









Sabahtan öğleden sonraya kadar devam eden eğitimde Beyond Otel ev sahibimizdi. Ders aralarındaki çay kahve ve atıştırmalık ikramları, lezzetli öğle yemeği ve ders için son derece elverişli salonunu bize ayırdığı için Beyond Otel'e de çok teşekkür ederiz. 




Toplantı sponsoru Myndos Zeytinyağı'na da  çok teşekkürler. Tabi asıl teşekkür bu eğitimi bize veren Serdar Öçten Ünsal Beye ve bu etkinliği organize eden blogger arkadaşımız Sibel Duran'a.