24 Kasım 2016 Perşembe

Kokoreççi Baki Usta Şemikler & Gökhan Oğuztimur Yemek Fotoğrafçılığı Eğitimi


Geçtiğimiz günlerde blogger arkadaşımızla  Fatma'nın organize ettiği bir etkinlikte Kokoreççi Baki Usta'nın Şemikler şubesine misafir olduk. Burada bir taraftan Baki Usta'nın hazırladığı lezzetleri tatma imkanı bulurken diğer taraftan da fotoğrafçı Gökhan Oğuztimur ile tanışma fırsatımız oldu.



İtiraf etmek gerekirse ben pek kokoreç sever biri değilimdir, hatta önyargılı yaklaştığım bir lezzet. Ancak mutfak kültürüne ilgi duyan bir insan olarak bende bir şeyi yememe durumu söz konusu değil, en azından tadarım. Bu sebeple bu etkinliğe de katıldım. Ayrıca blogger arkadaşlarımla birlikte vakit geçirmek ve fotoğrafçılık konusunda bir şeyler öğrenebilecek olmam da katılma konusunda beni heveslendirdi.



Kokoreççi Baki Usta kokoreç sevenlerin çok iyi bildiği ve sevdiği bir mekan. Burada biz kokorecin yanı sıra özel bir lezzet olan bademi de tattık. Bu güzel lezzetleri bize Baki Usta'nın oğlu Volkan Bey hazırladı, ellerine sağlık. siz de bu lezzetleri tatmak isterseniz Şemikler dışında Bornova ve Bostanlı'da da şubeleri var.



Gökhan Oğuztimur fotoğrafçılığa dair temel bilgilerin yanı sıra yemek fotoğrafçılığı, styling konusunda da bilgilerini bizimle paylaştı. Ayrıca kendisi bu konuda eğitim de veriyor. İzmir'de yaşıyor ve fotoğrafçılığa ilgi duyuyorsanız kendisiyle iletişime geçebilirsiniz.




Bu keyifli etkinlik için Kokoreççi Baki Usta çalışanlarına, mekan sahibi Volkan Beye, fotoğrafçılık konusundaki bilgilendirmesi için Gökhan Oğuztimur'a, organizasyon için de Fatoşça Tadlar'ın yazarı Fatma Damyan arkadaşıma teşekkür ederim. 

8 Kasım 2016 Salı

KAPLICALAR KENTİ KÜTAHYA



Antik dönemdeki adı “Kotiaeion” olan Kütahya, Hititlilerden başlayıp günümüze kadar uzanan yaklaşık yedi bin yıllık bir geçmişe sahip. Kütahya aynı zamanda seyyah Evliya Çelebi’nin de memleketi. Mevlana’nın oğlu Sultan Veled’in de bu şehir için “Cennet Kütahya’nın ya altındadır ya üstünde” dediği rivayet ediliyor. Bu güzel şehirde tahmin edilenden çok daha fazla tarihi ve turistik yer bulunuyor.


NE YAPILIR?
Kütahya Saat Kulesi
Kütahya’nın merkezinde yer alan Saat Kulesi’nin orijinali 19. yüzyılda yapılmış ancak günümüze ulaşamamıştır. Yakın zamanda aslına benzer şekilde tekrar inşa edilmiştir. Hemen yanı başında yer alan Zafer Meydanı’ndaki çini vazo ile birlikte şehrin simgesi durumundadır. Bu iki yapının orada birçok cafe ve mağazanın bulunduğu, trafiğe kapalı Sevgi Yolu’nda bir yürüyüş yapılabilir.



Kütahya Kalesi
Yapım tarihi net olarak belli olmayan Kütahya Kalesi’nin Bizans zamanından kalma olduğu tahmin ediliyor. Yine rivayetlere göre burası Kütahya’nın ilk kurulduğu yermiş. Evliya Çelebi’nin belirttiğine göre 70 burçtan oluşmakta ise de günümüzde sadece bazı surları ayakta kalabilmiş. Kalenin bulunduğu Hisar Tepesi’nden Kütahya’yı panoramik olarak seyretmek mümkün. Kalenin içerisinde iki çeşme ve iki mescit var. Burada tesis olarak bir çay bahçesi bir de Döner Gazino adlı bir mekan bulunmakta. Kendi etrafında çok yavaş bir hızla dönmesi dolayısıyla bu adla anılan kule şeklindeki mekan, yaklaşık 45 dakikada 360 derecelik turunu tamamlıyor. Burada manzaraya karşı bir şeyler yemek ya da içmek keyifli.



Germiyan Sokağı
Osmanlı döneminen kalma evlerin restore edilerek günümüze kazandırıldığı bu sokak, iki katlı cumbalı evleri ile fotoğraf tutkunlarına güzel kareler sunuyor. Günümüzde bu evlerin neredeyse tamamının işletmeye dönüştüğünü görüyoruz. Restoran ya da atölye olarak hizmet veren bu evlerin iç kısmını, odalarını gezmek, geçmişe dair hayallere dalmak mümkün. Tabii bazı işletmelerin bu evleri, mekanın ruhu ve dokusuna aykırı bir hale dönüştürdüğünü de üzülerek belirtmekte fayda var. Bu sokakta Germiyan Konağı, Isparta Konağı, Lalezar Konağı gibi konakları gezebilirsiniz.



Ulu Camii
Ulu Cami, Kütahya’nın en büyük camisidir. Son devir Osmanlı mimarisinin önemli ve az rastlanan yapılarından biri olan caminin yapımı Yıldırım Bayezid zamanında başlamış 1410’da tamamlanmıştır. Günümüzdeki mimarisi 1800’lü yıllardan kalmadır.



Dönenler Camii/Mevlevihanesi
Kütahya merkezde Ulu Cami’nin karşısında yer alan Dönenler, Mevlevi kültürünün önemli merkezlerindendir. Mevlevihanenin ilk yapısı 1200’lü yıllara ait olsa da günümüzdeki mimarisi 1800’lü yıllara aittir. Caminin içerisinde suyu şifalı olduğuna inanılan bir kuyu varmış, şu anda bu kısım halı ile kapalı olduğundan ziyaret sırasında görülmüyor.

Çinili Cami
Hem iç hem de dış mimarisi ile hayranlık uyandıran yapılardan biri olan Çinili Cami de Kütahya’nın simgelerinden. İçi ve dışı çinilerle süslü olduğundan bu şekilde adlandırılmıştır. Burada saydıklarımız dışında Kurşunlu Camii de Kütahya’daki önemli camilerdendir.



Kütahya Çini Müzesi
Kütahya’nın merkezinde Ulu Cami’nin hemen arkasında yer alan Çini Müzesi, ülkemizde ve dünyada çini üzerine açılan ilk müze olma özelliğine sahiptir. Külliyenin imaret bölümünde bulunan müze 1999 yılında açılmıştır. Müzede çeşitli çini örneklerinin yanı sıra çini sanatına dair bilgilendirmeler de yer almaktadır.



Kütahya Arkeoloji Müzesi
Ulu Camii’nin yanında bulunan ve 1314’te Germiyan beylerinden Umur bin Savcı tarafından yaptırılan medrese, 1965’den beri arkeoloji müzesi olarak hizmet vermektedir. Müzede eski tunç çağından Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine kadar çeşitli dönemlere ait eserler sergilenmektedir. Müzedeki en önemli eserlerden biri Amazon lahididir. Lahidin yan taraflarında savaşları tasvir eden kabartmalar yer almaktadır. Dünyadaki Amazon lahitleri içerisinde sağlam kalan nadir örnekler arasındadır. Pazartesi hariç her gün açık olan müzeye giriş ücreti 5 tl, müzekart geçerli.




Kent Tarihi Müzesi
Germiyan Sokağı içerisinde yer alan Şapçı Konağı kentin tarihini yansıtan bir müzeye dönüştürülmüş. İki kattan oluşan müzenin birinci katında demircilik, bakırcılık, kalaycılık gibi kaybolmaya yüz tutmuş meslekleri temsil eden mankenler, kullandıkları aletlerle birlikte sergilenmiş. Müzenin ikinci katında ise Kütahya’nın günlük hayatına dair detaylar, giyim kuşama dair unsurlar, kına düğün gibi özel günlere dair bilgiler yer almaktadır.



Macar Evi/Lajos Kossuth Evi
18. yüzyıldan kalma, Macar kahramanlarından Lajos Kossuth’un sürgünde olduğu dönemde Osmanlı’ya sığınarak yaklaşık bir yıl yaşadığı Türk evidir. Bahçe içerisinde iki kattan oluşan evin yedi odası vardır. Selamlık, yatak odası, çalışma odası gibi bölümlerin bulunduğu 1. kattaki odalar daha çok Türk yaşantısına göre düzenlenmişken, 2. kattaki odalarda Kossuth’a ait, Macar kültürünü yansıtan kıyafet ve eşyalar sergilenmektedir. Müze pazartesi hariç her gün açık olup giriş ücretsizdir. Dumlupınar Müzesi, Jeoloji Müzesi, Evliya Çelebi Kültür Sanatevi Kütahya’da gezebileceğiniz diğer müzeler arasında.

Aizanoi Antik Kenti
Aizanoi, Zeus tapınağı, tiyatro, stadyum, agora ile Roma döneminin önemli kentlerinden bir tanesi. Şehir merkezine 60 km uzaklıkta Dünyada örneği olmayan bazı yapları bünyesinde barındıran antik kent büyük öneme sahip. Stadyum-tiyatro kompleksinin antik dünyada bir örnediğin daha bulunmadığı belirtiliyor. Ayrıca yine burada bulunan Macellum dünyanın en eski alışveriş merkezlerinden bir tanesi. Kentin kutsal alanı Zeus Taınağı şimdiye kadar en iyi korunmuş Zeus tapınaklarından biri.

Zafertepe Anıtı
Kütahya doğal güzelliklerinin yanı sıra tarihi dokusu ile de ziyaretçilerin ilgisini çekebilecek bir şehir. Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nde Atatürk’ün “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri” sözünü söylediği yer olması dolayısıyla sık ziyaret edilen bir yerdir. Dumlupınar Meydan Muharebesi’nde şehit olan askerlerin anısına yapılan Dumlupınar Şehitliği ziyaret edilebilecek yerler arasında.

Kaplıcalar
Kütahya termal turizm açısından da önemli bir şehir, burada çok sayıda kaplıca bulunmaktadır. Şehir merkezine yaklaşık 70 km uzaklıktaki Dereli, şifalı suyu ve doğal güzelliği ile turistlerin ilgisini çeken bir nokta. İsmini bölgeden geçen dereden alan Dereli, yürüyüş, rafting gibi sporlar açısından da elverişlidir. Diğer önemli kaplıcalar arasında Emet, Simav, Gediz, Tavşanlı yer alır.
Kütahya’da yapılabilecek diğer şeyler arasında şehrin panoramik bir şekilde görülebileceği Hıdırlık Tepesi’ne çıkmak, Porsuk barajına gidip fotoğraf çekmek ya da su sporları ile ilgilenmek, Domaniç kent ormanında piknik ve doğa yürüyüşleri yapmak, Domaniç’te Osmanlı zamanından kalma anıt ağaç Mızık Çamı’nı ziyaret, Kapadokya’yı andıran yapısı ile peribacaları, kaya mezarları ve şapelleri olan Frig Vadisi’ni görmek sayılabilir.



NE/NEREDE YENİR?
Kütahya’nın mutfak kültüründe evde hazırlanan yiyecekler ön planda. Özellikle bulgur, tarhana, erişte ve hamurla hazırlanan lezzetlere sıklıkla rastlanıyor. Ekşi tarhana olarak bilinen kızılcık tarhanası yaygın. Bunun c vitamini açıından zengin olması dolayısıyla soğuk algınlığına iyi geldiği düşünülüyor. Kızılcık dışında ak tarhana çorbası da sevilen lezzetler arasında. Sıkıcık çorbası yöresel çorbaların en bilinenlerinden. Bulgur, tarhana, un ve baharat ile küçük yuvarlaklar hazırlanıyor. Elde sıkılıarak şekillendirildiği için çorbaya bu ad verilmiş. Hazırlanan toplar salçalı suya atılarak pişiriliyor. Son dokunuş olarak çorbaya servisten önce az miktarda sarımsaklı yoğurt gezdiriliyor.



Kütahya’da et yemekleri de önemli bir yere sahip. Küpte pişen et, Kütahya usulü kavurma, güveç başta gelenlerden et yemeklerinden. Kütahya’daki et yemekleri arasında bir de tiritten söz etmek gerekir. Tiritte, rulo hale getirip yaklaşık bir parmak kalınlığında kesilmiş yufkalar fırınlandıktan sonra tavuk ya da et suyu ile ıslatılıyor üzerine tavuk ya da et dizilerek sunuluyor. Soğan dolması, labada dolması sevilen dolmalar arasında.



Kütahya mutfağı börek ve mantı çeşitleri açısından da zengin. Sini mantısı, hamur dolması, Gökçümen hamursuzu, şibit (gözleme), cimcik (kıymasız mantı), tosunum (mercimekli börek), dolamber böreği, haşhaşlı lokum Kütahya’ya özgü lezzetlerin başında geliyor.
Güllaç, bir çeşit şerbetli tatlı olan cendere, kaymaklı baklava, hamur tatlısı, sütlü incir tatlısı ise geleneksel tatlı çeşitleri arasında yer alıyor.
Bu yöresel lezzetleri Kütahya’da tadabileceğiniz yerler arasında Germiyan Sokağı’nda bulunan, otantik bir havaya sahip Germiyan Konağı ve Ulu Cami yakınında yer alan Kütahya Konağı başta geliyor. Bu konaklarda lezzetli bir yemeği konaktaki tarihi hava eşliğinde yiyerek keyifli vakit geçirebilirsiniz. Konaklarda geniş salonun yanı sıra birçok oda bulunduğundan bu alanlar 8-10 kişilik küçük gruplarla özel toplantılar yapmaya da imkan sağlıyor.
Tercihiniz manzara eşliğinde yemek ise yukarda bahsettiğim kalede bulun Döner Gazino’yu düşünebilirsiniz. Kütahya’nın en işlek yerleri olan Cumhuriyet Caddesi ve Sevgi Yolu üzerinde de pek çok restoran ve cafe yer alıyor.

NEREDEN/NE ALINIR?
Kütahya deyince akla çini ve porselen eşyalar geliyor. Bunları en geniş şekilde bulabileceğiniz yer ise Çiniciler Çarşısı. Şehir merkezinin biraz dışında kalan bu çarşı oldukça büyük, ürün çeşidi çok fazla ve fiyatlar oldukça uygun.



Çini sanatına meraklı iseniz Germiyan Sokağı’nda bulunan Mehmet Gürsoy Çini Atolyesi’ni de ziyaret etmelisiniz. Burada çinin sanatının hikayesini Unesco tarafından yaşayan kültür mirası seçilen Mehmet Gürsoy'dan dinleyebilirsiniz. Mehmet Bey, sohbet esnasında çini sanatını "göz musikisi" olarak tanımladı. Sizce de çok hoş değil mi? Aynı zamanda buradan alışveriş yapma ve atölyedeki ürün hazırlıklarını izleme imkanı da mevcut.



Eskiden Rüstem Paşa Medresesi olan yapı yıkılmış, daha sonra yerine aslına benzer bir bina yapılarak El Sanatları Çarşısı olarak açılmıştır. Buradan Kütahya’ya özgü birtakım obje ve hediyelikler alınabilir.

NEREDE KALINIR?



Kütahya ve çevresinde kaplıcalardan faydalanılabilecek pek çok termal otel mevcut. 4 ve 5 yıldızlı otellerin dışında butik otel ve apart seçenekleri de var. Ben merkezde yer alan Hilton Garden Inn’de konakladım. Her şeyden önce konumu çok iyiydi, pek çok yere yürüme mesafesinde ve aradığınız her şeyi otel çevresinde bulabiliyorsunuz. Odaları geniş ve konforlu, çalışanları ilgiliydi. Sabah kahvaltısı lezzet ve çeşit olarak başarılıydı, diğer öğünleri deneme fırsatım olmadı. Hilton Garden Inn’deki konaklamamdan memnun kaldım, sizlere de tavsiye edebilirim.



Kütahya, Osmanlı’dan kalma tarihi dokusu, müzeleri, çini ve porselenleri, yöresel lezzetleri, kaplıcaları ile görülmesi gereken güzel şehirlerden bir tanesi. Burada kendinizi hem Ege’de hem Anadolu’da hissediyorsunuz. Bu güzel şehre havalar iyice soğumadan gidin ve çini-porselen objeleri almadan, kaplıcalarını denemeden, yöresel lezzetlerini tatmadan, Kütahya’yı tepelerden birinden panoramik olarak izlemeden, antik kentini, müze ve camilerini görmeden, tarihi sokaklarında dolaşmadan gelmeyin.

3 Kasım 2016 Perşembe

Çoban Kuzu Çevirme/ Yeni adıyla Maşa Kuzu Çevirme&Ocakbaşı



İzmir'de deniz ürünleri ve mezeler konusunda iddialı pek çok restoran olmasına rağmen et konusunda durum biraz farklı. İzmirliler olarak genelde iyi bir et yemek istediğimizde gidecek yer bulmakta zorlanıyoruz. son dönemde bu işi ciddiye alan mekanların açılması sevindirici. Et konusunda iddialı mekanlardan bir tanesi de Pasaport'ta yer alan Çoban Kuzu Çevirme. Geçtiğimiz günlerde davetleri üzerine bu mekanı ziyaret ettim ve hem etlerini hem de tatlılarını çok beğendim. Pasaport'ta denize bakarak lezzetli bir etin keyfini çıkarabileceğiniz bu mekanı not edin derim.




Çoban Kuzu Çevirme'de Balıkesir'den gelen kuzuların sadece kaya tuzu eklenerek yaklaşık beş saat pişiriliyormuş, sonuç tabi ki yumuşacık ve lezzetli bir et. 




Etin yanında lezzetli bir kaşık salatası ve yumuşacık minik ekmekler de iyi gidiyor. 



Bir de çok lezzetli bir iç pilav...İsteyen için meze çeşitleri de mevcut. Kuzu eti sevmeyenler için köfte, tavuk gibi seçenekler de var ama burası kuzu eti yemeyene bile yedirtecek cinsten...


Fıstık Sarması

video


Fıstık sarması inanılmaz güzel bir lezzet. Benim gibi çok fazla tatlı sevmeyen birinin bile gönlünü fethetti.

Nasıl bir tatlı derseniz...

Antep katmerinin çıtırlığını ve fıstığını hayal edin bir de künefenin peynirini... Sonra bunları birleştirin. Şerbetindeki şeker miktarı çok hafif ve dengeli, çıtır çıtır bir tatlı.




Youtube kanalımda da yer alan videodan tadım detaylarını izleyebilirsiniz.

Nazik davetleri için Çoban Kuzu Çevirme'ye Kerim ve Ekin Özer Beyefendilere çok teşekkür ederim. kesinlikle tekrar gideceğim yerler arasına girdi.

13 Ekim 2016 Perşembe

Laktozsuz Süt ve Laktozsuz Ürünler Hakkında Her Şey

240x200-20161310022141383.png

Laktoz nedir?
Süt ve süt ürünlerinin içinde bulunan doğal süt şekeridir.
Laktoz intoleransı nedir? 
Laktozun sindirilmesi için laktaz enzimi gerekir. Eğer vücutta yeterli miktarda laktaz enzimi bulunmuyorsa, laktoz intoleransı var demektir.
Laktoz İntolerans belirtileri nelerdir?
Laktoz intoleransı sütün içindeki laktozun sindirilemediği durumlarda ortaya çıkar. Süt içince karın şişkinliği, karın ağrısı, gaz, mide bulantısı görülebilir. Bu tarz sorunlarınız varsa süt ve süt ürünleri tüketmekten vazgeçmek yerine Laktozsuz Süt’ü tüketebilirsiniz. Belirtilerin şiddeti tüketilen laktoza ve kişinin ne kadar laktozu tolere edebildiğine göre değişir. Belirtiler süt ve sütlü ürünlerin tüketimini takiben yarım saat ile 2 saat arası sonrasında kendini göstermeye başlar. Süt içerdiği kalsiyum, protein, yağlar, vitaminler ve mineraller açısından temel besin gruplarındandır.
Yaşam boyu sağlıklı olmak için her yaş döneminde ihtiyacınız olan türde ve miktarda süt içmeniz gerekmektedir.
Laktoz intoleransınız varsa ne yapabilirsiniz?
Laktozu azaltılmış veya laktozsuz süt ve süt ürünleri tüketebilirsiniz.
Laktozsuz süt ve laktozsuz yoğurt nasıl üretilir?
Laktozsuz süt ve laktozsuz yoğurt, sütün içindeki laktozun laktaz enzimi ile parçalanması sonucu elde edilir. Laktaz enzimi katkı maddesi ya da koruyucu değildir. Ürünün prosesi sırasında görevini yerine getirip, son aşamada aktivitesini yitirerek ürünün içerisinde kalmaz.
Laktozsuz süt ve laktozsuz yoğurt neden daha tatlıdır?
Laktozun glikoz ve galaktoza parçalanması nedeniyle, standart süt ve yoğurttan daha tatlı hissedilen ürünlerdir. Hissedilen tatlılık doğal şekerlerdendir, ilave şeker içermez.
Laktozsuz süt sizin için uygun mu?
Laktozsuz süt, sütteki laktozu sindiremeyen ve süt içince şişkinlik, ağrı, gaz ve bulantı sıkıntılarını yaşadığı için süt tüketemeyen kişilerin rahat şekilde süt içmelerini ve sütün besin değerlerinden faydalanmalarını sağlamaya yardımcı olur.
Neden Laktozsuz Yoğurt tüketmelisiniz?
Laktozsuz Yoğurt, laktoz intoleransına karşı hem sağlık faydası sağlamakta, hem de tatlılık derecesinin yüksek hissedilmesi nedeniyle şeker kullanılması gereken ürünlerde şeker azaltmaya imkan tanımaktadır. Bu nedenle ara öğün olarak sade ya da müsli karışımı gibi bir alternatifle tüketilmeye çok uygundur, hissedilen tatlılık doğal şekerlerdendir, ilave şeker içermez. Ayrıca, 100 g laktozsuz yoğurt günlük kalsiyum ihtiyacının %23’ünü karşılamaktadır.
Laktozsuz süt ve yoğurt tüketmenin zararı var mıdır?
Laktozsuz süt ve yoğurt tüketmenin hiçbir zararı bulunmamaktadır.
Pınar Denge Laktozsuz Süt ve Yoğurt hakkında daha ayrıntılı bilgi almak için tıklayınız. 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

İzmir Aroma Festivali



Son zamanlarda İzmir’de yeme içme kültürüne dair güzel şeyler oluyor. Yeme içme eylemini bir ihtiyaçtan öte sanat gibi gören, yaşamın, kültürün bir parçası olarak algılayan, bu konuda çalışan, okuyan, yazan, dinleyen insanlar olduğunu bilmek sevindirici. Güzel İzmir’de artık mutfak kültürü ile ilgili sempozyumlar, paneller, fuarlar, festivaller daha sık karşımıza çıkıyor. Bunlardan bir tanesi de geçtiğimiz günlerde düzenlenen Aroma Festivali’ydi.



İzmir’in ilk kahve ve çikolata festivali olma özelliğini taşıyan Aroma Festivali 23-25 Eylül tarihleri arasında Alsancak Tren Garı’nda gerçekleşti. Günlük hayatımızın ayrılmaz bir parçası olan kahve ve kahvenin en iyi arkadaşı çikolata bir arada olunca festivalde keyifli bir ortam olması kaçınılmazdı. Aroma Festivali bu mükemmel ikiliyi temsil eden markaları festivalde bir araya getirerek katılımcılara lezzet dolu üç gün geçirmelerini sağladı.



Lego Medya’nın organize ettiği festivalde geleneksel ve yeni nesil kahve kültürü söyleşiler, sergiler, workshoplar ve diğer etkinliklerle ön plana çıkarılırken gün boyu devam eden canlı müzik ve kahve tadımları ile katılımcılar kahve ve müziğe doydu. Festivalde ayrıca kahve markaları, zincir kahveciler, yeni nesil kahve mekanlarının stantlarında kahve ve çay çeşitleri ile birlikte çikolata, kek, macaron, cupcake, waffle gibi ürünler sunuldu. Bununla birlikte festivalde çikolatanın kahvenin yanında geri planda kaldığını ve çok az stantta temsil edildiğini de söylemeden geçemeyeceğim. Bunlar dışında çanta, defter, anahtarlık gibi bazı tasarım ürünlerin satışı da söz konusuydu. Firmalar tadım ve satışın yanı sıra tanıtım, bilgilendirme, çekiliş gibi aktivitelerle ziyaretçilerine ulaşmış oldu. Festivalin en keyifli taraflarından bir tanesi de gün boyunca devam eden latin jazz canlı müzik performansıydı. Ayrıca kahve süsleme sanatı, kahve demleme teknikleri gibi çeşitli konularda workshoplar ile geleneksel Türk sanatları, fotoğraf, resim sergileri festivali renklendirdi. Kahve ile yapılan resimlerin yer aldığı sergi oldukça farklı ve ilgi çekiciydi. Festivalin ana sponsoru Fiat 500 ile test sürüşü, similatör tırı ve grafiti sanatçılarının çalışmaları festivalde rağbet gören diğer aktivitelerdi.








Aroma Festivali sayesinde İzmirliler üç gün boyunca “kahve ve çikolatanın büyüsüne” kapıldı. Festivalin eksikleri yok muydu, elbette vardı. Bunların ilk etkinlik için kaçınılmaz olduğunu düşünüyor ve İzmir’imizde bu tarz etkinliklerin hem nitelik hem nicelik olarak artmasını diliyoruz.



Günün detaylarını youtube videomdan izleyebilirsiniz.

9 Ekim 2016 Pazar

Komposto Ev Yemekleri - Kemeraltı





Komposto, İzmir Kemeraltı'nda Kızlarağası Hanı'nın orada tarihi bir binada yeni açılmış çok hoş bir restoran. Izgaradan mantıya, çorbadan kompostaya Türk mutfağının, özellikle Ege mutfağının güzel örneklerini sunuyor. Mevsime göre yenilenen menüsünde her gün farklı seçenekler bulabiliyorsunuz.

En zengin çeşitleri bulabileceğiniz saatler öğle yemeği zamanı.





Biz de Komposto'yu Şehirde Gezinti ile birlikte öğle saatlerinde ziyaret ettik. Öncelikle restore ettikleri binanın tarihi havası ve çalan zevkli müziklerle çok hoş bir ortam oluşturduklarını belirtmeliyim.


Zeytinyağlı büfesi zengin, her damak tadına hitap edebilecek seçenekler mevcut. Bizim gittiğimiz günün zeytinyağlı ve salata  seçenekleri arasında zeytinyağlı fasulye, zeytinyağlı pırasa, Girit kabağı, makarna salatası, yoğurtlu semizotu, patlıcan pane, şakşuka, börülce salatası, havuç kavurma, brokoli salatası, kısır, patates köftesi vardı.



Ara sıcak ve ana yemek olarak ise kadınbudu köfte, sebzeli köfte, meksikan tavuk, beşamelli ıspanaklı tavuk, Arnavut ciğeri bulunuyordu. Tabi yanında pilav ve makarna çeşitleri ile. Bu yemekleri tercih etmek istemezseniz menülerinde her gün bulunan ızgara tavuk, köfte, antrikot ya da dürüm çeşitlerini de seçebilirsiniz.


Zeytinyağlılarda 3 çeşit 15, 5 çeşit 18, 7 çeşit 20 tl olarak ücretlendirilmiş. Izgara çeşitleri ise 15-27 tl arası. Zeytinyağlı çeşitlerinin çoğunu denedik, özellikle Girit kabağı, havuç kavurması favorilerim oldu. Ana yemekte ise ıspanaklı tavuk oldukça lezzetliydi. Izgara çeşitlerini deneme fırsatım olmadı. Bir de menülerine yeni ekledikleri erikli et soteyi merak ediyorum, giderseniz benim yerime tadabilirsiniz.


Yüzde yüz dana eti ile hazırlanan süzme yoğurt, tereyağ ve domates sos ile zenginleştirilen mantısı da denemeye değer. Tabii evde yapılanın yerini tutmaz ama dışarıda yediklerimizle kıyaslayınca oldukça lezzetliydi. 

Bu güzel lezzetlere eşlik edecek iki komposto çeşidi vardı o gün: elma ve vişne. Şimdilerde komposto çeşitlerini arttırdıklarını görüyorum instagram sayfalarında. Ayrıca içecek menülerinde kendi yaptıkları limonata ve ev yapımı ayran da bulunuyor. 


Tatlı menüleri de günlük değişebiliyor. Damla sakızlı muhallebi, şekerpare, kadayıflı muhallebi... Benim tercihim kadayıflı muhallebi oldu kıvamı ve lezzeti gayet iyi idi.

Komposto'nun tatlı ev sahipleri Murat Bey ve Pınar Hanıma nazik davetleri için çok teşekkür ederim.
Komposto'yu instagramda takip etmek isterseniz tık tık.


Mekanla ilgili kısa görüntülerden oluşan youtube videomu da buradan ya da youtube kanalımdan  izleyebilirsiniz.

5 Ekim 2016 Çarşamba

Blogumun 7. Yaşı ve Elmas Kurabiye




Dile kolay blog dünyasında 6 yılı geride bırakmışız... 7. yıla girerken her yıl olduğu gibi bu yıl da iyi ki blog yazmaya başlamışım diyorum. 7 yıl önce bugün kendime verdiğim en güzel doğum günü hediyesi. O zaman blogumun ve benim yaş günümüz kutlu olsun. 

1. yaşımızı Çikolatalı, Fındıklı, Armutlu Tart, 2. yaşımızı Vişne Soslu Muhallebili Pasta, 3. yaşımızı Sakızlı Rulo Pasta, 4. yaşımızı Yaban Mersinli Peykek, 5. yaşımızı Burma Baklava, 6. yaşımızı Portakallı Revani  ile kutlamıştık. 

Birlikte nice yıllara...

Bu yaşımı da epey zaman önce bir çay saati için hazırladığım ve çok beğenilen bu kurabiyelerle kutlamak istedim.



Malzemeler

  • 125 gr tereyağ
  • Yarım çay bardağı pudra şekeri
  • 1 yumurta sarısı
  • 2,5 yemek kaşığı kakao
  • Un (yaklaşık 1,5 su bardağı)
  • 1 paket vanilin
  • Yarım paket kabartma tozu

Üzerine

  • Yarım çay bardağı toz şeker
  • Nutella

Yapılışı
  • Oda sıcaklığındaki tereyağını şeker ve yumurta sarısı ile karıştırın.
  • Kakao, un, vanilin ve kabartma tozunu da bir süzgeçle eledikten sonra ekleyin yoğurun.
  • hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparın, üzerini toz şekere bulayıp yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine yerleştirin.
  • Kurabiyelerin ortasına bastırarak bir çukur oluşmasını sağlayın.
  • Önceden ısıtılmış fırında 170-180 derecede pişirin.
  • Kurabiyeler pişip soğuduktan sonra ortadaki çukur kısımları çay kaşığı yardımıyla nutella ile doldurun.

4 Ekim 2016 Salı

Sea Homes Restaurant Paşalimanı


Ünlü şef Murat Bozok’un Çeşme Paşalimanı’ndaki yeni mekanı Sea Homes temmuzda açıldı. Sea Homes Recidence içinde yer alan restoranın huzurlu ve nezih bir ortamı var. Mekan bünyesinde plaj ve havuz da barındırıyor. 80 kişilik kapasitesi olan restoran her gün 11.00-24.00 saatleri arasında hizmet veriyor.





Geçtiğimiz günlerde Şef Murat Bozok ve Gurme Haluk Özyavuz tarafından düzenlenen “2 Usta 1 Lezzetli Gece”de hem keyifli bir akşam geçirme hem de mekanı deneyimleme fırsatımız oldu.




İki usta bir araya gelince tam bir lezzet şölenine dönüşen akşamda biz neler yaptık, neler tattık? Önce havuz başında soğuk içeceklerimizle bu sakin ve güzel ortamın keyfini çıkarmaya başladık. Ardından Sea Homes’un recidence kısmını gezdik, terasta muhteşem bir manzara vardı.



Sonra sıra merakla beklediğimiz lezzetleri tatmaya geldi. Bir yandan Murat Şef ve Haluk Beyin keyifli sohbetini dinlerken diğer yandan menüden seçilen lezzetleri deneyimleye başladık. Sea Homes Restoran’ın öğle ve akşam yemeği için ayrı menüleri var. Her iki menü de Ege ve Akdeniz mutfağı ağırlıklı. 





Menü için  yaza uygun hafif yemekler seçilmiş. Önce meze ve zeytinyağlı çeşitleri geldi masamıza, neler yoktu ki.. Anasonlu enginar, vişne kurulu fasulye, tarçınlı barbunya, patlıcan salatası, zeytinyağlı bamya, Girit ezmesi, naneli humus, dolmalık fıstıklı fava. İsimlerinden de anlaşılacağı gibi klasik lezzetlere ufak dokunuşlarla farkı yakalamış Murat Şef.







Meze ve zeytinyağlıların arkasından çok özel iki salata çeşidi vardı: Ayvalık Salatası ve Paşalimanı Salatası. Ayvalık salatasının içinde roka, lor, vişne, ceviz ve yeşil elma kullanılmıştı, hepsinin uyumu mükemmeldi. Paşalimanı salatasında ise Ege otları ile birlikte taze soğan, maydanoz, nane, salatalık ve Çanakkale domatesi vardı. Bu lezzetler insana ne kadar şanslı bir coğrafyada yaşadığını da düşündürüyor.




Yavaş yavaş ana yemeklerin tadımına doğru yaklaşırken pide ve pizza çeşitleri ile devam ettik. Çanakakle Domatesli Margharita Pizza, İsli Kurutulmuş Etli ve Pastırmalı Pizza ve Tandırlı Kuşbaşı Pide denediğimiz lezzetler arasındaydı. Odun fırınında pişen pizza ve pideleri bence menüdeki iddialı lezzetlerden.



Restoranın ana yemek menüsüne baktığımızda çok fazla seçenek yok gibi görünüyor. Ama köfte, et, tavuk, balık gibi geniş bir yelpazesi olduğundan damak tadınıza uyacak bir tercih yapmanız mümkün. Biz ana yemeklerden tahinli piyazla sunulan hellimli köfteyi, Antakya usulü güveçte tepsi eti, asma yaprağı ve humus dolgulu tavuk sarmayı tattık. Benim favorim tavuk sarma oldu.



Sea Homes’un bu güzel yemeklere eşlik edecek zengin bir şarap menüsü de mevcut. Türk ve dünya şaraplarından seçkin örneklerin yer aldığı menüde yerel butik üreticilerin lezzetlerine de yer verilmiş.



Ve tabii ki sonunda sıra tatlıya geldi. Mohitolu parfe ve farklı bir yorumla creme brulee denedik. Mesir macunlu creme brulee, kavunlu ve rakılı dondurma ile birlikte servis edildi. Dondurmaların hazır değil, kendi yapımları olması da dikkate değerdi.



Yeni dokunuşlarla lezzet bulan bu menüyü hoş bir yaz akşamında deneyimlemek çok keyif vericiydi. Bu özel akşam için Şef Murat Bozok ve Gurme Haluk Özyavuz’a çok teşekkürler... Siz de yeni açılmış olmasına rağmen Paşalimanı ve Çeşme’nin gözdesi olmaya aday Sea Homes’ta şef Murat Bozok’un eşsiz lezzetlerini eylül sonuna kadar deneyebilirsiniz.