27 Ekim 2011 Perşembe

Ekim Ayını Geride Bırakırken...



Sizlerle en son cumartesi günü katıldığım ve çok keyif aldığım Meksika Mutfağı kursumu ve ertesi gün İzmirli yemek blogu yazarları ile buluştuğumuz kahvaltı etkinliğimizi paylaşmıştım. Sırada o hafta sonuna ait keyifli anları paylaşmak istediğim yazı vardı. Son günlerde yaşadığımız üzücü olaylar sonrasında değil keyifli anları anlatmak, hiçbir şey yazmak içimden gelmedi. Tanıyanlar bilir ben günlük hayatımda da moralimin bozuk olduğu zamanlarda içime kapanır, az konuşmayı ve yalnız kalmayı tercih ederim. Bunun bloga yansıması da uzun süre yaz(a)mamak şeklinde oluyor. Bugün ailemle ilgili güzel bir haber alınca içimde tekrar yazma isteği uyandı.


Sizinle paylaşmak istediğim hafta sonuna dönersek... Bademmutfak'ta Meksika mutfağından yemekler yapıp yeni şeyler öğrenmenin mutluluğu ile ayrıldıktan sonra çocukluk arkadaşım Ümmüş'ümle buluştuk. Bostanlı sahilinde denize nazır oturmuş sohbet ederken aklıma Zeytin İskelesi'nin kahvaltı etkinliği için göndereceği zeytinyağları geldi. Hemen eve geldik, neyseki kısa süre sonra Zeytin İskelesi'nin zarif hediyeleri geldi. Günümüzün kalan kısmını planlarken uzun zamandır birlikte sinemaya gitmediğimizi fark ettik ve Çiğli Kipa'nın yolunu tuttuk. Seçtiğimiz film One Day (Bir gün) idi, filme romantik komedi diye gittik ama komediden çok dram çıktı :( Filmden çıktığımızda düşen enerjimizi tekrar yükseltmek için yemek yiyelim dedik. Daha önce Özsüt Atolye etkinliğinde yemeklerini çok beğendiğim Özsüt'ün burada da şubesi olduğunu görünce hemen oturduk.  Arkadaşım California Burgeri seçti, ben ise yine tercihimi tavuktan yana kullanıp "atölye şinitzel" aldım, parmesan peyniri ve krema ile soslanmış tavuk, klasik şinitzelden farklı ve oldukça lezzetliydi. Yemeğimizin üzerine kahve gitti, çay geldi, çay gitti kahve geldi, sohbetimiz uzadı. Bir çayın kahvenin hesabını yapan işletmelere şahit olduktan sonra Özsüt'te yemeğin üzerine bu kadar ikram bizi memnun etti, e madem rahatımız yerinde bir de tatlı yiyelim dedik. Ümmüş'ümle doğumgünümde birlikte olamamıştık, o yüzden pasta istedik. Aslında Tijen'imin ödüllü pastasından yiyecektik ama kalmamış. Yeterince tok olduğumuzdan sembolik olarak bir dilim pasta istedik, ama sizin de gördüğünüz gibi o bir dilim pasta çikolata sosuyla, mum ve maytapla öyle güzel süslenip gelmişti ki çok mutlu oldum. Böyle bir talep olmamasına rağmen bu jesti yapan servis görevlisine bir kez de buradan teşekkür etmek isterim. İşini seven, benimseyen insan her yerde fark yaratıyor, hem kendi mutlu oluyor hem de karşısındakini mutlu ediyor, ne güzel!



Pastamızı da yedikten sonra Ümmüş'le eve geldik, canım arkadaşım bana doğum günüm için hediyelerini verdi. Yukarda fotoğrafını gördüğünüz mutfak önlüğü takımını Ümmüş'üm düşünmüş ve annesi ile babası da dikmişler. Alınca çok duygulandım, Gülay teyzecim, Osman amcacım elinize sağlık, ne kadar incesiniz. Elbette her hediye değerli, ancak sizin için vakit harcayıp el emeği göz nuru harcanması çok özel.


Ertesi gün Ümmüş'le kahvaltı etkinliğine katıldık ve o yazıda da anlattığım gibi çok keyifli vakit geçirdik, bizim için dolu dolu güzel bir hafta sonu oldu. Bitti mi? Hayır bitmedi :) Bir sonraki hafta sonu Ümmüş'le bizde buluştuk, iş çıkışı olduğundan pratik ama lezzetli -olduğunu düşündüğüm- bir menü hazırladım ikimiz için. Menüde köfte, mantar sote ve sütlü erişte (bunu daha sonra yayınlayacağım) vardı. Sohbet eşliğinde yaklaşık iki saatte yemeğimizi yerken önce kuzenim Emel, daha sonra Ümmüş'ün kuzeni Ersun Bey de bize katıldı (bu arada kuzenlerimiz karı koca biliyorsunuz değil mi? :) Ümmüş'üm her zamanki gibi eli boş gelmemiş pasta (ve tabii ki mum ve maytap) getirmişti. Önceki hafta Bostanlı'dan apar topar eve geldiğimizde keşke Bravo Pastanesi'nde pasta yeseydik dediğim için de pasta oradan alınmış, hem de ahududulu. Demem o ki zevklerime ya da söylediklerime bu kadar dikkat eden bir arkadaşım olduğu için şanslıyım :) Ekip toplanınca tabi e pasta var mum var naptık, bir kez daha dilek tut, mumları üfle, alkış :)) Bu sene maşallah ekim ayının her haftası doğum günü kutlamaları ile geçti.  Ertesi gün de yine Ümmüş'le Muzo'nun gösterisini izlemeye giitik, şimdi radyo showunu pek dinleyemesek de eski günleri yad ettik.

Tabi bu yazıda Ümmüş'ümle olanları sizinle paylaştım ama öncesinde kuzenim Emel'in ve iş arkadaşım Seçil'in de sürprizleri oldu, onları da anmadan geçmemeliyim :) Bu yazı çok kişisel oldu farkındayım, hatta blogda bu tarzdaki -günlükvari- ilk yazı oldu. Sıkılmadan buraya kadar okuduysanız güzel anlarımı paylaştığınız için teşekkür eder, size de güzel bir hafta sonu dilerim :)

4 yorum:

  1. Sıkılmak ne kelime o kadar hoşuma gitti ki anlatamam:)Nice mutlu senelere sevdiklerinle inşallah.Bende bazen çok hevesleniyorum böyle yazmaya sonra vazgeçiyorum daha doğrusu yazamıyorum nedense:))çok konuşkan biri olsamda:)Ümmü gibi dost lazım herkese selam söyle canım bana da uğrasın canı sıkıldıkça bak bende neler yaparım neler:))Aslında etkinlik düzenlerken doğum günün aklımdaydı ama oradaki stresten inan uçup gitti:)ama söz bana gelince telafi ederiz.Öpüyorum seni canım arkadaşım

    YanıtlaSil
  2. oğğğ süpper bir hafta sonu geçirmişsin canım, blog kahvaltı etkinliği sonrası bir kısmını sizden dinlemiştim görsellerle yazını okuyunca bir kere daha o keyifli anları hatırladım. Dostluğunuz hiç bitmesin, tatlı güzel anlar paylaşmışsınız. Önlük takımın da pek güzelmiş:)

    YanıtlaSil
  3. Sevdiklerinizle nice mutlu senelere:))

    YanıtlaSil
  4. Çok teşekkür ederim cesaret verdiniz, günceye devam o zaman :)

    YanıtlaSil

Düşüncenizi paylaştığınız için çok teşekkürler!