31 Ağustos 2010 Salı

Yoğurtlu Börülce Salatası

 
Geçenlerde annemin sofrasından bir börülce salatası tarifini paylaşmıştım. Yoğurtlusunun yapımı da aslında son aşamaya kadar aynı ama bu salata da o kadar lezzetli oluyor ki ayrı bir yazıda yer vermek istedim.
 
Malzemeler:
  • 500 gr börülce
  • 2-3 kaşık zeytinyağı
  • 2-3 diş sarımsak
  • Tuz
Sosu
  • 1 kase sarımsaklı yoğurt
  • 1 adet domates
  • Tuz
Yapılışı:
  • Börülcelerin kılçıkları temizlenir, uygun büyüklükte bölünür.
  • Kaynamış tuzlu suda yumuşayana kadar haşlanır, süzülür.
  • Üzerine ezilmiş sarımsak ve zeytinyağlı sos gezdirilip karıştılılır, servis tabağına alınır.
  • Rendelenen domatese tuz ve istersenirse çok az sıvı yağ eklenip sos kıvamını alana kadar pişirilir
  • Börülcenin üzerine sarımsaklı yoğurt ve domates sosunu dökülüp soğuk olarak servis edilir.

30 Ağustos 2010 Pazartesi

Kırmızı Biber Turşusu





Kırmızı biber turşusu çok bilinen ve sık yapılan bir turşudur aslında (her yerde öyle midir bilmiyorum ama en azından Ege'de öyle). Annem de çok sık yapardı, dolapta her daim bulunurdu. Yengemin sofrasında görünce blogda tarifi olmadığı aklıma geldi ve belki birilerinin işine yarar diye yazmak istedim. Közlenmiş kırmızı biberin tadından hoşlananlar bu turşuyu da çok sevecektir. Yapılışı pratik, yaptıktan sonra hemen yenebilmesi de bir diğer artısı. Yemeğe aniden gelen misafirler için hazır bir çeşit aynı zamanda... Haşlayarak, fırınlayarak ve közleyerek yapılan farklı tarifler var, bu annem ve yengemin yaptığı usül. deneyeceklere kolay gelsin...

Malzemeler:
  • 1 kilo kırmızı biber
  • 1/2 su bardağı zeytinyağı
  • 1 çay bardağı sirke
  • 5-6 adet sarımsak
  • Tuz
  • Maydanoz
Yapılışı:

  • Biberler ocak üzerinde közlenir, kabukları soyulur, ortadan kesilip çekirdekleri temizlenir. (isteyen fırında da közleyebilir, ben çekirdeklerini çıkarıp fırında közleyerek denedim, sonuç başarılıydı)
  • Bir kavanoza bir kat biber bir kat doğranmış ya da ezilmiş sarımsak ve maydanoz olacak şekilde sıralanır. (biberleri ister bütün halde ister irice doğrayarak koyun)
  • Üzerine tuz, zeytinyağı ve sirke ile hazırlanan sos dökülür, kavanoz sıkıca kapatılır, birkaç gün içinde yemeye hazır hale gelir. (bozdolabında birkaç ay saklanabilir.)
Not:

  • Hazırlanan sos biberlerin üzerini kapatacak şekilde olmalıdır, gerekirse yağ ya da sirke miktarını (damak tadınıza göre) artırabilirsiniz ama su eklemenizi tavsiye etmem illa ki ekleyecekseniz közlenen biberi soyarken çıkan biberin kendi suyu eklenebilir.)

29 Ağustos 2010 Pazar

Patates Buğulama


Yengemin sofrasından paylaşacağım ilk tarif patates buğulaması. Daha önce de bu nefis lezzeti yemiş ve tarifini almıştım, birçok kez de yaptım ve her yiyen tarifini istedi, anlattığımda ise bu kadar kolay olduğuna inanamadı :) Soğan hoş bir aroma veriyor. Oldukça pratik olan bu lezzet özellikle balık ve et yemeklerinin yanına hoş bir alternatif... Zeytinyağlı olarak ortada da sunabilirsiniz, ılık olarak et yemeklerinin yanında da... Deneyin pişman olmazsınız...

Malzemeler:
  • 3-4 adet patates
  • 1 adet soğan
  • 1-2 yemek kaşığı zeytinyağı
  • Tuz
Yapılışı:

  • Soğanlar yarımay şeklinde yapışmaz bir tavanın dibine doğranır.
  • Soğanların üzerine patatesler de yarım ay şeklinde doğranır (elma dilimi)
  • Üzerini biraz geçecek kadar su, zeytinyağı ve tuzu eklenir kapağı kapatılır.
  • Su kaynayana kadar normal ateşte daha sonra kısık ateşte patatesler yumuşayana kadar pişirilir. (suyunu tamamen çekmiş olmalı o yüzden suyu baştan çok dökmeyin, arada kontrol edip su azalmış ve patates pişmemişse sıcak su ekleyebilirsiniz.)
  • Patatesleri pişirirken arada tavayı sallayarak karıştırın (kaşıkla karışırsa ezilir)

Not:
  • Üzerini servis esnasında karabiber, nane, kekik vs sevdiğiniz baharatlarla süsleyebilirsiniz.
  • Daha dar bir tavada patatesleri üst üste dizerek yapıp tabağa ters çevirerek farklı bir sunum deneyebilirsiniz.
  • Soğanlar hafif dibine tutup karamelleşince daha lezzetli oluyor(muş).

26 Ağustos 2010 Perşembe

Lezzet Dolu Bir Akşam: "Yengemin İftar Sofrası"


Ramazan ayının en sevdiğim taraflarından birisi de normal zamanda günlük hayatın koşuşturmacasına kapılıp da uzun süre görüşemediğimiz akrabalarımızla ya da arkadaşlarımızla sık sık bir araya gelmeyi sağlaması... Hem de her zamankinden daha özenle hazırlanmış, bir arada olmanın sıcaklığının, huzurunun daha iyi hissedildiği güzel sofralarda... Dün akşam da bu sofralardan birinde -dayımlarda- misaifrdik. Sizinle daha önce yengeciğimin bizim için hazırladığı bir sofrayı paylaşmış, onun ne kadar becerikli olduğundan söz etmiştim. Yengem bu kez de zeytinyağlı ve mezelerin ağırlıkta olduğu Ege mutfağını lezzetlerini sunan bir sofra hazırlamıştı. Yengemin elinin lezzeti ile kendi zeytinlerinden ürettikleri nefis aromalı zeytinyağının tadı birleşince ortaya nasıl bir güzellik çıktı tahmin edersiniz sanırım. Tabi bu arada evin erkeklerinin payını da unutmamak lazım dayımın ve kuzenim Münir'in menünün belirlenmesinde etkisi büyük :) Mesela sebzeli pilav fikri SAHAŞER adlı tatlımın isim babası Münir'ciğimden :) Sofrada tek eksiğimiz askerde olan Selçuk'umuzdu...



İçinde bulunduğumuz bu güzel ayda Allah herkese sevdikleriyle birlikte sağlıkla, huzurla, ferah ve bereketli sofralarda buluşmayı nasip etsin dileğiyle, menüye geçiyorum.

Menümüz şöyleydi:

Çorba
Salata ve Mezeler
Ana Yemek
Tatlı














Yoğurtlu Patlıcan Salatası

 

Semizotu Salatası 

Peynirli Börek

Ana yemek tabağı



Sebzeli Pirinç Pilavı



25 Ağustos 2010 Çarşamba

Pide Pizza


Pide pizza iftar saatleriniz için oldukça pratik bir tarif. İşten geldiniz, iftara az vakit var ve yemeğiniz yoksa bir çorba ardından bu pizza kurtarıcı olacaktır. Doyurucu özelliği dolayısıyla sahur için de iyi bir alternatif. Ben üst malzemesini kahvaltı malzemeleri ile hazırladım. Zaten susuzluk had safhada olduğundan sucuk, sosis vs kullanmadım. Siz üst malzemesi ile istediğiniz şekilde oynayabilirsiniz.
 
Tarif bu ayın Sofra dergisinden....

Bu tarifimi sevgili Minti'nin sahur yemekleri etkinliğine gönderiyor, arkadaşıma kolaylıklar diliyorum.

 
Malzemeler: (4-6 kişilik)
  • 1 adet ramazan pidesi (bayat daha iyi)
  • 2 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 3 adet domates
  • 1 çay bardağı süt (ben yarım kullandım)
  • 100 gr. beyaz peynir
  • 8-10 adet zeytin (siyah, yeşil)
  • 4-5 adet yeşil biber (ben kırmızı biber de kullandım)
  • 200 gr. kaşar peyniri
  • Tuz, karabiber, kekik, pulbiber (ben tuz ve pulbiber kullanmadım)

Üzerine:

  • 2 yemek kaşığı zeytinyağı

Yapılışı:

  • Pidenin kenar kısımları kalacak şekilde bıçğın ucuyla iç kısmını kesip çıkarın.
  • Un serpilmiş ya da yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine yerleştirin.
  • 2 adet domatesi rendeleyin, zeytinyağı ile birlikte suyunu çekene kadar pişirin. Süt ekleyip karıştırın ve karışımı pidenin ortasına yayın.
  • Üzerine rendelenmiş kaşar peynirinin yarısını beyaz peyniri, zeytini (doğranmış ya da bütün), doğranmış biberleri yerleştirin.
  • Üzerine halka doğranmış 1 adet domatesi, kaşar rendesini, baharatları ekleyin ekleyin. (ben baharatları sosa ekledim)
  • Önceden ısınmış fırındA 180-200 derecede kaşar eriyip üst malzeme hafif solana kadar pişirin.
  • Fırından aldıktan sonra kenarlarına zeytinyağı sürün, dilimleyin, sıcak olarak servis edin.

24 Ağustos 2010 Salı

Şeftalili Kek


 
Bu keki çocukluk arkadaşım Ümmüş'üme geçmiş olsun ziyaretine giderken götürmek için hazırlamıştım. Ümmüş'üm benim en eski arkadaşım diyebilirim, aynı mahallede büyüdük, beraber oyunlar oynadık, okula beraber gittik, ailelerimiz akraba gibi oldu. Araya yıllar girdi, yollar ayrıldı belki ama biz hiç ayrılmadık. Çok uzun zaman yüzyüze -hatta telefonla bile- görüşemesek de ilk görüştüğümüzde aynı sıcaklıkla kaldığımız yerden devam ettik. İnsanın kendisini çok iyi tanıyan ve anlayan, her türlü sevincini, sıkıntısını tereddüt etmeden paylaşabileceği, saatlerce sohbet edebileceği bir dostu olmasından daha güzel ne olabilir? Canım arkadaşım, seni çok seviyorum ve en kısa zamanda eski sağlığına kavuşmanı diliyorum.

Kekin macerasına gelince... Bu tarifi de bu ayki Sofra dergisinde gördüm, hem keki hem şeftaliyi çok sevdiğimden denemek istedim. Kafama takılan tek şey içinde yarım paket katı yağ olmasıydı. Onun yerine sıvıyağ kullanmayı düşündüm ve 1 yemek kaşığı tereyağı ve diğer malzemeleri ekledim, fakat kekim kurabiye hamuru gibi katı oldu (Ümmüş, sen bu kısımları okuma! :)) Tabi katı olma sebebi katı yağı azaltıp yerine sıvı yağ eklememiş olmam. Hiç farkında değilim (iş dönüşü yorgunluğu diyin, oruç vurdu diyin, arkadaşına üzüldü diyin...) Kıvamı keke dönüştürmek için 1 çay bardağına yakın süt ekledim. Kek şaşırtacak kadar güzel oldu :)) Süt ve şeftalinin etkisiyle yumuşacıktı. Demem o ki ister orjinal tarife sadık kalın ister benim gibi süt ekleyin isterseniz de sıvıyağ ekleyin. Ama keki deneyin şeftali gerçekten yakışıyor, o akşam başta arkadaşım olmak üzere herkesin çok beğendiğini belirtmeliyim.

 
Malzemeler: (6-8 kişilik)
  • 2 adet yumurta
  • 1 su bardağı şeker (bana biraz tatlı geldi bir dahakine 2 parmak eksik kullanmayı düşünüyorum)
  • 125 gr. eritilmiş margarin (50 gr. tereyağ+1 çay bardağına yakın sıvıyağ ya da süt de olabilir)
  • 2 su bardağı un
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
  • 4-5 adet şeftali

Yapılışı:

  • Yumurta ve toz şekeri bir kapta çırpın.
  • Eritilmiş margarini katıp 1-2 dakika daha çırpın. (margarini azalttıysanız sıvıyağ ve sütü ekleyin)
  • Un, kabartma tozu ve vanilya ilave edip karıştırın.
  • 22x22 ebatşarında kare bir kalıba ya da yuvarlak tepsiye keki boşaltın (tepsi katı yağla yağlanmış olsun)
  • Üzerine kabuğu soyulmuş, ikiye bölünüp çekirdekleri çıkarılmış şeftalileri yerleştirin.
  • Önceden ısınmış 170 derece fırında pişirin. (yaklaşık 25-30 dakika )
  • Ilıdıktan sonra kalıptan çıkarın, dilimleyerek servis yapın.
Not:

  • Çok kabaran bir kek değil, yaklaşık 2 parmak kalınlığında oluyor.
  • Şeftalileriniz büyükse yarım ay şeklinde dilimleyerek de ekleyebilirsiniz.

23 Ağustos 2010 Pazartesi

Meyveli Soğuk Çay

Böğürtlenli soğuk çay

Portakallı soğuk çay

Bugün serinletici ve oldukça pratik bir içecek tarifimiz var. Geçenlerde markette dolaşırken meyveli çayları ile ünlü olan bir firmanın teneke kutularda meyve suyu çıkardığını gördüm. Yeni ürünlere ilgili olduğum için hemen çeşitlerine baktım. Kırmızı meyveli, nane-limonlu vs. yi görünce kendi çaylarını farklı bir sunumla piyasaya sürdüklerini fark ettim ve ben de bunu evde çok kolayca hazırlayabileceğimi düşündüm. Hem sahurda hem de iftarda kendi damak tadınıza göre farklı çay çeşitleriyle hazırlayabileceğiniz bu içeceği farklı baharatlarla da tatlandırabilirsiniz. Ben bu kez böğürtlenli çayla denedim, biz çok beğendik. Farklı çaylarla da denemeyi düşünüyorum. Gelelim tarife... Aslında tariften çok sunum önerisi diyelim...

Malzemeler: (2 kişi için)
  • 2 adet meyveli poşet çay (böğürtlen, elma,erik vs.)
  • 2-3 tatlı kaşığı şeker
  • 2 su bardağı kaynamış su
Yapılışı:

  • Demlik ya da geniş bir kaba kaynamış suyu alın, içine poşet çayları sallayın.
  • İstediğiniz miktarda şeker ekleyin.
  • Aroması ve rengi çıkana kadar bekleyip çayları alın, karıştırın.
  • Soğuduktan sonra sürahiye alıp buzdolabına kaldırın.
  • Arzuya göre buz, limon, nane vs ile servis edin.
Not:

  • Kullandığınız meyveli çaya göre karanfil, tarçın, kakule, zencefil vs gibi eklemeler yaparak içeceğinizi zenginleştirebilirsiniz.

Börülce Salatası

Annemin iftar sofrasındaki salatalardan biri de börülce salatasıydı. Ege'de börülce çok yaygındır, zeytinyağlı yemeği yapıldığı gibi salatası da sıklıkla yapılır ve çok da lezzetli olur.  Bu iştah açıcı salatayı denemek isterseniz işte tarifimiz...

 
Malzemeler: 
  • 500 gr börülce
  • 1 adet soğan
  • 3-4 diş sarımsak
  • Domates 
Sosu 
  • 2 limon 
  • 2-3 kaşık zeytinyağı
  • Tuz
  • Sirke (isteğe bağlı) 
Yapılışı: 

  • Börülcelerin kılçıkları temizlenir, uygun büyüklükte bölünür.
  • Kaynamış tuzlu suda yumuşayana kadar haşlanır, süzülür.
  • Piyazlık doğranmış soğan eklenir.
  • Ayrı bir yerde ezilmiş sarımsak, limon suyu ve yağ karıştırılır ve börülcelerin üzerine dökülür.
  • İstenirse üzeri minik doğranmış domateslerle süslenebilir.

22 Ağustos 2010 Pazar

Annemin İftar Sofrası

Bugün sizlerle anneciğimin birkaç gün önce iftara gelen misafirleri için hazırladığı sofrayı paylaşacağım. Ben de tabi blog yazarı sorumluluğuyla fotoğraf makinam ve not defterimle oradaydım :) Sizler için yani :) Her zaman söylerim anne yemekleri gibisi yok... Klasik ama lezzetli...
İftar sofralarınıza fikir vermesi için menüyü sıralayayım...
Menüdekiler:


  


Zeytinyağlı Yeşil Fasulye

Fırın Poşetinde Tavuk ve Şehriyeli Pirinç Pilavı
Cacık

Tatlı tabağı
Erik marmelatlı muhallebi ve misafirlerin  getirdiği tatlılar 

20 Ağustos 2010 Cuma

Tatlı Bir Yaz Akşamı: Özsüt'te Frambuazlı Güllaç



Ege’nin incisi İzmir'de sütlü tatlı deyince ilk onun adı akla gelirdi, yıllarca el emeği göz nuru lezzetiyle tatlı hatıralar bıraktı Sefer Usta. Eskimeyen değerlerimizden, lezzet tarihine ismini altın harflerle yazdırmış bir tatlıcı ustasıdır o. Büyüklerimiz onun güzel tatlılarından bahsederler gözlerinin içi gülerek, yaşıtlarımız kıyısından köşesinden yakalamıştır bu tatlı güzellikleri. Günümüzde geçmişten gelen bu lezzetlere sahip çıkılmasını (özellikle yeni nesiller adına) oldum olası önemsemişimdir. Bu lezzetleri bir adım daha ileriye taşıyıp dünya lezzetleri arasına sokmak Türk mutfağı açısından ayrı bir önem arzetmektedir. Bugün etkinliğine katıldığımız Özsüt firması da bu güzellikleri geçmişten alıp günümüze çok iyi uyarlamış ülkemizin önde gelen firmalarından biridir. İzmirimizin ölümsüzleşen ismi Sefer Usta’nın değerli mirasını gelecek nesillere aktarmayı görev edinmiş, bunu yaparken gelişen şartlara en iyi şekilde uyum sağlamış bir firma Özsüt. Gelişimi ve değişimi ilke edinmiş bu tatlı firma, (çalışanlarının güler yüzü ve yakınlığıyla insanın içini ısıtan bir kurum) yeni lezzetleri müşterileriyle paylaşmaktan büyük keyif alıyor. Frambuazlı Güllaç lezzetini tanıtmak amacıyla organize ettikleri etkinlik, İzmirimizin sembol yerlerinden Kordon'daki Özsüt Tatlıcısında gerçekleşti. Gerek misafirperverlikleri gerekse ikramlarının lezzetiyle biz konuklarını oldukça memnun bıraktılar.


Öncelikle şunu belirtmekte yarar var, ülkemizin zengin lezzetlerini barındıran Ege mutfağına sahip olan bölgemizde şimdiye kadar yapılmayan veya yapılamayan etkinliklerin Özsüt gibi değerli bir firma tarafından başlatılmış olması bizleri mutlu etti. Mutlu eden diğer bir konu ise ülkemizde alanında önde gelen Özsüt firmasının İzmirimizin, İzmirlinin yüreğinden beslenip tüm yurda yayılmış olmasıdır. Bu bizi hem mutlu etti hem de gururlandırdı. Eski İzmirliler Sefer Usta'yı da Kemaraltı'ndaki ilk Özsüt'ü de çok iyi bilirler, onlar için lezzet durağı olan bu yer şimdilerde tüm yurda yayılmış bir lezzet markası halini almış durumdadır. Bu gelişmenin altındaki özveri ve gayretlerinden dolayı bir kez daha kendilerini tebrik ediyoruz.

Katıldığımız etkinlik Ramazan ayının sıcaklığı ve Kordonboyu'nun tatlı meltem esintisiyle güzel bir anı bıraktı belleklerimizde. Bu güzel daveti organize eden Yeşim BAZNAK Hanıma, bu güzel gecede bize evsahipliği yapan Mine OLÇUM Hanıma, ve Kordon'daki Özsüt çalışanlarına teşekkür ederiz. Mine Hanım güzel bir evsahibi, konusuna hakim ve güleryüzlü, kendisiyle yaptığımız sohbetlerde zamanın nasıl geçtiğini anlamadık bile, Özsüt firmasını bilmediğimiz yönleriyle çok güzel anlattı, sosyal sorumluluk projeleri kapsamındaki çalışmalarıyla örnek bir firma olduğunu bir kez daha bizlere göstermiş oldu. Onu dinlerken büyük bir firma olmanın püf noktalarını da görmüş olduk, örneğin Ar-Ge’ye verilen önem, çalışanlarının firmalarını benimsemeleri hatta aileleri gibi görmeleri ve tabi ki müşteri ilişkilerindeki özen... Tüm bu detaylar Özsüt’ün dünya markası olma yolunda emin adımlarla ilerlediğinin bir göstergesi...

Buluşmamızın konusu Özsüt’ün çıkarmış olduğu yeni bir lezzet olan Frambuazlı Güllaç’ın tanıtımıydı. Özsüt bizlere sürpriz yaparak diğer güllaç lezzetlerinden de ikram etti, özellikle Karadutla yapılan (içerisinde süt bulunmayıp bal, lor, ceviz ve karaduttan yapılan) güllaçı (Dutlaç) denemenizi öneririm. Frambuazlı Güllaç Özsüt’ün kendini geliştirmesine ve yeni tatları kesfedip ortaya çıkarmasına en güzel örnek aslında, klasik güllaç lezzetinin biraz daha dışına çıkıp insanın içini serinleten, damaklarınızda tatlı bir esinti bırakan hoş bir tatlı olmuş. İçerisinde gülsuyu bulunmayan (ki sırf gülsuyu var diye güllaç lezzetinden mahrum kalanlar için güzel bir sürpriz olacak) beyaz çikolata ve frambuazla yapılmış hafif ve hoş bir lezzet armonisi oluşturmakta. Frambuaz aşığı tatlı severlerin vazgeçemeyeceği bu lezzeti vakit kaybetmeden tatmanızı öneririm. Frambuazı ve güllaçı bir de böyle deneyin.

Özsüt firmasının hazırlamış olduğu etkinlikten bizler büyük bir keyifle ayrıldık. Bundan sonraki lezzetlerini de tanıtma fırsatımız olacak, ayrıca etkinlikte sıkça konu olan bu lezzetlerin üretim tesislerini de gezmek istediğimizi belirtmek isterim.
Darısı diğer İzmir'e, Ege'ye mal olmuş firmaların başına...

19 Ağustos 2010 Perşembe

Tavuklu ve Nohutlu Bulgur Pilavı

 
 
Pilav denince hemen aklımıza pirinç pilavı gelir, onun yanında bulgur pilavı biraz üvey evlat gibi  kalır :) Ben bulgur pilavını da çok severim, ama sadece su ve salça ilavesiyle pişeni değil... İçinde ne kadar bol çeşit olursa o kadar lezzetli oluyor bana göre... En azından soğan, biber ve domates mutlaka olmalı. Bazen ufak ufak doğradığım patates ve havucu da ekliyorum bulgur pilavına. Bu kez ise tavuk ve nohut ekledim, klasik bulgur pilavından biraz daha uğraştırıcı olsa da çok lezzetliydi.
 
Malzemeler:
  • 1 su bardağı bulgur
  • 2-3 yemek kaşığı sıvı yağ
  • 1 yemek kaşığı tereyağ (isteğe bağlı)
  • 1 adet soğan
  • 1 adet yeşil biber
  • 1 adet kırmızı biber
  • 1-2 parça kemiksiz tavuk (ben kalça kullandım) 
  • 1 tatlı kaşığı salça
  • 1-2 adet domates
  • 1 kase haşlanmış nohut
  • 1 adet tavuk bulyon ya da tavuk suyu
  • Su
Yapılışı:

  • Yemeklik doğranan soğanlar yağda biraz kavrulur, ardından doğranan yeşil ve kırmızı biberler eklenir.
  • Soğan ve biberler kavrulduktan sonra minik minik doğranan tavuklar eklenir, tavuk suyunu salıp çekene kadar kavrulur.
  • Ardından salça ve rendelenmiş domatesler eklenir, karıştırılır (salçayı bu mevsimde domateslerin rendi olmadığı için ekliyoruz mevsiminde sadece domates kullanılabilir.)
  • Ardından bulgur eklenir bir iki kez karıştırılır ve üzerini geçecek kadar kaynar su ilave edilir. (ben pilav gibi 1'e 2 su ekliyorum, ama bu kullandığınız bulgura göre değişebililir)
  • Haşlanmış nojutlar eklenir (ben dondurucudan önceden haşladıklarımı kullandım)
  • Bulyon, tuz ve baharatları eklenir, kısık ateşte suyunu çekene kadar (yaklaşık 15 dakika) pişirilir.
  • Yanına yoğurt ya da turşu yakışacaktır :)

Şeftalili Limonata


Yaz sıcaklarında orucunda etkisiyle had safhaya ulaşan susuzluğunuzu dindirecek bir içecek tarifimiz var bugün. Hazır meyve suyu yerine farklı ve pratik bir sunumla misafirlerinize kendi hazırladığınız bu içeceği ikram edebilirsiniz.

Malzemeler: (3-4 kişi için)
  • 2-3 adet şeftali
  • 3 top dondurma (ananas, mango, şeftali vs) (ben Carte Dor ananas sorbe kullandım)
  • 2 su bardağı limonata (hazır ya da ev yapımı)
  • 3-4 adet buz
Yapılışı:
  • Şeftalilerin kabuklarını soyun, çekirdeğini çıkarın.
  • Bütün malzemeleri blenderdan geçirin.
  • Soğuk olarak servis edin.

18 Ağustos 2010 Çarşamba

Pembe Salata (Şalgamlı Bulgur Salatası)


Melike'nin sofrasında dikkatimi en çok çeken lezzet bu salata olmuştu. Pembiş renginyle olduğu kadar lezzetiyle de iftar sofralarınıza yakışacağını düşündüğüm bu salatayı sizlerin de beğeneceğini umuyorum. 

Tarif için teşekkürler Melikecim!

Malzemeler:
  • 1 su bardağı bulgur (iri taneli)
  • 2 su bardağı şalgam suyu
  • 5-6 dal maydanoz, dereotu
  • 1-2 yemek kaşığı mısır

Sosu için:
  • Limon
  • Zeytinyağı
  • 1-2 diş ezilmiş sarımsak
Yapılışı:
  • Bulgur, şalgam suyu ile tamamen suyunu çekene kadar haşlanır.
  • Yeşillikler doğranır.
  • Damak tadınıza göre istediğiniz ölçülerle hazırladığınız sos salataya eklenip karıştırılır.
  • Üzeri mısırla süslenir.
    Not:
    • Şalgam suyunun tuzu yeterli olmazsa tuz ekleyebilirsiniz.
    • Acı seviyorsanız şalgam suyunu acılı seçebilirsiniz.
    • Farklı malzemelerle bu salatayı çeşitlendirebilirsiniz.
    • Bulgurun yanı sıra buğday ve pirinçle de iyi olacağını düşünüyorum.

    17 Ağustos 2010 Salı

    Ramazan Birlikte Güzel... Melike'nin Sofrası...


    Bugün sizlerle Melike'nin hazırladığı sofrayı paylaşmak istiyorum. Bu güzel sofra, iftar hazırlığında olanlara hem menüsü hem de farklı sunum şekilleriyle fikir verecektir. Özenle hazırladığı nefis yemekleri için Melike'ye teşekkür ediyor, menü ve detaylara geçiyorum.

    Menü
    Çorba:
    • Buğdaylı Yayla Çorbası
    Salata ve Zeytinyağlılar:
    • Yoğurtlu Semizotu
    • Pazı Sarması
    • Pembe Salata
    • Patates Çanağında Garnitür
    • Zeytinyağlı Yeşil Fasulye
    • Mevsim Salata
    Ana yemek:
    • Fırında Tavuk
    • Şehriyeli Pirinç Pilavı
    Tatlı:
     
    Sofradaki şirin tuzluk ve Melike'nin yaptığı peçetelikler...  
     
    Buğdaylı Yayla Çorbası  
    Yoğurtlu Semizotu, Pembe Salata ve Pazı Sarması
     
    Zeytinyağlı Yeşil Fasulye, Patates Çanağında Garnitür, Mevsim Salata

    Ana yemek tabağı