30 Eylül 2010 Perşembe

Domatesli Bulgur Pilavı


Her zaman bulgur pilavımın çok lezzetli olduğu söylenir :) Nedeni nedir bilmiyorum ama yaptığım gibi yazdım tarifi de.. Sanırım sevdiğim bir yemek olduğu için özenerek yapıyorum sırrı da bu :) Bulgur pilavını sade sevmiyorum, salçayla da... Sadece bol domatesli, soğanlı... hali hoşuma gidiyor. Peki siziz favoriniz hangisi?
Yanına yoğurt ve turşu olsun başka da bir şey istemem :)
 
Malzemeler:
  • 1 su bardağı pilavlık bulgur
  • 2-3 yemek kaşığı sıvı yağ
  • 1 adet soğan
  • 1-2 diş sarımsak
  • 1-2 adet yeşil biber
  • 1 adet kırmızı biber
  • 2-3 adet domates
  • Tuz
  • Baharat (nane, karabier vs.)
  • Tavuk suyu ya da bulyon
  • Su

Yapılışı:

  • Soğanı ince ince doğrayın sıvı yağda kavurun.
  • Biraz kavurduktan sonra sarımsak ve biberleri ekleyin, soluncaya kadar kavurun.
  • Bulguru ekleyin, 1-2 kez karıştırdıktan sonra rendelenmiş domatesleri ekleyin.
  • Domatesleri de kavurduktan sonra tuz, baharat, tavuk suyu ve suyunu da ekleyin kısık ateşte pişirin.

29 Eylül 2010 Çarşamba

Kabak Çiçeği Dolması


Tıpkı tombul kabak dolması gibi bu kabak çiçekleri de bahar aylarında yapıldı, ancak bir türlü yazılamadı... Zamanı geçti derken yine geçen haftalarda pazarda görülünce yazmaya karar verildi..  Ege'ye has bu güzel dolmayı bu taraflara yolunuz düşerse mutlaka deneyin, yöresel yemek yapan yerlerde ve balık restoranlarında mutlaka karşınıza çıkacaktır. Eğer yaşadığınız yerde pazarda, markette vs bulursanız kaçırmayın alın ve kendiniz yapın, inanın yapımı zor değil...


Malzemeler:
  • 10-12 adet kabak çiçeği
  • 1 adet soğan
  • 1 çay bardağı pirinç
  • 4 çorba kaşığı zeytinyağı
  • Baharatlar (nane, karabiber, yenibahar)
  • Maydanoz, dereotu
  • Taze nane
  • Tuz
  • Su
Yapılışı:
  • Kabaklar yıkanır, içindeki tohumlar dikkatlice koparılır.
  • Soğanlar ince ince doğranır, zeytinyağında kavrulur.
  • Yıkanıp süzülmüş pirinç eklenir, 1-2 dakika kavrulur, tuz ve baharatlar eklenir.
  • Bir miktar su eklenip (üzerini geçmesin) kısık ateşte pişirin. (kabak çiçekleri ile de pişeceği için hafif diri kalsın lapalaşmasınlar)
  • Soğuyan iç harca kıyılmış nane ve maydanozu ekleyip karıştırın.
  • Kabak çiçeklerinin içine bu harcı doldurun ve yapraklarıyla ağzını iyice kapayın.
  • Kabak çiçeklerini tabanı yapışmayacak bir tencereye dizin, üzerine çok az zeytinyağı ve tencerenin yarısını geçmeyecek kadar su gezdirip kısık ateşte 15-20 dakika pişirin. (isteyen fırında da pişirebilir)
  • Soğuk olarak servis yapın.
Not


  • Aslında zeytinyağlı dolmada kavrulmuş fıstık, kuş üzümü ve tarçın da bulunur. Biz damak tadımıza uymadığı için eklemiyoruz, sevenler ekleyebilir.

26 Eylül 2010 Pazar

Dalyan Restoran: Cevat'ın Yeri

Gurmemiz bizi bugün nefis bir balık restoranına götürüyor. Çeşme'ye yolunuz düşerse denemenizi tavsiye ederek sizi Gurme'nin yazısıyla başbaşa bırakıyorum.

***




Balık, insanoğlunun yaratılışından bugüne hep hayatın içerisinde olmuştur. İnsanoğlunun geçmişten günümüze zevkle yediği besinlerin başında gelir. Denizin uçsuz bucaksızlığında kendi başına yaşayan balık, küçük ama özgür dünyasında bize hayranlık uyandırırken tadıyla damaklarımızda hoş tatlar bırakıyor. Hayatımızın vazgeçilmezlerindendir balık, bu yüzden balık yiyeceğimiz mekânları özenle seçeriz.


Deniz kentinde yaşamak beni hep mutlu etmiştir, birbirinden güzel restoranları tanıma fırsatını bulmuş ve bu restoranlarda Ege’nin onlarca çeşit balığını bulup, çeşit çeşit mezelerinin tadını çıkarmışımdır. Bugün sizlere bu balık restoranlarından birisinden, İzmir’in ve Çeşme’nin vazgeçilmez mekânı olan “Dalyan Restoran Cevat’ın Yeri”nden bahsedeceğim.


Çeşme’de bulunan “Dalyan Restoran Cevat’ın Yeri” İzmir’de iyi balık yiyebileceğiniz yerlerin başında gelmektedir. Çeşme’de tatil yapıyorsanız balık için muhakkak Dalyan’ı tercih etmelisiniz, Dalyan’da ise tabii ki Dalyan Restoranı. Yat limanın deniz yönünde girişinde bulunan bu lezzet mekânı, ortamı ve yaptığı işe verdiği ciddiyetiyle örnek olacak bir müessese. Cevat Bey sürekli işin başında, balıkları kendi eliyle hazırlıyor, mezeleri ve balık türleri bir harika. 1975 yılından beri İzmirlilerin uğrak yeri bu güzel mekân.


Burada deniz ürünlerini en taze haliyle bulabilirsiniz, mevsimine göre balıklar da değişmekte ama çupra ve levrek her zaman sizler için hazır. Genel olarak sinarit, lagos, barbun, tekir, lüfer, kalkan, kalamar, karides, ahtapot, ıstakoz bulabileceğiniz deniz ürünlerinden. Balığın türüne göre pişirme şekli de değişmekte.  


Bütün bu çeşitler içerisinde ızgarada hazırlanmış çupranın vazgeçilmezim olduğunu söylemeliyim. Ara sıcak olarak da balıkçı böreği, karides, ızgara, midye tava, sardalya dolma, kalamar gibi lezzetleri deneyebilirsiniz.





Bir balık restoranının olmazsa olmazı olan meze reyonu da oldukça iddialı Dalyan Restoran’da. Deniz börülcesi, şevketi bostan, şakşuka, midye salatası, radika, ahtapot salatası, cibes otuza yakın meze çeşidinden bazıları. Şansınız varsa lakerda ve kabak çiçeği dolmasının tadına da bakabilirsiniz. Yemek sonrası tatlı için yeriniz kalırsa kalburabastı, helva tarama, fırında helva, kabak tatlısı buradaki tatlılardan sadece birkaçı.
  
Hizmet anlayışına gelince profesyonel garsonlardan hizmet alıyorsunuz bu da sizi mutlu kılıyor ayrıca deniz kenarında yemek yemenin keyfi gerçekten bir başka, ortam çok temiz ve müşteri memnuniyeti üst düzeyde tutuluyor. Fiyat olarak içecekler hariç kişi başı 35-40 Lira arası dilediğiniz lezzetlerden tadabiliyorsunuz. Ailenizle, dostlarınızla güzel bir akşam geçirmek için Dalyan Restoran iyi bir seçim, tavsiye ederim.


Ambiyans         : 3 ***
Fiyat                : 3 ***
Lezzet              : 4 ****
Not: Puanlama 5 üzerindendir.


Adres              : Dalyan Mah. Liman Cad. No: 161 Çeşme-İZMİR
Tel                   : 0232 7247045
Web Adres      : http://www.dalyanrestaurant.com/

24 Eylül 2010 Cuma

Nişastalı Kek


Hep söylediğim gibi en sevdiğim hamur işlerinden biri kek. Sabah kahvaltıda sütle, öğleden sonra çayın yanında akşam yemekten sonra da tatlı niyetine yiyebilirim :) Hal böyle olunca sık sık farklı tariflerle kek pişiyor bizim evde. Bu kek de içindeki nişastanın etkisiyle pastanelerde satılan kekler gibi oluyor. Dokusu pudingli keke benziyor. Sade, kakaolu ya da farklı iç malzemelerle zenginleştirebilirsiniz.

Malzemeler:
  • 3 yumurta
  • 1,5 su bardağı şeker
  • 1 su bardağı sıvı yağ
  • 1/2 su bardağı süt
  • 1/2 su bardağı mısır nişastası
  • 2 su bardağı un
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
Yapılışı:
  • Yumurta ve şeker çırpılır.
  • Sıvı yağ ve süt, ardından da kuru malzemeler (elenerek) eklenir.
  • İstenirse içine üzüm, ceviz gibi malzemeler katılır.
  • Yağlanmış kalıba dökülür ve 170 derecede pişirilir.

Girit Kabağı Dolması


Bir anne yemeği daha... Fazla söze gerek var mı, tabi ki çok lezzetliydi... Normal kabak dolması bana biraz yavan gelir, o yüzden bu tombul kabakların dolmasını daha çok seviyorum. Aslında anneciğim bunu yapalı epey oldu, o ara tarif yoğunluğudan yayınlayamadım sonra da zamanı geçti diye yazmadım. Ama geçen hafta pazarda yine bu kabaklardan görünce demek ki hala bulunabiliyor en iyisi yazayım dedim :)

Malzemeler:
  • 1/2 kilo tombul kabak
  • 100-150 gr kıyma
  • 1/2 çay bardağı pirinç
  • 2 adet kuru soğan
  • 1-2 adet domates (ya da 1 yemek kaşığı kadar salça)
  • Taze ya da kuru nane
  • Maydanoz, dereotu
  • Tuz
  • İstenen baharartlar
  • 2-3 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 1 tatlı kaşığı salça
  • Su

Yapılışı:
  • Kabakları yıkadıktan sonra üzerinden kapak kesin.
  • İçlerini oyun (kalan içi kacurup sarımsaklı yoğurtla nefis bir meze yapabilirsiniz.), biraz tuz ekleyin.
  • İç harcı için soğanı ince ince doğrayın, yıkanıp süzülmüş pirinci, kıymayı, rendelenmiş domatesi, doğranmış yeşillikleri, zeytinyağını, tuz ve baharatları ekleyin, karıştırın.
  • Dolmaların içine bu harcı paylaştırın, tencereye dizin.
  • Üzerine kesilen kapakları yerleştirin ve salçayı suyla ezerek hazırladığınız sosu dökün.
  • Orta ateşte pişirin. 
Not:

  • Annem bazen kıyma yerine minik doğranmış tavukla da yapıyor bu dolmayı.
  • İç malzemeniz kalırsa domates, kırmızı biber gibi evinizdeki diğer sebzelerle değerlendirebilirsiniz.

21 Eylül 2010 Salı

İzmir'de Bir Meksika Restoranı: Tex Mex

Gurmemiz bizi dünya mutfaklarında gezdirmeye devam ediyor, güzel bir Hint restoranı olan Taj Mahal'den sonra sırada şimdi de Meksika mutfağının örneklerini sunan Tex Mex var. Sizi gurmemizin bu keyifli yazısıyla başbaşa bırakıyorum.
***


Yemek, insanlık tarihinin geçmişten günümüze ihtiyaçlarının başında geliyor, yemeği kültüre dönüştürme ise toplumun tarihi ve çeşitliliği ile doğrudan ilgili. İzmir gibi bir yerde yaşıyorsanız bu kültürel çeşitliliği yemeklerde de görmeniz mümkün, bu da İzmirliler ve Egeliler için bir şans diyebiliriz. Bu gün sizlerle kültürel çeşitliliğini yemeklerine güzel bir şekilde yansıtmayı başarmış İzmir’in özel mekanlarından Tex Mex’den bahsedeceğiz. İspanyolların ve Kızılderililerin Texas ve New Mexico’da ortaya çıkardıkları bu yemek kültürü Meksika yemeklerinin de başlıca lezzetlerini oluşturuyor.

 

Yakın bir zamanda İzmir'de açılan Tex Mex, farklı lezzetleri arayanların başlıca gözde yerlerinden biri olacak. Şehirden ayrı ama şehre bir o kadar yakın olan, manzarasıyla sizleri büyüleyecek bir mekân Tex Mex. Balçova otobanı üzerinde Limontepe semtine yakın bulunan restorana ulaşım -arabanız varsa- oldukça kolay.

 

Restoranın ambiyansı güzel olmakla beraber, özellikle bahçesi ve belli akşamlarda yapılan canlı performanslar ortama ayrı bir güzellik katıyor.


Bu restorandaki başlıca lezzetlere gelince, ilk defa geliyorsanız muhakkak fajitalarını denemelisiniz, soslarıyla beraber hoşunuza gideceğini tahmin ediyorum. Günümüzde birçok yerde fajita yapılmakla beraber bu yemeği yerinde yemek gerçek lezzeti tatmanıza katkı sağlayacaktır. Chicken Quesidillas denemenizi önereceğim bir diğer lezzet, tadını unutamayacaksınız. Bu önerileri verirken bir hatırlatmada da bulunmakta yarar var yemekler ve soslar acılı ve baharatlıdır yedikleri konusunda hassas davranıp midesini düşünenler yemeden önce bir daha bu durumu gözden geçirmeliler.

Burritos Beef bizim dürüme benzeyen, tortilla ekmeğine sarılan jülyen kesilmiş biftek diyebiliriz, soslarıyla ağzınızda hoş bir lezzet bırakıyor. Bu güzel mekanda deneyebileceğiniz birbirinden güzel lezzetler var füme edilmiş etlerden tutun, ilk defa tadacağınız soslara kadar. Tatlı menüsü olarak çok zengin bir menü beklememek gerek kendine has tatlıları bulunmakla beraber önerebileceğimiz herhangi bir tatlısı bana göre bulunmamakta, yine de deneyip farklı lezzetlerin tadına varmış olursunuz.

Bu mekanla ilgili söyleyebileceğim, bahar aylarında ve yazın en keyifli zamanları diyebiliriz, bahçesinin keyfini ve Latin müziğinin o güzel ezgilerini doyasıya yaşayabilirsiniz, ayrıca canlı müzik günlerinde gitmenizi öneririm.

Fiyat olarak içecekler hariç kişi başı 30-40 Lira aralığında bu lezzetlerin tadına varabilirsiniz. Ambiyansı ve yaşattıklarıyla bu fiyatın bu güzel mekan için oldukça iyi olduğunu belirtmek gerekir.

Ambiyans       : 4 ****
Fiyat               : 4 ****
Lezzet             : 4 ****


Rezervasyon Tel         : 0232 2792352 – 0232 2792110
Adres                          : Balçova Otabanı, Limontepe Mevkii, Selway AVM Karşısı

18 Eylül 2010 Cumartesi

Evde Kumpir Yapımı

 
 

Kumpir sever misiniz? Biz içinde patates olan her şeyi sevdiğimiz gibi kumpiri de çok severiz. Çoğunlukla dışarda yemeyi tercih etsek de ara sıra evde hazırladığımız da oluyor. Ben kumpirin üzerinde çok fazla meze çeşidi sevmiyorum tatları birbirine karışıyor ve patatesin tadını bastırıyor. O yüzden biz az malzeme kullandık, siz üst malzemesini damak tadınıza göre çeşitlendirebilirsiniz.

Hepinize güzel bir hafta sonu diler, kumpiri denemenizi tavsiye ederim :)

Malzemelerde ölçü vermiyorum kişi sayısına göre ayarlayabilirsiniz.

Malzemeler:
  • Kumpirlik iri patates
  • Tuz
  • Kaşar rendesi
  • Tereyağ
Üstü için
  • Haydari
  • Mısır
  • Biberli zeytin
  • Sosis, suuck...
  • Ketçap, mayonez
  • Kapari, turşu vs. 
 Yapılışı:
  • Pataesler yıkanır, kurulanır, birkaç yerinden bıçağın ucu ya da çatalla delinir, fırın ızgarasına dizilir. (biz 1-2 tanesini folyoyla kapladık kaplananın içi de dışıda yumuşak kalıyor haşlanmış patates gibi, dışı kaplanmayanın kabuk kısmı da közlenmiş gibi oluyor tercih sizin)
  • Yaklaşık 45-50 dakika fırının en yüksek ayarında pişirilir. (pişme süresi fırınınıza göre değişebilir, bir çatal ya da bıçakla yumuşayıp yumuşamadığını arada kontrol etmekte fayda var.)
  •  Patatesler pişerken kullanacağınız iç malzemeyi hazırlayın.
 
  • Patatesler pişip ilk sıcaklığı çıktıktan sonra bıçakla üzerinden bir kapak açılır.
  • İçine damak tadınıza uygun miktarda tuz, tereyağı ve kaşar rendesi eklenir ve karıştırılır. (kaşıkla patatesin içini bir kaba alıp bu malzemeleri ekleyip iyice karıştırdıktan sonra tekrar patatese doldurabilirsiniz, karıştırmakta zorlanırsanız bu şekilde de deneyebilirsiniz.)
  • Daha sonra üst malzemelerinizi dilediğiniz şekilde üzerine ekleyin ve afiyetle kendi yaptığınız kumpiri yiyin :)

14 Eylül 2010 Salı

Pişi / Hamur Kızartması


Her zaman derim anne yemeği gibisi olmaz... Bu pişiyi de anneciğim bizi ramazan öncesi kahvaltıya çağırdığı bir sabah hazırlamıştı. Kahvaltıyı oldum olası severim hele böyle özel lezzetler olunca... Bir de sevdiklerin yanındaysa daha ne olsun... Yaz sıcaklarında kızartma biraz ağır olur diye düşünsem de afiyetle yedim, anne elinden çıktığı için herhalde ağır filan gelmedi :) Sizin için hemen tarfini not aldım, belki siz de kahvaltı ya da çay saati için hazırlamak istersiniz...


Malzemeler:
  • 1 su bardağı sıvı yağ (yarısı mısırözü yarısı zeytinyağı)
  • 2 su bardağı süt
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1/2 tatlı kaşığı tuz
  • Aldığı kadar un
  • Sıvı yağ (kızartmak için)
Yapılışı:
  • Sıvı yağ ve süt karıştırılır, tuz ve kadartma tozu eklenmiş un yavaş yavaş sıvı karışıma eklenir.
  • Poğaça hamuru gibi oluncaya kadar un eklenir, yoğrulur. (hamur ne sert ne de yumuşak olacak)
  • Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparılır, elle yassılaştırılır.
  • Hamur parçaları kızgın yağda her iki tarafı da çevrilerek kızartılır.

Not:

  • Vaktiniz varsa hamuru üzeri kapalı olarak 10 dakika kadar dinlendirin, yoksa da sorun olmaz :)
  • Yağ kızmadan hamuru atarsanız çok yağ emer.
  • Kızartırken başından ayrılmayın, çok çabuk kızarıyor.
  • İsterseniz içine peynir, kavrulmuş kıyma, patates gibi iç malzeme koyup kapattarak kızartabilirsiniz.
  • Sade yaparsanız kahvaltı dışında mesela çay saatinde yanında peynirle servis edebilirsiniz.
  • Merdaneyle açıp (çok ince olmayacak şekilde) kalıpla ya da bıçakla kesip (mesela kare kare) şekilli de yapabilirsiniz.
  • Farklı bir lezzet için hamura çörek otu ekleyebilirsiniz (Oktay Ustamda görmüştüm, bardakla kesip halka halka kızartmıştı)

12 Eylül 2010 Pazar

Arpa Şehriyeli Yayla Çorbası



Yemeğe gelen misafirlerime menü hazırlarken karar vermekte en çok zorlandığım çeşit çorba oluyor genelde. Bir yandan mercimek, yayla gibi her zaman yaptığımız klasik çorbaları yapmak istemezken bir yandan da mantar, kabak, bezelye gibi daha değişik ama herkesin sevmeyebileceği riskli bir çorba da sunmak istemiyorum. Hal böyle olunca bildik bir lezzeti farklı bir dokunuşla sunmak iyi bir çözüm oldu benim için. Bu çorbayı birkaç kez yaptım ramazan boyunca, her seferinde de tadanlar çok sevdi. Başta göz kararı yaptığım çorbanın artık ölçülerini de oturtabildiğime göre sizlerle paylaşabilirim. Belki denemek istersiniz...

Malzemeler:
  • 1 çay bardağı arpa şehriye
  • 2,5 su bardağı yoğurt (500 gr.)
  • 1 yemek kaşığı un
  • 1 yumurta
  • 1 su bardağı tavuk suyu ya da 1 adet bulyon
  • 3-4 su bardağı su
  • Tuz
Üzerine:
  • 1 yemek kaşığı tereyağ
  • Nane
Yapılışı:
  • Arpa şehriyeler teflon tava yağ eklemeden hafif sararıncaya kadar kavrulur. (böylece hem kokulu ve daha lezzetli oluyor hem de ertesi güne kaldığında şehriye şişmiyor.)
  • Çorba tenceresine kavrulan şehriye, yoğurt, un, yumurta ve biraz su eklenip çırpılır, ocağa alınır ve çorba kaynayana kadar sürekli karıştırılır. (bu yüzden başta suyu az koyup çabuk kaynamasını sağlamak mantıklı)
  • Kaynadıktan sonra tavuk suyu ya da bulyon ve tuzu eklenir, kaynar su eklenerek kıvamı ayarlanır.
  • Kısık ateşte ara sıra karıştırarak 15-20 dakika şehriyeler pişip çorba özleşene kadar pişirilir.
  • Bir sosluk veya cezvede eritilen tereyağına eklenen naneyi, ister çorbaya ekleyip karıştırın, ister servis anında çorbanın üzerine gezdirin.

Not:
  • Bu çorbada ve diğer yoğurtlu çorbalarda kesilme problemi yaşamamak için iki şeye dikkat etmek lazım: biri çorba kaynayana kadar sürekli karıştırmak, diğeri ise tuzu ve bulyonu çorba kaynayınca eklemek. Bunlara dikkat edilirse tarifte yumurta da olduğundan kesilmeyen ve kıvamı pürüzsüz bir çorbanız olacaktır.

8 Eylül 2010 Çarşamba

Pratik Şöbiyet




Bugün bir ramazan ayını daha geride bıraktık, bunun burukluğu ile bayram sevinci bir arada... Bu ayda sevdiklerimle sık sık görüştüm, onlarla güzel sofralarda bir araya geldim, uzun uzun sohbetler ettim... Bu ayın huzurunu, bereketini, güzelliğini sürekli hissettim. İnşallah hepiniz için ramazan aynı güzellikte geçmiştir...

Ve... Her güzel şey gibi bunun da sonuna geldik... Bugün bayram... Hep eski bayramların güzelliğinden bahsediliyor ama anı güzelleştiren biraz da biz değil miyiz? O yüzden bayramları tatil gibi görmek yerine sevdiklerimizi ziyaret etmeye, onları -özellikle çocukları- ufak hediyelerle de olsa mutlu etmeye biraz daha özen göstersek belki eski zamanları özlememize hiç gerek kalmayacak. Çocukken bayramda bana verilen çorap, toka, mendil gibi hediyeleri hala hatırlıyorum, hele bir çiçek işlemeli mendil vardı ki yıllar yılı saklamıştım :) O zaman "bayramlık" diye bir tabir vardı, herhalde şimdiki kadar sık kıyafet, ayakkabı alınmıyordu ki bayramda alınanları giyme heyecanı bambaşkaydı...

Bayramın hepimiz için sağlıklı, mutlu be huzurlu geçmesini dileyerek tarifime geçiyorum efendim...

***

Hem çok pratik bir tatlı yapıp hem de takdirleri toplamak ister misiniz? O zaman bu tatlıyı kesinlikle misafirleriniz için denemelisiniz. Ben ne zaman bu pratik şöbiyeti yapsam, herkesin "tatlı hazır herhalde" yorumunu yapıyor, ben de gururla ben yaptım diyorum, tabi ne kadar kolay olduğundan söz etmeden, bu kısmı aramızda kalsın :)

Malzemeler:
  • 10-12 adet milföy
  • 2 yemek kaşığı irmik
  • 1-1,5 su bardağı süt
  • 2 yemek kaşığı tereyağ
Şerbet:
  • 3 su bardağı şeker
  • 3 su bardağı su
  • 1 dilim limon
Yapılışı:
  • Milföyleri dolaptan çıkarın, yumuşamaya başlasın.
  • Bir tarafta şeker ve su ile şerbetinizi hazırlayın, kaynamaya başlayınce limon dilimini ekleyin, 5 dakika sonra kapatın. Şerbeti sopumaya bırakın.
  • Küçük bir kap ya da cezvede irmik ve sütü koyulaşana kadar pişirin (göz göz olduktan 1-2 dakika sonra kapatabilirsiniz, kıvamı çok katı da çok sıvı da olmasın, irmiğin biraz bekleyince katılaşacağını da hesaba katın)
  • Milföyleri ikiye bölün (ben bir daha ki sefere merdaneyle biraz inceltip dörde bölmeyi düşünüyorum, bu şekliyle dörde bölünce içine harç koyamayacak kadar minik oluyor.)
şöbiyet 2
  • Milföylerin ortasına soğumuş olan irmikli muhallebiden koyun, isterseniz ceviz ekleyin.
  • Milföyleri kapatın, kenarlarını hafif bastırın pişerken açılmasın.
  • Servis edeceğiniz zamana birkaç saat kala fırın tepsisine dizin, üzerine eritilmiş tereyağını fırçayla sürün, yağ kalırsa onu da tepsiye dökün.
  • Üzeri kızarana kadar 170 derecede pişirin.
  • Fırından çıkan tatlıları servis yapacağınız tabağa alın, tatlı sıcakken soğumuş olan şerbetinizi her tarafına değecek şekilde gezdirin.
  • Biraz şerbetini çektikten sonra toz antep fıstığı ile süsleyin.
  • Fazla bekletmeden servis yapın.
Not:
  • Bu tatlıyı aynı gün içerisinde tüketmenizi öneririm, yapıldığı gün çıtır çıtır oluyor, ertesi gün ise yumuşadığı için lezzetini kaybediyor.
  • Benim şerbetim biraz fazla geldi kavanoza alıp dolaba kaldırarak başka bir tatlıda değerlendirmeyi düşündüm.

Abimlerde Güzel Bir Akşam...


Bu güzel iftar sofrasını bizim için abimin eşi Fadime abla hazırladı. Menü tam bana göreydi, çünkü balık vardı :) Hem de daha önce yemediğim bir balık türü... Japonya'dan gelen bir balık olduğunu öğrendiğim panga balığı o akşamki favorimdi. Tabi diğer yemekler de birbirinden lezzetliydi. Ama hep söylediğim gibi en güzeli ailece bir arada olmaktı. Fadime ablama ve abime emekleri için teşekkür ederken sizi menü ve fotoğraflarla başbaşa bırakıyorum....

Tavuklu Arpa Şehriye Çorbası

Karışık Salata


Zeytinyağlı Yeşil Fasulye

Fırında Patates ve Soğan


7 Eylül 2010 Salı

Annemlerde İftar Yemeği


Geçen hafta biz, abimler ve kayınvalidemlerden oluşan kalabalık bir grup olarak annemlerde toplandık. Anneciğim her zaman olduğu gibi sevgisini kattığı lezzetli mi lezzetli yemekler hazırlamıştı. Ah anne yemekleri... Ramazandan sonra en çok özleyeceğim şeylerden biri sık sık bir araya gelinen aile ve dost sofraları olacak sanırım.

Anneciğimin hazırladıklarına gelince...

Menüdekiler:
Çorba:
Salata ve mezeler:
Ana yemek:
Tatlı:


  • Sakızlı Sütlaç

 





Ana yemek tabağı


Sakızlı Sütlaç

İftar Soframız


Ramazanın sonuna yaklaştığımız şu günlerde sizlerle paylaşmak istediğim üç güzel iftar sofrası var. Bunlardan bir tanesini geçen hafta sonu gelen misafirlerimiz için hazırladım. Paylaşacağım diğer iki sofra ise anneme ve ablama ait. Bayram öncesi ramazana ait sofraları tamamlamak istediğim için tarifleri daha sonra yazacağım, blogda olanları işaretledim zaten. Bu kez lafı çok fazla uzatmadan menüye geçiyorum....

 

Menüdekiler:
Çorba:
Salata ve mezeler:
Ana yemek:
  • Fırın Poşetinde Tavuk Şiş
  • Sebzeli Pirinç Pilavı
  • Pastırmalı Fırıldaklar
Tatlı:

  








 



Patlıcan Rulo




Patates ve Havuç Salatası


Fırın Poşetinde Tavuk Şiş
Sebzeli Pirinç Pilavı


Pastırmalı Fırıldaklar